Maraton deyip de gecme..

Posted on Updated on

Merhaba,

Simdiye kadarki surecte ya bir yaris raporu ya bir analiz ya da bir hazirlik takvimi paylastigim blog sayfamda bugün maratonun biraz daha felsefi yanina deginecegim.

Maratonu farkli ve vazgecilmez kilan nedir, insanlarin tutkuyla baglanmasinin arkasinda yatan sebepler nelerdir gibi..

Uzun mesafe kosucusu olmak baska birseydir. ‘Ben maraton kosacagim’ demek cesaret ister. Yürek ister. Aklina hükmedebilmek, bacaklarina söz gecirebilmek öyle kolay degildir.

Kosmamak icin bahane ararsan coktur, motivasyon ise neredeyse yok..

Kendini bu ise resmen adarsin. Gecen gunduzun kalmaz. Her antrenman bir yaristir, ama hep kendinle yarisirsin. Sabah, aksam demeden; soguk, sicak demeden; yagmur, camur demeden yuzlesirsin kendinle.

Mesafeler acimasiz, yolun uzundur. Yokuslar zalimse sen de zalimlesirsin, hava kotuyse karartirsin gozunu, dertliysen o gun asfalt ceker acisini.

Is hayati, sosyal hayat, kisisel gelisim, arkadaslarin.. Hayat devam eder, onlara da yetisirsin bir yandan. Ama bitis cizgisinden gectigin ani hayal eder durursun hep.

Yarim kalmis hesaplarini kaparsin kosarken ya da yeni hesaplar acarsin. Ic sesin alir goturur seni hep bir yerlere.

Yolun sonu yolun basidir. Her seferinde baska bir sen olarak baslarsin kosmaya. 

Bu yuzden yalnizdir maratoncu. Uzun mesafecinin yalnizligini ancak bir baska uzun mesafeci anlar.

Bacaklari tukenirse kollari durmaz, kollar biterse beyin alir sazi eline, beyne hukum gecmezse yuregiyle kosar. Ama kosar.. 

Deli dana gibi degil, disiplinle kosariz biz.

Her yaris bir stratejidir: nabzimizi, hizimizi, rakibimizi, durusumuzu, enerjimizi, hedefimizi surekli gozlemler, sag duyuyla kosariz.

Parkuru, cevreyi, havayi yani her seyi hesaba katariz. Bu Taktik savasindan galip cikmak icin önce maratonun ne oldugunu iyi idrak etmek gerekir.

Sadece bacaklariyla maraton kosacagini sananlar büyük yanilgi icindedir halbuki:

Maratonu ozetlemek isterseniz her bolümü ayri degerlendirmeniz gerekir. Cünkü her mesafede farkli bir mücadele farkli ögretilerle, farkli zorluklarla cikar karsiniza:

  • Ilk 10 km si keyiftir, maratonun. Uyum saglama, gozlemleme, Dogru nefes ritmini yakalama, ani yasamak ve güzellikleri tecrübe etme yeridir.

0-10 arasi “Heyecan” götürür seni..

  • 10-20 arasi kontroldür, disiplindir. Azicik böbürlen, azicik havalara gir bak ne oluyor sonrasinda.. Eger iyi hazirlandiysan, antrenman sayesinde öyle havali havali, gögsün dimdik devam edersin asfaltta. Kortejin de saglamdir, durusun da. Ama aslinda firtina öncesi sessizliktir.

10-20 arasi “Bacaklar” götürür seni..

  • 20-30 arasi yüzlesmedir, oyunun geri kalanina meydan okudugun kisimdir. Bacaklar titremeye baslar, tereddütler hasil olur. Terler akar, susarsin, düsünürsün. Dislerini sikarsin, gozlerini kisarsin olmaz. Onundekinden sagindakinden guc alirsin, yetmez. Bacaklarina destek lazimdir. 

20-30 arasi “Kollarin” götürür seni..

  • 30-40 arasinda baska boyuta gecersin. 30 duvariyla tanisirsin. Fizyolojik olarak buyuk ihtimalle tukenmek uzeresindir. Yedek depo uyari sinyalleri gönderir durur beynine. Aci cekersin, birakmayi düsünürsün. Ya da yavaslamayi. Pes etmeyeceksen eger tek bir sansin vardir, o da beyne hükmetmek. Bacaklarin feryatlarina kulak vermemek.

30-40 arasi “Beyin” gotürür seni..

  • 40-42,19 arasi mi? Bu kisima cogunluk gecemez. Gectiysen eger mental sinavi verdin demektir. Hayal edersin sadece. Son enerjini dolan gözlerin besler, kosmak degildir aslinda, uykudan uyanma fazidir. Ama yepyeni bir insan olarak, bambaska bir sen kesfedersin icinde. Kabusun rüyaya, acinin gurura dönüstügü yerdir burasi.

40-42,19 arasi “Yüregin” götürür seni..

30ncu kilometrede bir maratoncu gorurseniz destekleyin onu. Sessizce ve tepkisizce izlemeyin donuk bakislarla. Tempo tutun mümkünse, alkislayin, bagirin cagirin. Formasinda yazan ismiyle hitap edin, tanimaniza gerek yok. Gözlerinin icine bakin ve inandiginizi hissettirin. O bakis karsiliksiz kalmayacak ve siz ne yaptiginizi o an daha iyi anlayacaksiniz.

Cunku kosmak sadece kosmak degildir..

Öyle havali, kafiyeli bir söz olmasa da benim icin hayati deger tasiyan bir ögreti ile bitirecegim bu yazimi. Bu sene kaybettigim rahmetli dedem, Köy Enstitüsü mezunu Emekli Ögretmen Ibrahim Atay bir gün Sultanahmet`teki evimizin balkonunda bana söyle demisti:

“Zor isler lezzetlidir, evlat.”

Bu sözü söylendigi yerde, Sultanahmet`te yasamak üzere, 12 Kasim`da düzenlenecek olan Istanbul Maratonu bitis cizgisinde görüsmek üzere.

(Süre hedefim ve teknik detaylar ile ilgili bir yazimi Eylül ayi icinde yazacagim)

Sevgiler,

Ümit

 

Reklamlar

Berlin Yari Maratonu Yaris Raporu

Posted on Updated on

Merhaba,

Kapak fotografindaki sure hikayenin de baslangici aslinda.. 21km yi 1 Saat 30 dakikanin altinda kosabilir miyim ?

++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++

2017 yilinin ilk yaris raporuyla karsinizdayim. Her zamanki gibi gorsel olarak zengin, yazili detaya fazla girmeden sizleri bilgilendirmeyi amacliyorum. Yazi hem bireysel performansima ve hikayeme ait detaylar, hem de Berlin Yari Maratonu`na dair genel gozlemlerimi iceriyor:

Berlin Yari Maratonu ile , buraya yerlestikten sonraki 6. ayimda, yurtdisindaki ilk resmi yarisima katildim.

Daha once resmi olarak 2 maraton (42km), 1 kere yari maraton (21k), 2 kere de 10Km kosmustum. (Triatlon musabakalarini haric tutuyorum). Daha onceki yazilarimda belirttigim gibi hedefim yari maratonu 90 dk. altina cekebilmekti. Hayatimda yaristigim ilk resmi yaris Halic Yari Maratonu ve derecem 112 dakikaydi.

HAZIRLIK:

Kisin soguk havayi firsata donusturerek Kasim ve Aralik aylarini spor salonunda vucut guclendirmeye ayirarak gecirdim. Daha onceki bir cok yarista vucut posturumun yarisin sonlarina dogru bozuldugunu ve bunlarin agrilara neden oldugunu hatirliyorum. Yuksek agirliklarla calismak yerine, daha hafif agirliklarla ama daha sik calisarak ust govdeyi guclendirdim. Ocak ayinin sonlarina dogru da kosu antrenmanlarimi kademeli arttirdim.

Kosu programimda genelde 4 tip kosu vardi:

  • Tempo
    • Yaristaki hedef hizimin bir miktar altinda, 1 saat boyunca devam ettirebilecegim siddette antrenmanlar
  • Uzun
    • 21k mertebesinde, tempo kosularin bir tik altinda, uzun mesafe calismalari
  • Interval
    • Belli mesafe araliklari arada kisa dinlenmelerle tekrarlayarak yapilan, siddeti en yuksek olan kosular (Ornek : 6 defa 800m`yi 90% siddetle kosmak)
  • Jog
    • Genelde zorlayici kosulardan sonra vucudun toparlanmasini saglayan cok yavas kosular

Hazirlik donemi boyunca yaptigim kosulara ait istatistik asagidadir;

Capture
Hazirlik Istatistikleri : Rakamlarla (Ocak – Subat Toplami)

 

Tablo kendini anlatiyor ama kisaca; 350 km mesafeyi, 23.000 kalori yakarak, 2.000 m tirmanip, ortalama 154 bpm nabizla tamamladigim 38 adet kosu antrenmanim olmus.

Yarisa hazirlik nedeniyle hep yaptigim gibi, ozellikle son haftalar boyunca protein ve karbonhidrat bazli beslendigimi, alkolden uzak durdugumu, sivi tuketimime ozen gosterdigimi belirtmekte fayda var. Bir diyet uzmani degilim ama okuyup, arastirdigim ve danistigim kadariyla bunlara dikkat edilmesi gerekiyor.

Evimin yakinindaki Volkspark kosu icin gayet uygundu. Zemini toprak & cakil karisimi, cevresi yesillik ve agaclarla cevrili, cok ufak tefek de olsa inis cikislari olan, bir turu yaklasik 3km lik bir parkur:

16427661_10158131707465065_6580603710808081842_n
Soguk kis gunlerindeki antrenmanlardan birisi..

Hazirlik surecini cok da uzatmak istemiyorum. Durust olmak gerekirse isin zor tarafi burasi. Is disinda vakit ayirip, sakatlanmadan, mesafeleri arttirarak, dogru beslenerek hedefe ilerlemek kolay is degil. Hele spor sizin icin meslek degil hobiyse, hic bir zaman birinci onceliginizde olmuyor. Yine de sonunda yasaginiz hedefe ulasma duygusu herseye degiyor bence:)

Yaristan bir gun once fuar alanindan yaris kitlerimizi alirken, bu hazirligin herseye degdigini anlamaya basliyorsunuz:

IMG_0262
Gogus numaramla fuar alaninda bir hatira fotografi..

