koşu

Kuşadası Olimpik Triatlonu 2016

Posted on Updated on

23 Eylül Cuma akşamı 2 triatlet arkadaşımla beraber gece yola çıkarak başladı yarış macerası. Sabah Kuşadası merkezine vardığımızda gözümden uyku akıyordu. Arkadaşlarım Adnan ve Marten şehir merkezine yakın oda tuttukları için onları orada bırakıp, ben çocukluğumda ailece tatile gittiğimiz Güzelçamlı’daki Askeri Kamp’ta konaklamaya geçtim.

Yıllar sonra burayı görmek hem dinlendirici hem de duygu yüklü bir deneyim oldu benim için:

IMG_0062.JPG
Güzelçamlı Askeri Kampı

 

Yarış öncesi böyle sessiz ve huzurlu bir yerde konaklamak iyi gelir diye ummuştum ama pek de öyle olmadı. Eski günler aklıma geldi, zaman çok hızlı geçiyor. Her neyse, bu yazının konusu olmadığı için esasa dönelim 🙂

Hava çok rüzgarlı ve deniz o kadar dalgalıydı ki sonraki gün nasıl yüzeceğimi kara kara düşünmeye başladım:

IMG_0063.JPG
Yarıştan bir gün önce denizdeki dalga beni düşündürdü..

Cumartesi günü karbonhidrat yüklemesi yaparak (makarna ve pizza ile), teknik komitede yarış hakkındaki detayları dinleyerek ve akşam arkadaşlarla sohbet şeklinde geçti. Yarış alanına 30km mesafede olmanın bedeli az uyumak ve yorgunluk oldu maalesef.

YARIŞ SABAHI:

Sabah 5:45 te kalktığımda hava karanlıktı ve dün geceden aldığım sandviç ve muzu yiyip hızlıca tri suit imi giyip odadan ayrıldım. Dalga yoktu ama hava çok serindi.Araçla Kuşadası merkeze yakın bir yere aracı parkedip kalan noktaya bisikletimle ulaştım. Böylece yarış sonrası trafiğe kapalı alanda kalmayıp beklemeden İstanbul’a dönüşe geçebilecektik.

Saat 07:45 itibariyle değişim noktasında tüm eşyalarımı yerleştirdim. Kask, bisiklet, koşu ve bisiklet ayakkabıları, enerji jeli, çorap, küçük ayak havlusu (denizden çıkınca kurulamak için), yarış gözlüğü.. Sonra da beklemeye koyulduk arkadaşlarla..

Yarış öncesi en çok düşündüren durum bisiklet parkurunun son anda değişmiş olması ve inişli çıkışlı, mazgalların olduğu, ondulasyonlu yüzeyli ve dar yollardan geçtiğiniz bir parkur olmasıydı. Tecrübeli triatletlerden Duygun’un tabiriyle teknik bir parkurdu. Bu durumda ben bisikletimi fazla sınırda sürmeyecektim. Lastik patlama riskini göze alamazdım.Yarış mesafesi 1,5km yüzme, 40km bisiklet ve 10km koşudan ibaret olduğu için bisiklet sonrası koşuyu da düşünmek gerekiyor tabi.

YARIŞ:

Yarışı olabildiğince görsel paylaşarak anlatmaya çalışacağım bu hem yazının sıkıcı olmasını engelliyor hem de okuyucunun triatlona olan ilgisini arttırıyor..

Saat 09:10 gibi deniz kenarında yerimizi almaya başladık. İsimlerimiz sırayla anons ediliyordu. Sonrasında adımızı görevlinin tuttuğu listede işaretleterek deniz kenarına geçtik.

IMG_0067.JPG
Yarış Öncesi Suya Alışma ve Gözlük & Bone Hazırlığı

 

IMG_0076.JPG
Heyacan dorukta 🙂

Saat 09:20 gibi yarış başladı. İlk çıkanlar arasında olmadım ama en arkada da kalmadım, yaklaşık 10 m suda koşmaya çalıştım, sonrasında da suya dalıp 1500 m lik kulaç yolculuğuna başlamış oldum 🙂

Çıkışta ilk 200m boyunca yediğim tekme ve tokatları, ilk dubadan dönerken ensemden asılıp önüme geçen triatleti (numarasını göremedim yoksa biliyorum ben napcamı :)) ) ve son 300m de çıkan dalga nedeniyle yuttuğum suları saymazsak herşey yolunca geçti. Bir de sudan çıkarken ayağımın kayıp sendelediğimi de eklemek gerekiyor gerçi :

IMG_0101.JPG
Yarışta herşey toz pembe olmuyor tabi..