 

 

YARIS GUNU:

Berlin`de havanin soguk oldugunu soylememe gerek yok ama, yari maraton haftasi ortalamanin cok uzeri bir sicaklik olunca bu beni biraz korkuttu, zira sicakligin artmasi kaslardaki reaksiyonlari olumsuz etkileyerek kasilma ve laktik asit birikimini arttirmakta, sicak havayla nabzin da yukselecegi gercegi de ayri..

Bir gece oncesi gene heyecan uykusuzlugu.. Neyse ki evvelki gun iyi uyumustum ve bu benim icin yeterliydi..

Yaris icin sabah, haftasonu Turkiye`den ziyaretime gelen kizkardesim Zeynep ve Adim Adim`dan ortak arkadaslarimiz Nur ve Direm ile birlikte yola ciktik. S-Bahn ile Alexander Platz a kadar gittik, kalan yolu yuruduk. (Trenler tika basa kosucularla dolu, tam bir festival yeriydi her taraf..) Yine yaris icin gelen, Mercedes-Benz Turkiye`den eski yoneticim Serdar Bey ile yaris alaninda bulustuk.

Karar vermemiz gereken iki konu vardi, ya kalabaligin arasina erken girip onlerde yer kapacaktik (boylece baslarda gecmek zorunda olacaginiz kisi sayisi azaliyor), ya da en son girmeyi goze alip iyice isinmanin avantajini kullanacaktik. Ikincisini sectik..

Adim Adim Caylaklar antrenorumuz Direm bizi yaris oncesinde guzelce isindirdi. Isinmaya hafif bir kosu sonrasi ayak bileklerimizle basladik. Ufak bir ani :

IMG_0284
Yarisin baslamasina takriben 35 dk. var, isiniyoruz

 

Isinmamizi tamamladiktan sonra bir hatira fotografi cektirdik:

IMG_0281
Arkamizda mahser kalabaligi, 3 kosucu 2 destekcimizle yaris baslamak uzere..

 

Fotograf cekildikten sonra, hizlica yaris sonrasi esyalarimizi birakacagimiz tirlara yoneldik. Once Nur esyalarini birakti, sonra ben ve Serdar Bey ayni tira esyalarimizi biraktik. Nur ile vedalastik, boyle buyuk maratonlarda katilimci fazla oldugu icin her atlet daha onceki bir yari maraton derecesini ibraz ediyor, derecesine uygun konumdan yarisa basliyor. Nur`u kendi pozisyonunda biraktiktan sonra Serdar Bey ile son kez lavabo ihtiyacimizi gidermek icin seyyar tuvaletlerin onunde uzun kuyrukta biraz bekledik, bu sirada da sogumamak icin ufak isinma hareketlerimizi surdurduk. Sonra birbirimize iyi sans dileyip kendi baslangic noktalarimiza yoneldik.

Yarisa 1. dalga (yani ilk start alan bolumun) en arkasinda baslayacaktim. Bulundugum yere gore hedefim cok zorlayici oldugundan, maalesef uzun bir sure bircok kisiyi gecmek zorunda kalacagimi tahmin etmistim.

Etrafimda tanidik bir sima aradim, aliskanlik iste, simdiye kadar hep Turkiye`de kostum. Sonra Berlin`de oldugumu animsadim. Maalesef kimse yoktu. Anlik bir yalnizlik hissi ve heyecan.. Yanimdaki kizla sohbet ettik. Hedefin nedir dedim, 105 dakika dedi. Viel spaß (yani iyi eglenceler) dedim ben de. Baslangicta bir sure beni takip etti, bir nevi hasta tasiyan ambulans gibi arkama takildi. Sonra onu bir daha gormedim :))

Ve start.. 120 milletten 35.000 katilimci kademeli olarak kosmaya basladik.. Gittikce azalan alkis, destekler, muzik sesi.. Gittikce artan ayak sesi, kalp ritmi.. Ama hic azalmayan onumdeki kalabalik 🙂

Babama Istanbul Maratonu`nda 10km kosarken yaptigim Pacer lik gibi, sol seridi kapatip onumde yavas gidenlere seslenerek yolumu acmaya calistim. Cok kisi gectim, gercekten cok, belki 3.000 kisi.. Bazen zigzag ciydim, bazen yolun kenarina ciktim, bazen sagdan kostum. Fazla efor harcadim, gereksiz mesafe katettim ve ritmimi duzenini bozdum. Bu tempo 10. km cibarina kadar devam etti..

Her km saatimin uyarilariyla siki takipteydim.. Ilk km yi bu kadar olumsuzluga ragmen 4.14 pace ile (yani km yi 4 dakika 14 Saniye ile) kosmusum. Nabzim dusuk, bacaklar biraz titrek ama her sey yolunda. Sagimiz solumuz festival alani. Her yer milletlerin bayraklariyla dolu. Bir tek Turk bayragi yok 😦 “Izleyen de Turk yok mu boyle bir organizasyonu” diyorum icimden..

Kosuya devam..

Tierre Garten dan geciyoruz, ayak sesleri hic azalmiyor. Isvicre, Danimarka ve Hollanda bayraklari agirlikta..Miami`den, Brezilya`dan gelenler var.. Hava guzel 13 derece civari, hafif ruzgar var ama canimi sikacak kadar degil. Gunes de cok fazla kendini gostermiyor.. Her sey ideal..

O da ne. Ayakkabi bagim cikmis! Tahminim 8. km y di. 4 dakikada 1 km. katettigim bir yarista, zaman hedefim varken, cok buyuk bir aksilik. Neyse ki kenara cekilip 10 saniye kaybedip yoluma devam ediyorum.. Canin sagolsun Umit..

Zafer Aniti, Kudamm, Potsdamer Platz vs. derken artik donus yoluna girdigimde kalabaligin yavasca azaldigini farkediyorum. Epey kisi gectim, bitmiyorlar 🙂

Berlin`i taniyanlar iyi bilir. Charlie Checkpoint (Eski Dogu – Bati Berlin arasindaki kontrol kapisi) onunde duran, ve fotograf cektirmek isteyenler icin turistik amacli askeri uniforma giyen sivil askerler vardir. Oradan gecerken formami goren asker bagiriyor “Turkiye, Turkiye” diye.. Selamlasiyoruz, ben yoluma devam, o isine devam..

15. km ye geldigimde saatime baktigimda hedefimin yaklasik 40 Saniye onunde oldugumu goruyorum. Ooo baya rahatim 🙂 (40 sn. nedir yahu bir sendelesem 10. sn geciyor zaten)

Iki tane su istasyonunda 3er yudum su almak icin duruyorum (susadigimdan degil, dehidrasyon riskine karsi). Onlar bile bana en az 10sn. kaybettiriyor. Olsun strateji bunu gerektiriyor. Yaristan once, daha once yaptiklarimin aksine, jel kullanmama karari aldigim icin cebime hurma atmistim. Onu parca parca goturuyorum, tam su istasyonundan once.. Su da karbonhidrati kana hizla karistiriyor..

17. km ye geldigimde muzik dinleyerek 2-3 km daha gecirmeye karar veriyorum. Hareketli 2 sarki beni 19. km ye tasiyor. Hedefimin 1dk. kadar onundeyim.. Muzigi kapatip artik son 2km de kademeli hizlanmaya baslayarak nefes ritmimi ayarliyorum.

Sag tarafta bir cift bagiriyor “Haydii Umittt”. Tanimiyorum tabi ki, ay yildizli formayi gorunce destekleyen bir Turk cift. Ne mutlu.. Selamlayip devam…

Son km de iyice hizlaniyorum, hala enerji var, hala guc var. Iyi hazirlanmisim, yarista kendimi kontrol etmisim, hersey de yolunda gitmis demek ki. Finis cizgisi 150 m kala ancak gorunuyor, cunku keskin bir donus sonrasi onunuze cikiyor. Tam 100m kala bir bakiyorum kizkardesim ve Direm, Turkiye Mercedes`tan arkadasim Ecem ile birlikte bana sesleniyorlar. Bu kalabalikta beni bulabileceklerini dusunmemistim dogrusu. El sallayip tempolarina karsilik veriyorum..

Finisten gecerken tabelada 1saat 33 dakika yaziyor ama ben yarisa gec basladigim icin surem 1.28. Yani 88 dakika.. garmin GPS Saatimi durduruyorum, kaydede basinca uyari veriyor: BEST HALF MARATHON RECORD!

Yaris sonrasi saatteki kosu verimi analiz ettigimde, neredeyse her km. yi ayni hizla gectigimi ogrendim, bu da enerjimi ne kadar optimum kullandigimi gosteriyor:

split
En onemli sutun avg. pace kolonu (Pace : 1 km yi kac dakikada gecitigimi soyluyor)

 

Yarisin oldugu parkur o kadar guzeldi ki, Berlin`i bu surede daha iyi gezemezsiniz. Bakiniz parkur :

berlin hm map
Kosu guzergahi Berlin`in bircok onemli yapisinin onunden geciyor..

 

Yaris sonrasi guzel bir esneme ile rahatlayip, kosuculara dagitilan alkolsuz birayla karbonhidrat yuklememi yapiyorum.

Madalyamizi aliyoruz :

Bir de sertifika veriyorlar :

IMG_0288
Yaklasik 35.000 kisi arasindan 883. olarak yarisi tamamlamisim

 

IMG_0293
Madalya isirma gelenegimizi surduruyoruz..)

 

 

Yaris sonrasi cimlerde biraz gevseyip, yaris kritigi yapmak kacinilmaz 🙂 Daha sonrasinda Alexander Platz a donup Vapiano`da Pizza yiyerek carbo yuklemeye devam ettik 🙂

IMG_0303
Gunun sonunda yorgun dusmus ekibimiz.. 🙂

Bu hikayeyi sayfalarca anlatabilirim, benim icin unutulmaz bir tecrube oldugu kesin. Elde ettigim dereceyle artik seneye Berlin Yari Maraton`una en on siradan baslayacagim 🙂

Berlin`de kosmak innailmaz bir tecrube, inanilmaz bir atmosfer. Tam bir senlik yeri her taraf. Kosunun basindan sonuna Kadar yalniz degilsin. Organizasyon sifir hata ile yonetiliyor. Onca kisi sorunsuzca yarisa baslayip sorunsuzca dagiliyor. Kendi adima uzuldugum nokta keske daha fazla Turk atleti gorebilsek..