 

FullSizeRender.jpg
Neyse ki toparladık:) Süre 29 dk yı gösteriyordu, saati transition (yüzme-bisiklet geçişi) moduna alıp yola devam ettim..

 

IMG_0106.JPG
Kaskı ve gözlüğü tak, ayağı kurula, çorabı giy, bisiklet ayakkabılarını giy, bisikleti al ve yola çık 🙂

 

IMG_0152.JPG
Bisiklet parkuru 8 x 5km şeklinde toplam 40km olarak planlanmıştı (Yarış sonunda satimden aslında 38km olduğunu farkettim

3.turda keskin virajlardan birisine geldiğimde biraz hızlı girdiğimi farkettim, tam o sırada da önümdeki bir kadın triatlet gidonu sola kırınca az kalsın çarpışıyorduk. Ben kendi hatam adına dönüp özür dileyerek pedallayamaya devam ettim.

IMG_0153.JPG
Virajlar keskin ve tehlikeliydi

 

 

 

IMG_0127.JPG
Virajlardan sonra  hızımı yenden kazanmak için ayakta bir süre pedalladım

 

Yokuşlarda herkesi geçtim, inişlerde henüz tecrübeli olmadığım için temkinli olmak adına fren yapınca hızlı gruplar beni geçti.

Bisikletten indiğimde süreye baktığımda 30,4 km/s ortalama hız gösteriyordu. Hedefimin üzerinde olduğu için memnun oldum.

 

IMG_0181.JPG
Bisikleti bırakıp ayakkabıları değiştirmek 45 saniyeme malolmuş:)

 

IMG_0186.JPG
Koşuya başlarken saati koşu moduna aldık. Devam..

 

IMG_0193.JPG
4 tur git-gel şeklinde 10km lik parkurda hafif yokuşların da olduğunu göz önünde bulundurursak 43 dk ile bitirdiğim için mutluyum.

 

IMG_0219.JPG
Yarışı 2 saat 29 dakika ile bitirerek ilk olimpik triatlonumdan istediğim tecrübeyi edindim.

 

IMG_0220.JPG
Kuşadası’na birlikte geldiğim arkadaşım Marten benden 30 saniye önce finişe gelmiş ve beni bekliyordu 🙂 Yaş grubumda (30+) 13. olmuştum.

 

capture
Yüzme, bisiklet ve koşu parkurlarının kuşbakışı görüntüsü. Yükseklik kazanımı ve diğer detayları merak edenler her zaman benimle iletişime geçebilirler.

 

23 Ekim’de Gloria Ironman 70.3 öncesindeki son yarışımdı Kuşadası. Arkadaşlarla yorucu ama keyifli bir haftasonu geçirmemize vesile oldu.

Dönüş yolu tam bir çileydi. Akıllı adam işi değil Kuşadası’na direksiyonla gelip yarıştıktan sonra tekrar dönüşe geçmek :)) Şaka tabi, bitiş çizgisinin verdiği haz her türlü zorluğa değer.

Sonraki yarış belli. 23 Ekim’de Gloria Ironman’de çok daha zorlu bir sınav var. O zamana kadar görüşmek üzere.

Sevgiler,

Ümit

Triatlon federasyonu sorumluları ve yarışın sorunsuz geçmesini sağlayan tüm gönüllülere buradan kendi adıma teşekkür ederim.

Fotoğraflar için beni desteğe gelip yalnız bırakmayan Emre’ye ve bilgisini esirgemeyen Seha Abi’ye bir kez daha teşekkür ederim.

 

Reklamlar

İznik Triatlonu 2016

Posted on Updated on

Aslında triatlon hazırlıklarına tam olarak 6 Eylül 2015 tarihinde başlamışım.