Tabi ki her yaris sonrasi oldugu gibi bu yarista da bir tesekkur listem var:

  • Oncelikle hazirlik programimi hazirlayan ve yogun programinda elinde geldigince sorularimda bana destek olmaya calisan Tayfun Carli hocaya..
  • Beslenme sponsorum olan Herbalife`a..
  • Mercedes-Benz deki calisma arkadaslarima..
  • Berlin ofiste bana destek ve motivasyonlarini hic eksiltmeyen calisma arkadaslarima.. (muhtemelen bu yaziyi hic okumayacak, okusalar da anlamayacak olsalar da 🙂 )
  • Yarista beni tanimasalar da formami gorup Turkce destekleyen cifte ve Charlie Checkpoint onundeki Turk arkadasin motivasyonuna..
  • Yaris gunu finise girerken beni gorunce gayri ihtiyari sevinc cigligi atan ve beni kosu alanindan cikar cikmaz bulup sarilarak tebrik eden kardesim Zeynep`e..
  • Yaris sabahi yapmis oldugum tahinli pekmezli beyaz peynirli guzel kahvaltinin mimarlari Nur ve Direm`e
  • Yarista, parca parca isirdigim hurma icin bir kez daha Nur`a 🙂
  • Yaris oncesi destegi icin canim kardesim pilot Volkan Altunaý`a.
  • Hazirlik suresince surekli irtibatta oldugum maratoncu teyzem Gulcin`e..
  • Adim Adim ailesine ayri deginmem gerekiyor tabi ki.. Guzel mesajlarinizla enerjimi hep yuksek tuttugunuz ve bana guvendiginiz icin her birinize. Isim saymak mumkun degil ama hepimizin adina Memnune desem kimsenin itirazi olmaz sanirim 🙂
  • Kosularimiz sonrasi birbirimizi bilgilendirerek ve motive ederek hazirlik suresince disiplinden kopmadigimiz ve yaris gunu beraber kostugum Serdar Bey`e..
  • Istanbul`dan Berlin`e kalpten kalbe en hizli yol olan dualariyla hep yanimda olan anneme..
  • Sadece tecrubesiyle degil, beni taniyarak bilgiyi dogru zamanda dogru sekilde hatirlatan ve nasihatlariyla yarista hep rehberim olan babama..
  • Son olarak bana sosyal medya ve telefonlarla destek ve tebrik mesajlarini yollayan her bir arkadasima gonulden tesekkur ederim.

2017 yilinin ilk spor hedefine ulastim. Ama daha onemlisi cok keyif aldim..

Sporcu devsirmek yerine, yeni nesillerin spor motivasyon ve olanaklarinin arttirildigi, daha bilincli ve duzenli spor yapan, musabakalarda basari elde eden bir ulke olmamiz zor degil. Basari ancak kalici onlemler ve uzun vadeli yatirimlarla geliyor..

Sevgiler,

Umit

2017 Spor Hedeflerim: Ilk Durak Berlin Yari Maratonu..

Posted on Updated on

Merhaba,

Her takvim yilinin basinda o yila dair spor hedeflerimi belirleme gibi bir gelenegim var, bu yil biraz gecikmis olsam da artik sekillendigi icin bu yaziyi yazmak icin daha fazla gecikmek istemedim.

Berlin`de gecen 5 ay sonunda, artilariyla eksileriyle spora devam ettim. Soguk hava, yogun seyahat programim ve yerlesme surecindeki kayip zamanlar eksi hanesinde; parklar bahceler, toplum icindeki genel spor bilincinin yuksek olusu, yeni ulkenin yasattigi yalnizlik hissi ise spora yonlendiren artilar hanesindeydi.

Bu yil bitirmeyi hedefledigim 3 farkli kulvar belirledim:

  1. BERLIN YARI MARATONU (21K) – 2 Nisan
    • Dunyanin en prestijli yari maratonlarindan, yaklasik 30.000 kisi kosuyor ve soylenene gore baslangic ile bitis arasinda hic yalniz kalmiyorsun. Hem atletlerle hem de izleyicilerle yanyanasin, destek ve kutlamalar, festival havasinda seni hic yalniz birakmiyor. Asagidaki fotograftan atmosferi kestirmek mumkun :
BIG_05912013M1
Tierre Garten icinden gecen Kalabalik
  • Boyle kalabalik olunca, yarisa da oyle kafana gore baslayamiyorsun. Simdiye kadar sahip oldugun resmi en iyi yari maraton derecesine gore, yarista start aldigin nokta belirleniyor. Ben bu konuda biraz sanssizdim maalesef: soyle ki; daha once ciddi bir resmi yari maratonum olmadigi icin derecemi belgeleyerek on siralarda baslama sansimi kaybettim. Tek istisna gecen sene tamamladigim Ironman 70.3 yarisinda kostugum yari maraton mesafesiydi ancak o da 2km yuzme ve 90 km bisiklet uzerine kosuldugu icin gercek performansimin haliyle altindaydi (100 dk.) Yine de hic bir derece sunmamaktansa ironman yarisindaki derecemi  yaris komitesine sundum. Bu sayede 1.dalganin 3. sirasinda yarisa baslayacagim. Maalesef bu benim icin ilk km lerde bircok kisiyi zigzag lar cizerek gecmek anlamina geliyor ki; bana zaman kaybettirecek..

 

  • Berlin`in tercih edilmesinin bir diger sebebi de kuskusuz egimi olmayan duz bir parkur olmasi. Serin ve nemsiz havasi da hesaba katilinca kisisel rekor icin bu yuzden ideal bir parkur. Guzergah, sehrin en gorulesi merkezlerinden geciyor:
events_halbmarathon_assets_img_hm-16-streckenplan
Berlin Yari Maratonu Guzergah

2 aydir duzenli bir sekilde elimden geldigince bu yaristaki hedefim olan 90 dakika altinda (4´16´´ pace) kosmak icin tempo, interval ve uzun kosularla kendimi hazirlamaya calistim. Pace kavramini bilmeyenler icin: yari maratonu 90 dakika altinda kosmak, kosu bandinda yaklasik 15 km/s hizla 90 dakika kosmak anlamina geliyor..

Yaklasik 2 aylik hazirlik suresince ne yaptim?

  • Toplam 380 km kostum (onumuzdeki 10 gunde kosulacaklar haric)
  • Gunde ortalama 6,4 km kostum
  • 30 gun kostum (yaklasik her 2 gunde 1)
  • 25.000 kalori harcadim

Kalan son gunlerde de amacim 1-2 interval ve uzun kosu ile son haftaya hazir bir sekilde girmek.

Sonrasinda beslenmeye daha da fazla ozen gostererek, son gunlerde kilo almamak ve yaris gunune dinlenmis ve kondisyonu hazirlamis bir seviyede cikmak.

2) ISTANBUL MARATONU (42K) – 12 Kasim

  • Istanbul`u anlatmaya gerek yok sanirim 🙂 Katilimin son sene, ulkemizdeki kotu gidisat nedeniyle azaldigi, spor kulturunun hala belli seviyede olmamasi nedeniyle yarisanlari bircok zorlugun bekledigi, ozellikle 42km kosanlarin destek goremedigi, insaat alanlarindan gecilen, ilk bir kac km disinda yalniz, caresiz ve kimsesiz (eger destekleyen arkadaslariniz yoksa) kosulan bir maraton. Bir de uzerine zor parkur eklenince tercih edilmemesi cok normal bir hal aliyor 🙂
  • Ama… Bence Istanbul yeryuzundeki en guzel sehir olarak daha iyisini hakediyor, Kita degistirerek kostugunuz, tarihe taniklik ettiginiz anlamli bir parkur. Hele bir de benim gibi bu sehri ve bu ulkeyi seviyorsaniz, Istanbul`da 42km kosmanin anlami daha bir hissedilir oluyor..
  • Bir de kisisel yarim kalmis bir meselemiz var kendisiyle tabi:) 2015 maratonunu kosarken son km ye kadar planlandigi gibi giden maratonun 41. km sinde erken ve kontrolsuz bir depara kalkinca 42km sonunu az kalsin goremiyordum.. Bitmis kaslarima (teknik olarak karbonhidrat rezervi kalmamis..) sicak hava ve Sultanahmet yokusunu dusunmeden fazla yuklenince, bitis cizgisine metreler kala bacaklarim vucudumu daha fazla tasiyamamisti. Pes etmeyip finishi gecmistim ancak son 500m de cok zaman kaybetmis ve yaris sonrasinda da buyuk agrilar cekmistim. Asagidaki fotograf fikir verir :
    • 063.JPG
      42.km sonu insan duser mi? Duser..:) Yine de muhim olan dusunce kalkabilmek..
    • Kostugum iki maratonda sirasiyla 3 Saat 45 dakika ve 3 Saat 43 dakika ile yarisi tamamladim. Bu sefer onumde hep hedefledigim 5´00´´ pace ile yani 3 Saat 30 dakikada 42km yi tamamlamak var.
    • Bu yuzden, pek cogunuzun tanidigi maratoncu teyzem, Eker I Run kosucusu, Gulcin Ayse Atay le Istanbul Maraton`unda birlikte 42km  kosmaya karar verdik.
    • Kasim ayinda Istanbul Maraotnu ile yarim kalan hesabimi kapatacagim.. Daha guclu, daha tecrubeli ve daha temkinli bir atlet olarak daha bilincli hazirlanarak finishi saglikla ve 3,5 saat altinda gecmeyi hedefliyorum.

3) Gelibolu Orta Mesafe Triatlonu – 17 Haziran

Ironman olup da triatlon olmadan bir yil gecirmek olmaz 🙂 Bu sene en azindan gecen sene Antalya`da yaptigim mesafeyi bitirebilecegim bir yaris hedeflemistim. Ulkemizde ilk defa duzenlenecek olan Gelibolu Orta Mesafe Yarisina katilmaya karar verdim. Tarih 17 Haziran. Yaris ile ilgili henuz cok detayli bilgim olmadigi icin sonraki yazilarimdan birisinde daha detayli bir blog planliyorum. En azindan yarisin duzenledigi yarimadanin manevi degerinin bile baslica bir tercih nedeni oldugunu soyleyebilirim. Bu yarista da Antalya`da oldugu gibi 2km yuzme, 90km bisiklet ve 21km kosu parkuru yer aliyor. Eger basarabilirsem gonlumden gecen sure bu sefer 5 saatin altina dusurmek (Antalya`da 5 Saat 13 dakikada yarisi bitirmistim)

Kisacasi 2017 yaris plani tablom ekteki gibi :

Capture

Mutlaka bu tablo disinda ufak bir cok yarisa katilacagim ancak koydugum 3 buyuk hedefin ozelligi, basarilmasi halinde simdiye kadarki en iyi derecelerim olacak olmalari. Bu bakimdan uc hedef de zorlayici olacak.

2017 senesinin acilisini yaptim bu yaziyla, gelecek yazilarda daha bilgilendirici yaris raporlari ve detay analizlerle yeniden birlikte olacagiz 🙂

Not : Bu amator, kisisel blog sayfasi bile neredeyse 10.000 ziyaretciye ulasmis; bence spor bilinci ve merakinin Turkiye`de artmaya basladiginin somut bir gostergesi..

Sevgiler,

Umit

Gloria Ironman Belek Yaris Raporu

Posted on Updated on

 

Merhaba,

Kariyerimde bir firsati degerlendirmek icin Berlin´e yerlestigimden raporu yazmaya ancak vaktim oluyor. Kaldigim otel odasinda Cuma aksami bu yaziyi yazmaya karar verdim. Dun bu sehirdeki ilk kosumu yaptim bile 🙂 Hafif tempoda 10km kostum.. Ancak o kadar soguktu ki cok da keyif alamadim..

Berlin sehir olarak triatlona cok musait gorunuyor. Her yer bisiklet parkuru, her yer park, her yer havuz. Havalar isinip da bahar geldiginde umarim daha guzel olacak:)

Yarisa gececek olursak..

21 EKIM CUMA

Cuma aksami 16:20 ucagiyla Antalya´ya ucarak basladi maceram. Aslinda ucakla birlikte goturmek icin Ironman Seha Ozden´ den aldigim bisiklet cantasi hazirdi ama, bisikleti hazirlamak gozumde cok buyumustu. Yarisa katilan ve calistigim sirkette eskiden yoneticilik yapmis Bahattin Kilicaslan´in aracinda yer olmasi sayesinde bisikletim karayoluyla Cumartesi sabahi ulasacakti Antalya´ya.

Organizasyonun anlasmali otellerinden nispeten uygun fiyatli bir otelde kaldim. Otel hakkinda yorum yazmayacagim. Otelin yemeklerini bilmedigim icin aksam yemeginde riskten uzak bol karbonhidrat iceren patates makarna gibi besinler tukettim.

Ertesi gun yani cumartesi program cok yogundu. Ironman´in her katilimciya gonderdigi rehberdeki adimlari bir bir yapacaktik. Planlamayi yapip erken saate kurdum alarmi. Heyecanimi bastirabildigim icin derin bir uyku oldu.

22 EKIM CUMARTESI

Yaristan bir gun once insan dinlenir degil mi 🙂 Maalesef oyle olmadi, o kadar yogun bir program vardi ki, nereden katildim bu yarisa demek uzereydim gun bittiginde 🙂

  • Saat 10:00

Gloria Sports Arena´da kayit olduk. Daha sonra da yarisin bitecegi atletizm sahasinda kurulan standlardan yaris kitlerimizi aldik:

IMG_0501.JPG
Kayit olan herkesin isminin yazdigi bir duvar yapmislar, ismimi bulmak kolay olmadi..

 

  • Saat 11:00

Teknik Komitee toplantisina katildik ve bilgilendirmeleri dinledik. Bir suru kural var. Mesela onundeki bisikletle aranda en az 12m olacak. Eger gecmek istersen 25 sn. icinde gececeksin,bisiklet saglamak diskalifiye sebebi olacak, sari kart goren degisim alanindaki cadirda bekleyecek vs… Her yeni kuralda stresim artti..

  • Saat 12:00

En buyuk korkum lastik patlamasiydi. 3 defa hem on hem arka lastigi degistirme provasi yaptik. Bisikletin selesinin arkasina birisi ilave su digeriyse lastik kitini icine koymak uzere iki suluk monte ettik. Bir de uzerine aerobar in acisini vucuduma uygun hale getirdik. Aerobar: uzun mesafelerde kollari dayayarak ruzgar direncini en aza indirdiginiz ve kollari dinlendirmeye yarayan, bisiklet gidonuna monte edilen parca. Bir de lastik basinclarini kontrol ettik. Sevgili kardesim Emre Ozalp sagolsun hepsi sorunsuz halloldu..

  • Saat 14:00

Yaristan once bacaklari ve kollari biraz calistirmak ve biraz da parkuru gormek gerekiyordu. Bisiklete atlayip dogru yarisin start alacagi Gloria Serenity´e denizde kulaclamaya yola ciktik. Hem bisikleti 5km surme firsatim oldu hem de denizde 500m kulac atma..

  • Saat 18:30

Ironman organizasyonlarinda bisiklet ve degisim cantalarini yaris alanina bir gun onceden birakiyorsunuz. Kosu cantasi (kirmizi), bisiklet cantasi (mavi) ve Yaris sonrasi esyalarinizin oldugu Beyaz cantanin her birini ozenle hazirladim. En sonunda bisikleti de alana teslim ettim. Bisiklet ve kaskin uzerine verdikleri yarisci numaralarimizi da yapistirdik. Emre´yle aramizda bisikleti teslim ederken komik bir diyalog gecti:

Emre: Abi birsey dicem

Umit: Soyle kardesim

Emre : Abi yanlis anlama buradaki en dandik bisiklet bizim

Umit: Olum madem oyle neden aldirdin bu bisikleti bana

Emre: Abi o paraya en iyisi oydu :))

Sanirim bu diyalogu desteklemesi icin degisim alanindan bir fotograf faydali olacaktir:

DSCN8606.JPG
Bisikletleri gorunce moralimiz bozuldu :))

 

Gunun sonunda otelde guzelce karnimi doyurup odamda dinlenmeye gectim. Artik uyku vaktiydi. Bundan once kostugum iki maratonda heyecandan uyuyamamistim. Neyse ki Bunda oyle olmadi.. 4-5 Saat kadar uyudum ki bana yetti…

23 Ekim PAZAR

Dile kolay, 6 aydir hazirlaniyordum, haftasonu gece gunduz demeden. Sabah 05:30 da kalktigimda yaris taytim ve tri suitimi giyip disari adim attigimda (kahvalti yapmak icin disariya cikmak gerekiyordu) vucudumun titredigini farkettim, sonra asil sebebin soguk degil heyecan oldugunu farkettim. Karanlikta yururken hayal kurdum, bugun o gundu!

Kahvaltida olabildigince yagsiz bol karbonhidratli ve lifsiz gida tuketip, cok da mideyi rahatsiz etmeyerek bizi alana tasiyacak otobuslere bindik.

Emre ve Bahattin Abi ler de Sabah benim otele gelip kahvalti yaptilar ve oradan birlikte Yaris alanina Transfer otobusleriyle hareket ettik. Gun agarmamisti ama otobus doluydu. Deliydik biz.. Otobuste kol ve bacaklara numaralarimizi yapistirdik.

Alana vardigimizda Saat 07:00 yi gecmisti bile.. Hizlica bisikletlerimizin son kontrollerini yapip, bisikletin kadrosuna bir iki cikolata ve jeli hafifce yapistirdim ki yarista cikarmakta zorlanmayayim. Denize dogru yurumeye basladik Bahattin Abi ile.. Bahattin Abi´yi oglu destekliyordu beni de Emre yalniz birakmadi.. Biz onde, destekcilerimiz arkada sahile geldik..

Hava cok idealdi. Ruzgar olmadigi icin dalga da yoktu. Nem fazla degildi.

DSCN8542.JPG
Yarisa 10dk. kala. Ayak bileklerimizde cipler de tamam, haziriz galiba!

 

DSCN8548.JPG
Onceki Turkiye Federasyon yarislarinin tersine cikislar kontrollu ve fasilali yapildi. Ayrica herkes tahmini suresine gore siralandi. Bu yuzden bu kez yuzme etabinda darbe yemedim :))

Yuzme etabi 1200m lik bir tur sonrasi sudan cikip tekrar girdikten sonra 700 m lik bir ikinci turu tamamlayarak bitiyordu. Sudan ciktigimda saat 38 dk. gosteriyordu:

dscn8555
Sudan ciktigimda sure 38 dk yi gosteriyordu. Gozlugum su alir diye cok korkmustum ama olmadi neyse ki 🙂

 

 

dscn8574
Sudan cikip bisiklet degisim alanina gitmek icin otelin lobisinden geciyorsunuz. Guzel dusunulmus ancak mesafe cok fazla 🙂 Gozluk ve boneyi de hemen cikarmisim 🙂

 

Bisiklet degisim alanindan cikarken onumde bisiklete binmeye calisan arkadas dustu. Neyse ki sonra hizla toparladigini gordum. 90 km lik pedal basliyordu simdi..

DSCN8582.JPG
90km lik uzun yolculuk basladi.. Emre bagiriyordu “abi yuksek kadans”

 

Bilmeyenler icin; Kadans : dakikada pedal cevirme sayisi. Bu sayiyi ne kadar optimum tutarsaniz bacaklariniz o kadar az yorulur. Bisikletin pedalina monte ettigim ve saatimle uyumlu sensor sayesinde kadansimi yaris boyunca takip ettim. Ortalama 90 ile surdum.

Bisiklet parkuru genel olarak duz ve guzel zemindeydi. Daha onceki yarislarim aksine bisikleti patlatacak bir kisim yok denecek kadar azdi. Ilk 20km yi 35km /s ile gecsem de sonradan , yurtdisindan siparis ettgim icin yarisa zor yetisen bu yuzden de cok test etme sansim olmayan taytim bacaklarimda yara yapinca seklimi bozmak zorunda kaldim. Bir de yarisin ikinci kisminda ruzgar cikinca ortalamam 33km/s ortalamaya geriledi.

img_0621
85.km civari. Otoban donusu, Belek merkezinden Gloria Serenity otele giden yol..

 

Bisiklet parkurunu 2 Saat 44 dakikada bitirdim. Bu benim icin rekordu, daha iyi de olabilirdi ancak bahsettigim bisiklet kalitesi, ekipmanlari cok deneme firsatim olmayisi ve kosuyu dusunmus olmam nedeniyle eforumu %90 seviyesinin altinda koruyunca, olabilecek en iyi hizi yaptigima inaniyorum. Bisiklet parkurunda 30. ve 60. km lerde gida takviyemi yaptim. Her 5 km de bir hatirlatma sayesinde su icmeyi unutmadim. Boylece kaslarimin ihtiyac duydugu besinleri dogru zamanlarda vucuduma soktum.

Yaris kurallarinda uzerinde onemle durulan draft ve bisiklet sollama kurallarina maalesef cogu bisikletci uymadi ve sanirim bu yaptiklari yanlarina kar kaldi. Birbirlerinin arkasinda giderek ruzgar direncinden kurtulan bisikletlilerin yaptigi sporcu ahlakina yakismiyor.

90km. bitip de bisikletten inince dizler once bir afalliyor..

DSCN8613.JPG
Bisikleti birakip kosu ayakkabilarimi giymeye giderken kilitli pedal ayakkabilarini elime alarak zamandan tasarruf ettim 🙂

 

Kosuya basladim..

DSCN8614.JPG
Bisikletten inince ilk km. her zaman zordur.

 

Saatin ilerlemesiyle ogle vaktine denk gelen kosu biraz zor oldu. Bir zorluk da Gloria otellerinin icindeki parkurda asfalt, beton, toprak, cimen gibi farkli yuzeylerden geciyor olmamizdi..

Yuzmede ortalamanin biraz uzerinde cikip, bisiklette az kisi tarafindan gecilip cogu kisiyi gecmisken, kosu boyunca bir tek kisi beni gecmedi ve ben surekli birilerini solladim.. Triatlonun guzelligi diye dusundum sonra.. Birseyi iyi yapmak yetmiyor, 3 seyi birden iyi yapmalisiniz..

 

DSCN8635.JPG
Bir gun once yuzme parkurunu gezerken denk geldigim bir arkadas beni kosuda farkedince birlikte kosalim mi dedi. Ben de olur dedim, birbirimize destek olarak 14.km den 20.km ye kadar birlikte kostuk.. Sortum deniz tuzundan renk degistirmis resmen :))

 

Son 700 m Gloria Sports Arena ya girisi gorunce depara kalktim. Cok emek vermistim, hem mutlu hem de hizli girmeliydim bitis cizgisine..

IMG_0595.JPG
Kalabaligin destegi ve ismimin anonsunu duyunca tuylerim diken diken oldu.

21km lik kosu etabini 1 Saat 41 dakikada bitirmistim. Toplam sure ise asagidaki fotografa yansidi..

 

IMG_0597.JPG
5 Saat 13 dakika ile yarisi tamamladim..

 

 

DSCN8653.JPG
Yaris sonrasi simarmak bizim de hakkimizz :))

Saatim 5.500 kcal yaktigimi soyluyordu. Bacaklari iyice esnettikten sonra beni karsilamaya gelerek surpriz yapan diger arkadaslarimin yanina giderek cimlerin uzerine biraktim kendimi..

img_0608
Emre ile hatira fotografimizi da atlamadik 🙂

 

Yaris dereceme ait tum detaylara ekteki baglantidan ulasabilirsiniz:

 

http://eu.ironman.com/triathlon/events/emea/ironman-70.3/turkey/results.aspx?rd=20161023&race=turkey70.3&bidid=335&detail=1#axzz4P5MmXEIN

Ayrica saatimin kaydindan da her bir asamanin detaylarina asagidaki garmin baglantisindan ulasmak mumkun:

https://connect.garmin.com/modern/activity/1435228051

Bu hayalimi gerceklestirmemde emegi olan cok kisi var, musadenizle onlara bir tesekkur etmek istiyorum.

  • Oncelikle bana sponsor olan sirketim Mercedes-Benz Turk`e ve bana inanan degerli yoneticilerime tesekkur ederim, ilk ironman 70.3 yarisimda Mercedes markasini elimden gelen en iyi sekilde temsil ettim-
  • Ironman hazirligi konusunda ilk gunden bu gune kadar paha bicilemez bilgiler veren, uzerimde giydigim tri suit ten bisiklet cantasina kadar bircok fiziksel ihtiyacima bile destek olan Ironman Seha Ozden´e
  • Pamukkale Universite Makina Muhendisliginde okuyan ve yaris boyunca benden destegini esirgemeyip beni hep motive eden bisiklet konusunda uzman kardesim sevgili Emre Ozalp´a
  • Forma baskisi konusunda yardimci olan Serhan Tengiz kardesime
  • Bu hazirlik boyunca beni motive edip bir an olsun bana olan inanclarini yitirmeyen Florya Caylaklar grubuna
  • Yokuslariyla, yumusak zeminiyle, bol oksijeniyle beni bu yarisa hazirlayan Florya Ormani´na 🙂
  • Her Pazar sabahi bisiklet icin ciktigimda uzerime surup beni kamcilayan otobus soforune:)
  • Nadir de olsa Yesilkoy sahilinde kosarken pesime takilarak “interval antrenmani yapmami “saglayan kopeklere:)
  • Guney sahillerini gezerken bile antrenmandan geri kalmayayim diye her gun beni 40dk. bekleyen Mustafa Kesmen kardesime (2km yuzmem yaklasik 40dk suruyor 🙂 )
  • Her sabah ” dun su kadar yuzdum, bugun bu kadar koscam, haftasonu su kadar bisikletim var”diyaloglarini sikilmadan bikmadan dinleyen ofis arkadaslarima.
  • Onca yolu usenmeyip arac kiralayip da benim finish ime yetisen canim kardesim Volkan ve esi Evsen´e
  • Ama en onemlisi hep yanimda olan aileme..

Tesekkur ederim..

Son olarak haftaya Istanbul Maratonu´nda kosacak tum arkadaslarima basarilar diliyorum.

 

Ben kis mevsimini Berlin´de yuzmemi gelistirerek ve soguk hava elverdigince kosarak gecirip, bahar ile birlikte bisiklet antrenmanlarima da kaldigim yerden devam etmeyi planliyorum.

Yani bu daha baslangic..

O yuzden bu yazimi cok sevdigim bir sozle bitirmek istiyorum:”Bitirmem mucize degil, asil mucize baslamak icin gosterdigim cesaret”

Berlin´den sevgiler.

IRONMAN!

Kuşadası Olimpik Triatlonu 2016

Posted on Updated on

23 Eylül Cuma akşamı 2 triatlet arkadaşımla beraber gece yola çıkarak başladı yarış macerası. Sabah Kuşadası merkezine vardığımızda gözümden uyku akıyordu. Arkadaşlarım Adnan ve Marten şehir merkezine yakın oda tuttukları için onları orada bırakıp, ben çocukluğumda ailece tatile gittiğimiz Güzelçamlı’daki Askeri Kamp’ta konaklamaya geçtim.

Yıllar sonra burayı görmek hem dinlendirici hem de duygu yüklü bir deneyim oldu benim için:

IMG_0062.JPG
Güzelçamlı Askeri Kampı

 

Yarış öncesi böyle sessiz ve huzurlu bir yerde konaklamak iyi gelir diye ummuştum ama pek de öyle olmadı. Eski günler aklıma geldi, zaman çok hızlı geçiyor. Her neyse, bu yazının konusu olmadığı için esasa dönelim 🙂

Hava çok rüzgarlı ve deniz o kadar dalgalıydı ki sonraki gün nasıl yüzeceğimi kara kara düşünmeye başladım:

IMG_0063.JPG
Yarıştan bir gün önce denizdeki dalga beni düşündürdü..

Cumartesi günü karbonhidrat yüklemesi yaparak (makarna ve pizza ile), teknik komitede yarış hakkındaki detayları dinleyerek ve akşam arkadaşlarla sohbet şeklinde geçti. Yarış alanına 30km mesafede olmanın bedeli az uyumak ve yorgunluk oldu maalesef.

YARIŞ SABAHI:

Sabah 5:45 te kalktığımda hava karanlıktı ve dün geceden aldığım sandviç ve muzu yiyip hızlıca tri suit imi giyip odadan ayrıldım. Dalga yoktu ama hava çok serindi.Araçla Kuşadası merkeze yakın bir yere aracı parkedip kalan noktaya bisikletimle ulaştım. Böylece yarış sonrası trafiğe kapalı alanda kalmayıp beklemeden İstanbul’a dönüşe geçebilecektik.

Saat 07:45 itibariyle değişim noktasında tüm eşyalarımı yerleştirdim. Kask, bisiklet, koşu ve bisiklet ayakkabıları, enerji jeli, çorap, küçük ayak havlusu (denizden çıkınca kurulamak için), yarış gözlüğü.. Sonra da beklemeye koyulduk arkadaşlarla..

Yarış öncesi en çok düşündüren durum bisiklet parkurunun son anda değişmiş olması ve inişli çıkışlı, mazgalların olduğu, ondulasyonlu yüzeyli ve dar yollardan geçtiğiniz bir parkur olmasıydı. Tecrübeli triatletlerden Duygun’un tabiriyle teknik bir parkurdu. Bu durumda ben bisikletimi fazla sınırda sürmeyecektim. Lastik patlama riskini göze alamazdım.Yarış mesafesi 1,5km yüzme, 40km bisiklet ve 10km koşudan ibaret olduğu için bisiklet sonrası koşuyu da düşünmek gerekiyor tabi.

YARIŞ:

Yarışı olabildiğince görsel paylaşarak anlatmaya çalışacağım bu hem yazının sıkıcı olmasını engelliyor hem de okuyucunun triatlona olan ilgisini arttırıyor..

Saat 09:10 gibi deniz kenarında yerimizi almaya başladık. İsimlerimiz sırayla anons ediliyordu. Sonrasında adımızı görevlinin tuttuğu listede işaretleterek deniz kenarına geçtik.

IMG_0067.JPG
Yarış Öncesi Suya Alışma ve Gözlük & Bone Hazırlığı

 

IMG_0076.JPG
Heyacan dorukta 🙂

Saat 09:20 gibi yarış başladı. İlk çıkanlar arasında olmadım ama en arkada da kalmadım, yaklaşık 10 m suda koşmaya çalıştım, sonrasında da suya dalıp 1500 m lik kulaç yolculuğuna başlamış oldum 🙂

Çıkışta ilk 200m boyunca yediğim tekme ve tokatları, ilk dubadan dönerken ensemden asılıp önüme geçen triatleti (numarasını göremedim yoksa biliyorum ben napcamı :)) ) ve son 300m de çıkan dalga nedeniyle yuttuğum suları saymazsak herşey yolunca geçti. Bir de sudan çıkarken ayağımın kayıp sendelediğimi de eklemek gerekiyor gerçi :

IMG_0101.JPG
Yarışta herşey toz pembe olmuyor tabi..

 

FullSizeRender.jpg
Neyse ki toparladık:) Süre 29 dk yı gösteriyordu, saati transition (yüzme-bisiklet geçişi) moduna alıp yola devam ettim..

 

IMG_0106.JPG
Kaskı ve gözlüğü tak, ayağı kurula, çorabı giy, bisiklet ayakkabılarını giy, bisikleti al ve yola çık 🙂

 

IMG_0152.JPG
Bisiklet parkuru 8 x 5km şeklinde toplam 40km olarak planlanmıştı (Yarış sonunda satimden aslında 38km olduğunu farkettim

3.turda keskin virajlardan birisine geldiğimde biraz hızlı girdiğimi farkettim, tam o sırada da önümdeki bir kadın triatlet gidonu sola kırınca az kalsın çarpışıyorduk. Ben kendi hatam adına dönüp özür dileyerek pedallayamaya devam ettim.

IMG_0153.JPG
Virajlar keskin ve tehlikeliydi

 

 

 

IMG_0127.JPG
Virajlardan sonra  hızımı yenden kazanmak için ayakta bir süre pedalladım

 

Yokuşlarda herkesi geçtim, inişlerde henüz tecrübeli olmadığım için temkinli olmak adına fren yapınca hızlı gruplar beni geçti.

Bisikletten indiğimde süreye baktığımda 30,4 km/s ortalama hız gösteriyordu. Hedefimin üzerinde olduğu için memnun oldum.

 

IMG_0181.JPG
Bisikleti bırakıp ayakkabıları değiştirmek 45 saniyeme malolmuş:)

 

IMG_0186.JPG
Koşuya başlarken saati koşu moduna aldık. Devam..

 

IMG_0193.JPG
4 tur git-gel şeklinde 10km lik parkurda hafif yokuşların da olduğunu göz önünde bulundurursak 43 dk ile bitirdiğim için mutluyum.

 

IMG_0219.JPG
Yarışı 2 saat 29 dakika ile bitirerek ilk olimpik triatlonumdan istediğim tecrübeyi edindim.

 

IMG_0220.JPG
Kuşadası’na birlikte geldiğim arkadaşım Marten benden 30 saniye önce finişe gelmiş ve beni bekliyordu 🙂 Yaş grubumda (30+) 13. olmuştum.

 

capture
Yüzme, bisiklet ve koşu parkurlarının kuşbakışı görüntüsü. Yükseklik kazanımı ve diğer detayları merak edenler her zaman benimle iletişime geçebilirler.

 

23 Ekim’de Gloria Ironman 70.3 öncesindeki son yarışımdı Kuşadası. Arkadaşlarla yorucu ama keyifli bir haftasonu geçirmemize vesile oldu.

Dönüş yolu tam bir çileydi. Akıllı adam işi değil Kuşadası’na direksiyonla gelip yarıştıktan sonra tekrar dönüşe geçmek :)) Şaka tabi, bitiş çizgisinin verdiği haz her türlü zorluğa değer.

Sonraki yarış belli. 23 Ekim’de Gloria Ironman’de çok daha zorlu bir sınav var. O zamana kadar görüşmek üzere.

Sevgiler,

Ümit

Triatlon federasyonu sorumluları ve yarışın sorunsuz geçmesini sağlayan tüm gönüllülere buradan kendi adıma teşekkür ederim.

Fotoğraflar için beni desteğe gelip yalnız bırakmayan Emre’ye ve bilgisini esirgemeyen Seha Abi’ye bir kez daha teşekkür ederim.

 

İznik Triatlonu 2016

Posted on Updated on

Aslında triatlon hazırlıklarına tam olarak 6 Eylül 2015 tarihinde başlamışım.

İnstagram’da daha önce yaptığım paylaşım bunun belgesidir 🙂  :

 

O tarihten itibaren aralıklı olarak yüzdüm, bisiklete bindim, koştum, arkadaşlarıma, abilerime danıştım, okudum ve sonunda nihayet an itibariyle bir triatlet olmayı başardım.

1)Hazırlık:

Ramazan ayından bir sonraki haftaya denk gelmesi nedeniyle yarışa ancak bayram sabahı itibariyle 1 haftalık sıkı bir hazırlık programıyla hazırlandım. Ancak bu demek değil ki, 1 haftalık hazırlık triatlon yapmaya yeterli! Söylediğim gibi altyapıyı Eylül 2015’ten bu yana oluşturmaya başlamıştım. Bu son hafta biraz da performansı arttırmaya yönelik tempo ve interval çalışmalarından oluşuyordu.

Yarıştan 4, 7 ve 10 gün önce bisiklet ve koşu mesafelerini birebir simüle ederek antrenman yaptım (20 km bisikletten inip 5 km koştum). Yüzmeyi buna entegre etmek şehirde zor olduğundan, ve Ramazan ayı boyunca yüzemediğimden de bu yaklaşık 10 günlük süre içinde de 4-5 defa 1.000m mesafesinde yüzdüm.

Özellikle sıcak havalarda kendimi test ettim ki yarışta neye uğradığımı şaşırmayayım 🙂 Bilmenizi isterim ki tempolu bir bisikletten inip koşmak ciddi dayanım gerektiriyor. Hem fizyolojik, hem fiziksel hem de psikolojik olarak.

2)Yarış Öncesi:

15 Temmuz günü akşamı yaşadığımız ve aslında halen devam etmekte olan zorlu günler nedeniyle yarışa katılmamayı düşünüyordum. Zaten psikolojik olarak bunu düşünebilecek durumda da değildim. Ama bunu farketmiş olacak ki, Florya Çaylaklar’dan Melike’nin telefondaki ikna süreciyle kendimi (Cumartesi günü olan teknik komite toplantısına gidemesem de) Pazar sabahı İznik yolunda buldum.

Bisikletin ön tekerliğini çıkartmama rağmen bagaja sığmayınca arka koltuğa koymak durumunda kaldım. Annem arkada oturduğu için bisikletimle koyun koyuna gittiler:)

Ama sadece bisiklet mi? Bir triatlonda yarışmak istiyorsanız en azından öncesinde hazırlamanız gereken şeyler:

  • Bisiklet
  • Kask
  • Triatlon kıyafeti
  • Koşu ayakkabısı
  • Bisiklet ayakkabısı (olmazsa da oluyor, ben ilk yarışıma yetiştiremedim)
  • Yüzücü gözlüğü
  • Bone
  • Bisiklet gözlüğü
  • Triatlon lisansı
  • Değişim alanlarında kullanılacak havlu, çorap, vs..

Ama gözünüz korkmasın, başta uğraştırsa da yarışta değdiğini anlıyorsunuz.

Ben bu kontrol listesini hepsini tamamlayarak yarıştan bir saat önce yarış alanına varmıştım.

Öğlen 38 derece sıcakta, öncesinde inceleme fırsatım bile olmayan bir parkurda, ilk defa katıldığım bir branşta ve ülke gündeminin yarattığı olumsuz atmosferde yarışacaktım.

Kayıt için görevliler beklememizi söyledi. Ben de en büyük destekçim ailemle beklemeye koyuldum:

IMG_9680
Annemle kayıt için beklerken. Fotoğrafı çeken gizli kahraman ise babam 🙂

 

Kayıt masasında bisiklette selenin altına ve kaskın önüne yapıştırılmak üzere birer tane sticker numara verildi. Aynı numaralar keçeli kalemle kollarımıza ve bacaklarımıza işlendi. Çipleri de ayak bileğimize sarıp yapışkanla sabitledik.

Bisiklet lastiklerimin basıncı çok düşmüştü, neyse ki hızlıca bu sorunun da üstesinden geldik:

DSCN1890
Eski Federasyon görevlisi ve triatlon gönüllüsü Melih Işıkçı Abi lastikleri şişirmek için pompa bulmama yardımcı oldu.

 

Değişim alanına gidip bisiklet, kask, koşu ayakkabısı gibi birçok malzemeyi, 771 numaralı, bana tahsis edilmiş noktaya yerleştirdim.

CIMG3741
Değişim alanına yarıştan önce gerekli eşyaları bırakıyorsunuz. Buraya yarışta iki defa girip çıkıyorsunuz. 1.si yüzmeden bisiklet etabına geçerken. 2.si ise bisikletten koşu etabına geçerken. Burada harcadığınız süre de toplam zamana dahil ediliyor.

 

 

Triatlon kıyafetimi yarıştan 15 dk. öncesine kadar yarı açık bıraktım ki erken bunalmayayım.

CIMG3730
Değişim alanında bisiklet, kaskım ve ayakkabılarımla diğer eşyaları yerleştirdikten sonra etrafı incelemeye başladım.

 

 

Kısa da olsa bir vaktim olduğunu farkedince hem gözlüğü denemek hem de suya alışmak için kendimi bir kaç saniyeliğine İznik Gölü’ne bıraktım:

CIMG3733
İznik Gölü, yarış öncesi suya alışma. Dalga yoktu ve etraf sakindi, havuza göre gölde daha fazla kaldırma kuvveti var gibi hissettim. Son olarak su çok bulanıktı.

 

3)YARIŞ:

Yarışı doğal olarak üçe ayıracağım:)

  • YÜZME

Yüzmeyi en iyi özetleyen kelime : TEMKİNLİ

Strateji yüzme kısmında basitti. Yüzme disiplini en zayıf ve en yeni olduğum alan olduğu için nabzımı çok yükseltmeyecek ve sağ salim bitirmeyi hedefleyecektim. İlk 100 m ortama alışmayı planladım.

Yarış başlarken tüm yaş grupları yanyana gelince anladım ki, zaten istesem de hızlı olamam! O kadar kalabalık bir grup içiçe aynı anda göle girdi ki, bir sağdan bir soldan tekme tokat yiyerek, biraz endişeyle, biraz da kontrollü bata çıka başladım yarışa.

CIMG3734
Bu fotoğraf ilk tur bitip ikinci tur başladıktan sonra çekilmiş. Yani yarışın ilk anındaki kalabalığı siz hesap edin..

 

Sarı duba dönüşlerinde ilk başta dayak yememek için dışarıdan alıp yüzme disiplinimi bozmadan dönmeye çalıştım, baktım ki çok vakit kaybediyorum. Sonraki dönüşleri içeriden yavaşça kurbağalayarak eksen merkezinde dönmek istesem de bu sefer de arkadan tekme yemeye başladım 🙂 Anladım ki böyle dayak yiyerek bitecek bu yarış. Son 200m dışında yarışı istediğim ritm ve disiplinde yüzemedim bu sebeple.

Saatim nedense triatlon modundan çıktığı için yüzme derecemi göremedim. Sonradan öğrendim ki parkur normalden daha kısaymış (Tahminimce 100m kadar)

CIMG3740
Yüzme etabının çıkışı. Değişim alanına gidip bisiklet malzemelerini alıp yola çıkmak üzere..

 

  • BİSİKLET:

Madem yüzmeye bir isim taktık buraya da DİSİPLİN diyelim.

Yüzmeden çıkıp değişim noktasına geldiğimde az kalsın sepet içindeki gözlüğümü unutuyordum, dönüp almak isteyince en az 1 dk. kaybettim. Ama iyi ki almışım, sıcak ve rüzgarda güneşin altında 30-35 km /s bandında lensli gözlerle işim zorlaşırdı.

IMG_9684
Parkurun bir çok yeri parke ya da mıcırlı düzeyden oluşuyordu. 90 derece dönüşleri de ayrı bir tehlikeydi.

Değişim noktasında aldığım snickers tan bir parça kopardım ki bisiklet gibi karbonhidrat emici bir etap öncesi biraz depolama yapayım. Ancak şeker tadı, sıcağın da etkisiyle ikinci parçayı almamı engelledi. Üzerine su içerek kısmen rahatladım.

Parkuru hiç tanımadığım için ilk tur kontrollü çıktım. İlk turun (2,5km) sonunda saatime baktığımda 32 km/s ortalama hız yazıyordu. Bu sürat beklentimin üzerindeydi çünkü parkurda çok yavaşlamak zorunda olduğum yer vardı. İkinci tura daha özgüvenli çıktım.

FullSizeRender
Draft yapmak (peşpeşe gitmek) serbest olduğu için rüzgara karşı bir grupla gitmeye çalışsam da bisiklet parkurunda genellikle yalnız kaldım

 

Parkurda 90 derecelik 2-3 keskin dönüş vardı. Onun dışında ufak dönüşler de var. Zeminin durumunu da düşününce herhangi bir kaza olmadan yarışın bitmiş olması çok sevindirici.

IMG_9679

Parkur 8 kere aynı daire etrafında dolaşılarak toplamda 20,8 km tamamlanıyordu. Yani standart sprint triatlon mesafesinden yaklaşık 1km daha fazla.

Her dönüşte saatime bakıp kontrollü devam ettim, tur sayısını bir ara karıştırır gibi olsam da saatteki mesafe imdadıma yetişti.

Her turda üçer yudum su alarak dehidrasyona önlem aldım, çok da içmeyerek rahatsız olmanın önüne geçtim.

Değişim alanına girerken durumdan memnundum. Yarışa bisiklet için kilitli ayakkabı ve pedalım yetişmemişti. O yüzden bisiklet etabını zaten koşu ayakkabılarımla bitirdiğimden ayakkabı değişimi yapmama gerek kalmadı. Sadece kaskımı çıkarıp, bisikletimi astıktan sonra koşu parkuruna giriş yaptım.

  • KOŞU:

Koşu kısmı için seçeceğim kelime ise DAYANIM olurdu.

Bisikletten inince koşmaya başlamak büyük bir mesele. Aynı kas gruplarını bu sefer farklı şekilde zorlayınca, kas mekanizması neye uğradığını şaşıyor. Göreceli yavaşlamış olmak da insana sürünüyor hissi veriyor. Üzerine bir de öğlen sıcağındaki 38 derece ve nemli hava eklenince..

IMG_9678
Koşu parkuru 4 tur git- gel şeklinde 5km ve komple asfalttı.

İlk turu hızlı koştuğumu ve nabzımın yükseldiğini farkedince 2. ve 3. turda kademeli olarak tempomu düşürdüm. Çünkü bu tip anlarda, biraz hızlanmak süre olarak çok bir değişiklik yaratmasa da kalp ritminizi ve kas sisteminizi çökertip yarışa havlu bile atmanıza yol açabilir.

Son turda ise, kendime daha kapasitemin olduğunu ıspatlarcasına 15km/s (4’00” pace) civarında bir hızla koşarak yarışı bitirdim.

IMG_9699
Bitiş çizgisi..Yüzümü ıslatırken düşen gözlüğü bu sefer bırakmaya karar verdim 🙂

Yarışı kendi yaş kategorimde 9. olarak, toplam 1 saat 17 dakikada tamamladım.

Capture
Yarış Sonuçları: Yüzme 13 dk, bisiklet 40 dk., koşu 21 dk., T1 ve T2 değişim süreleri 3dk. civarı.

 

DSCN1903
Yarış bitiminde karpuz ikram edilmesi pek bir hoşuma gitti..:)

 

4)ANALİZ

  • Yüzme

Yüzme etabında maalesef sebebini bilemediğim bir durumdan ötürü saatimden doğru bilgiyi alamadım. 750m den yaklaşık 100m kısa olduğunu tahmin ettiğim parkurda, ilk yarışa göre hedeflediğim şekilde nabzımı %85 civarında koruyup, olabildiğince dayak yemeden! :), bisiklet etabına geçmeyi başardım.

İlk 100m tekme tokat şeklinde, sonrası da bulanık suda sürekli yönü tespit etmeye çalışarak kafamı sudan çıkararak geçtiğim etapta, istediğime ulaştım.

Tabi ki bu, yüzmenin en zayıf olduğum disiplin olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Çalışacağız..

  • Bisiklet

Bisiklet parkuru normalden (20km) yaklaşık 1 km daha uzundu.

Capture
Her bir satır 5km lik mesafeyi özetliyor ( 5. satır kalan 1km yi) Koyu yazılmış son satır da tüm etabın ortalama değerlerini.. Kadans değerlerimin de (dakikada pedalı çevirme sayısı) 80 bandına yakın olması antrenman planıma sadık kaldığımı gösteriyor

Yukarıdaki tabloda iki önemli detay var. Birincisi hemen hemen her 5km. lik turda hızımın sabit olması ( Bu gereksiz nabız fırlaması olmadığını gösterir) İkincisi ise nispeten yüksek kadansta bu hızlara ulaşmış olmam ki yüksek kadans, normalde sürdüğüm vites aralığından biraz daha düşük viteslerde sürüş yaptığımı gösteriyor. Bunun sebebi ise aşağıda:

Capture
Bisiklet parkuru küçük bir alanda sürekli dönüşlerden ibaret olduğu için sürekli yavaşlamak zorunda kalınca düşük viteste kadansı yüksek tutarak hızlı toparlamaya çalıştım.

Yine de bir çok dönüşte de gereksiz yavaşlamamak için virajı olabildiğince dıştan ve fren yapmadan, yolu keserek almaya çalıştım ve bazı yerlerde hızımı tekrar kazanmak için vitesi düşürmeyip ayakta hızlandım. Bu iki senaryo arasında, hissiyata göre karar verilmesi gerekiyor.

Genel olarak başarılı, 33km/h civarı ortalama hızla bitirdiğim parkurdan koşuya da gerekli enerjiyi rezerve ederek ayrıldım. Yani bisiklet benim için istediğim gibi geçmişti.

  • Koşu

Koşu parkurunun olması gerekenden (5km) yaklaşık 500m. kadar kısa olduğunu söyleyeyim.

Her parkurun standart mesafelerden neden farklı olduğu konusunu anlamış değilim açıkçası 🙂

Capture

Yukarıdaki grafikten görüleceği üzere, ilk başlarda 4 pace civarına yakın tutunmaya çalıştığım, ancak bisikletin kümüle yorgunluk etkisi ile güneşin altındaki aşırı sıcak faktörü biraraya gelince, bilinçli olarak hızımı son tura kadar yavaşlattığım görülüyor.

Ve yine grafikten anlaşılıyor ki son tur başladıktan sonra hızımı bitiş çizgisine kadar belirgin bir deparla arttırmışım. Buradaki keskin hızlanış, aslında 2. ve 4. km arasında perforansımı tam olarak zorlamadığımı gösteriyor.  Bu ise yazının başlarında açıkladığım gibi, riske girmeyip, hızımı 0’10-15″ pace düşük tutup garantilemek düşüncemden kaynaklıydı. Eğer hırsıma yenik düşüp hızımı yukarılarda tutmak isteseydim, belki yine bitiş çizgisini geçerdim ama en fazla 1 dk. oynardı. Karşılığında alacağım riske değer miydi? Bence hayır..

Bu bakımdan koşu kısımı da dayanımın ve kontrolün ön planda olduğu, hedeflediğime ulaştığım bir sonuçla tamamlandı.

5.RAKAMLARLA

1: Gölde su yutma sayım:)

2 : Yarış sonunda ikram edilen karpuzdan yediğim dilim sayısı:)

3. Annemin “Haydi Ümit” diye beni destekleme sayısı

4. Koşudaki git-gel tur sayısı

5.Bisiklette draft yaparak giden, yetişemediğim profesyonel atletlerin sayısı (5 li grup halindeydiler 🙂 )

6.Yüzmede çevresinden döndüğüm sarı duba sayısı

7.Yüzme etabında kalabalıkta yediğim tekme, tokat, kafa sayısı 🙂 (Daha fazla da olabilir 🙂 )

8.Bisiklet parkurunda attığım tur sayısı

9: Yarış sonunda, yaş kategorisindeki sıralamam.

 

6. TEŞEKKÜR

Bu yarışa gelene dek bana motivasyon, bilgi birikimi, tecrübe ve yönlendirme ile destek olan bir çok kişi var, aklıma gelenlerine müsadenizle hızlıca teşekkür etmek isterim:

Başından beri beni bilgi ve tecrübesiyle besleyen Seha Özden, aldığım bisikletten tüm gerekli parçaların siparişine kadar bana bıkmadan destek olan Emre Özalp, yarışa bir gün kala “yarışa gitmelisin” diye telkinde bulunarak beni yarışa katılmaya ikna eden Melike Cavcar ile Ayşegül Hicran olmak üzere beni destekleyen tüm Adım Adım Florya Çaylaklar ekibi, organizasyonda gönüllü desteklerini esirgemeyen Melih Işıkçı ve Nesrin Ercan ve tabi ki bana tüm yarış günü yanımda olarak destek olan annem ve babama teşekkürlerimi buradan da iletmek isterim.

Burada adını sayamadığım, beni süreç boyunca motivasyonlarıyla destekleyen herkese ayrıca teşekkürler.

Triatlon sporuna başlamayı düşünen arkadaşlara: kesinlikle yapın! Sorularınız olursa bana her zaman yazabilirsiniz.

Peki şimdi ne olacak, bitti mi? Ne bitmesi, yeni başlıyor. Ironman olmak bir süreç ve bu sürecin basamaklarını sizlerle emin adımlarla çıkmaya devam edeceğiz..

Sevgiler,

Ümit

2016 New Balance Bozcaada 10K Koşusu

Posted on Updated on

Bozcaada koşusunu en iyi anlatan, duyduğum en güzel sözle başlamak istiyorum : “hızın değil dayanımın kazandığı bir parkurdur Bozcaada”

Bitmeyen kıvrımlı uzun yokuşları, sersem eden rüzgarı, öğlen 2’de tepende dikilen yakıcı güneşiyle standardın ötesinde bir yarıştı New Balance Bozcaada yarışı..

Bir Ironman adayı olarak, bu yarışa özel olarak yeterince hazırlanamadım. Son 2 hafta birkaç interval ve yokuş antrenmanı yapma fırsatım oldu o kadar. Ama yine de ironman için baz oluşturma aşamasında ben zaten 3 aydır yüzme ve bisikletin de dahil olduğu planlı bir hazırlık sürecindeydim, altyapıma güveniyordum.

Geçen sene aynı parkuru 43:48 ile bitirmiş ve genel klasmanda 900 civarı kişi arasından 18. olmuştum. Bu sene hedef en azından 42:59 süre ile bitirmek olmalıydı. Sıralama için hedef koymak anlamsızdı, çünkü benim kontrol edebileceğim birşey değildi diğer kişilerin başarısı.

Yarışa geçen sene olduğu gibi Mercedes-Benz koşu kulübümüz MBT Runners olarak katıldık:

IMG_9415
Mercedes-Benz Koşu Kulübü MBT Runners Bozcaada Hatırası

Start alanına geçmeden önce Adım Adım gönüllü antrenörleri olarak tüm katılımcıları ısındırdık. Ve sonrasında yarışın start alacağı noktaya doğru hareket..

Her yarış öncesi olduğu gibi bacaklara titreme getiren tuhaf bir heyecan hissi kapladı içimi başlangıç çizgisinde. Olabildiğince önlere gidip beklemeye koyuldum yarışı.

Çok sıcaktı, insan yerinde dururken bile sıcaklarken nasıl yarış temposuyla koşacaktık. Arkamdaki kadının atmak üzere olduğu pet şişeyi farkedip, müsadesiyle aldıktan sonra, dibindeki suyu başıma yedirdim, yarış öncesi biraz nabız düşer umuduyla.

Ve start..

1.km’de kendi hızıma uygun birini ararken, bir yandan da kalabalıktan sıyrılmak için yavaş koşan atletleri olabildiğince az zigzag çizerek sollamaya başladım.

IMG_9428
2.km sonlarındaki yokuşta çekildiğini tahmin ettiğim fotoğraf

1.km ve 2.km sonlarında saatim uyarı verdiğinde ekran hep aynı ortalama hızı gösteriyordu (4’00” pace yani 15km/saat sürat). Sonraki km leri de hafif yavaşlayarak ancak hedef hızımın üzerinde koşmaya devam ettim. Nabzım ve kaslarımdaki yükü dinleyerek, hız tempomu olabildiğince sabit tutup 4.km de başlayan yokuşa kadar tempomu korudum. Sabit hız demek ideal karbonhidrat / yağ yakımı demek ve nabzının gereksiz yükselmemesi demek ne de olsa.. 5.km de dönüşe geçmeden önceki bu son uzun yokuş nabzımı yukarıya çekip, kaslarıma binen yükü arttırdı ve dönüşe geçtiğimde yokuşu artık aksi yönde inmeye başlamama rağmen nefes ritmim eski düzenini kaybetmişti. Neyse ki yokuş çalışmalarından bu duruma alışık vücudum iniş yolunda yerçekiminin de benden yana olmasıyla daha az efor sarfetmenin sonucu olarak nabzımı makul değerlere çekti.

5 git – 5 gel şeklindeki bu 10k güzergahının bir güzel yanı da erken dönüşe geçince karşıdan gelen arkadaşlarınızın yanında geçiyor olmanız. Bu sırada adım adım ailesi, mbt runners ekibi ve daha birçok arkadaşımın müthiş destekleriyle düşüşe geçen performansımı bir süre daha tepede tutabildim.

Ancak 7.km sonunda direncin azalması ilk defa hızıma tesir etmeye başlamıştı, yavaş yavaş hızım geriledi ve 9.km sonunda 4’29” pace değerine geriledi. Sıcak hava nabzı geriye düşürmeye bir süreden sonra fazla izin vermiyor (kan dolaşımı ısıyı dışarı atmak için yüzeye yakın yere odaklanınca kaslara yeterli kan ulaşmıyor) bir de üzerine bitmeyen yokuşlar eklenince, son km’ye hala hedefimin önünde ancak düşen bir direnç ile girdim.

Daha önceki tecrübelerimle bu sefer bitiş çizgisini görmeden depara kalkmadım 🙂 300m kala hızlanarak bitiş çizgisine kadar deparımı sürdürdüm.

FullSizeRender
Bitişe 150m. civarı kala kıyasıya mücadele, merak eden olursa arkadaş beni geçti 🙂

 

Bitiş çizgisine doğru anlık hızımın 2’57” pace (yani 20km/saat) olduğunu gördüm, bu sonraki yarışlar için bana umut veren bir detaydı.

IMG_9435
Bitiş Çizgisi

 

Kendimi çok zorlamadan ama parkurun da hakkını vererek yarışı 42 dakika 3 saniye net süreyle bitirdim. 804 erkek atlet arasında 13. oldum.

bozcaada detay
Km başına yarış hız değerlerim

 

Analiz:

  • Vücudumu dinleyerek doğru hızı bu kadar doğru tespit ettiğimi düşündüğüm ilk yarışımdı.
  • Yokuş direncini arttırmak istiyorsan, yokuş çalışacaksın, net! Yaşasın Atatürk Florya Ormanı:) Yokuş çıkarken kimse beni geçemedi ama ben herkesi solladım (ya da sağladım 🙂 )
  • Nabız aralığım interval antrenmanı yaptıkça genişledi ve normalde nefes nefese bitirdiğim interval hızlarında 10km gibi  uzun bir mesafe koşmamı sağladı.
  • Bisiklet ve yüzme gibi çapraz antrenmanlar koşuda vücudun dayanımını kesinlikle arttırıyor.
  • Ironman altyapı çalışmalarımda daha çok 7-8 km mesafesinde koştuğum için 10km boyunca aynı çizgide koşamadım ve son 3km. de hızım geriledi.

 

Akılda Kalanlar:

  • Yarışın sonunda soluk soluğa bitirmiş ve daha duralı 1-2 saniye olmuşken Star TV den muhabir arkadaşın röportaja alması 🙂 Daha madalyamı bile takamamışım:))

IMG_9413

  • 5.km dönüşünden sonra yol boyunca geçiştiğimiz tüm arkadaşlarımın o yorgunlukla verdikleri destek..Memnune, Şule, Hüseyin, Bakır ailesi, Bekir… diye liste uzar gider..
  • Yarışta bir ara geçmek istediğim bir atletin sürekli benim olduğum tarafa tükürmesi nedeniyle geçemeyip “yeter be adam” manasında bir öksürükle ancak geçebilmem :))
  • Röportaj sonrası Murat kaptanın “kardeşim çok iyi geldin” diyerek içten tebriği
  • Yarış sonrası Selin’e koşuyu özetlemek için :”İlk 10 dasın durma” diye bir ses geldi diye anlatırken, “onu ben söyledim” diyen Selin 🙂
  • Yarış bittikten sonra ben geriye doğru yürüyüp o ölüm yokuşunda pes etmek üzere olan insanlara alkışla tempo tutarken, onların da o bitikliğe rağmen beni alkışlayarak minnet duygularını ifade etmeleri..
  • Kız kardeşimin ilk 10K yarışını başarıyla tamamlaması
  • Teyzem Gülçin’in yaş grubunda kürsüye çıkması
  • MBT Runners ekibimizin örnek ailesi Bakır çiftinin 10km’yi bebek arabasında çocuklarını iterek bitirmeleri
  • Yine MBT Runners ekibinden İsmail’in ilk 10K yarışını 46. olarak tamamlayarak büyük başarı göstermesi
  • Ulaşımımızı sağlayan şoförümüzün ekiple kaynaşması:)
  • Ambulanslar, sıcaktan bayılanlar, kusanlar, ağlayanlar, fenalaşanlar..
  • Yarış sonrası adanın serin sularında vücudumuza yaptığımız terapi
  • Adım Adım’ın, Florya Çaylakların, koşunun, sporun, bu güzel ortamın ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha anlamam..
  • Ve tabi ki Bozcaada’nın kendisi…
IMG_9445.JPG
Bozcaada’daki meşhur gün batımı

 

Daha başka şeyler de var muhakkak ama onlar da bizde kalsın müsadenizle 🙂

Başarmak için şüphesiz birçok kriter var sıralanabilecek. Ancak bence en zorunu çok güzel özetleyen, arkadaşım Kahraman’ın facebook sayfamda yaptığı yorumla bitiyorum yazımı:

“Suyun gücü sürekliliğinden gelir yoksa o kayalar nasıl aşınır..”

Sevgiler,

Ümit