İnstagram’da daha önce yaptığım paylaşım bunun belgesidir 🙂  :

 

O tarihten itibaren aralıklı olarak yüzdüm, bisiklete bindim, koştum, arkadaşlarıma, abilerime danıştım, okudum ve sonunda nihayet an itibariyle bir triatlet olmayı başardım.

1)Hazırlık:

Ramazan ayından bir sonraki haftaya denk gelmesi nedeniyle yarışa ancak bayram sabahı itibariyle 1 haftalık sıkı bir hazırlık programıyla hazırlandım. Ancak bu demek değil ki, 1 haftalık hazırlık triatlon yapmaya yeterli! Söylediğim gibi altyapıyı Eylül 2015’ten bu yana oluşturmaya başlamıştım. Bu son hafta biraz da performansı arttırmaya yönelik tempo ve interval çalışmalarından oluşuyordu.

Yarıştan 4, 7 ve 10 gün önce bisiklet ve koşu mesafelerini birebir simüle ederek antrenman yaptım (20 km bisikletten inip 5 km koştum). Yüzmeyi buna entegre etmek şehirde zor olduğundan, ve Ramazan ayı boyunca yüzemediğimden de bu yaklaşık 10 günlük süre içinde de 4-5 defa 1.000m mesafesinde yüzdüm.

Özellikle sıcak havalarda kendimi test ettim ki yarışta neye uğradığımı şaşırmayayım 🙂 Bilmenizi isterim ki tempolu bir bisikletten inip koşmak ciddi dayanım gerektiriyor. Hem fizyolojik, hem fiziksel hem de psikolojik olarak.

2)Yarış Öncesi:

15 Temmuz günü akşamı yaşadığımız ve aslında halen devam etmekte olan zorlu günler nedeniyle yarışa katılmamayı düşünüyordum. Zaten psikolojik olarak bunu düşünebilecek durumda da değildim. Ama bunu farketmiş olacak ki, Florya Çaylaklar’dan Melike’nin telefondaki ikna süreciyle kendimi (Cumartesi günü olan teknik komite toplantısına gidemesem de) Pazar sabahı İznik yolunda buldum.

Bisikletin ön tekerliğini çıkartmama rağmen bagaja sığmayınca arka koltuğa koymak durumunda kaldım. Annem arkada oturduğu için bisikletimle koyun koyuna gittiler:)

Ama sadece bisiklet mi? Bir triatlonda yarışmak istiyorsanız en azından öncesinde hazırlamanız gereken şeyler:

  • Bisiklet
  • Kask
  • Triatlon kıyafeti
  • Koşu ayakkabısı
  • Bisiklet ayakkabısı (olmazsa da oluyor, ben ilk yarışıma yetiştiremedim)
  • Yüzücü gözlüğü
  • Bone
  • Bisiklet gözlüğü
  • Triatlon lisansı
  • Değişim alanlarında kullanılacak havlu, çorap, vs..

Ama gözünüz korkmasın, başta uğraştırsa da yarışta değdiğini anlıyorsunuz.

Ben bu kontrol listesini hepsini tamamlayarak yarıştan bir saat önce yarış alanına varmıştım.

Öğlen 38 derece sıcakta, öncesinde inceleme fırsatım bile olmayan bir parkurda, ilk defa katıldığım bir branşta ve ülke gündeminin yarattığı olumsuz atmosferde yarışacaktım.

Kayıt için görevliler beklememizi söyledi. Ben de en büyük destekçim ailemle beklemeye koyuldum:

IMG_9680
Annemle kayıt için beklerken. Fotoğrafı çeken gizli kahraman ise babam 🙂

 

Kayıt masasında bisiklette selenin altına ve kaskın önüne yapıştırılmak üzere birer tane sticker numara verildi. Aynı numaralar keçeli kalemle kollarımıza ve bacaklarımıza işlendi. Çipleri de ayak bileğimize sarıp yapışkanla sabitledik.

Bisiklet lastiklerimin basıncı çok düşmüştü, neyse ki hızlıca bu sorunun da üstesinden geldik:

DSCN1890
Eski Federasyon görevlisi ve triatlon gönüllüsü Melih Işıkçı Abi lastikleri şişirmek için pompa bulmama yardımcı oldu.

 

Değişim alanına gidip bisiklet, kask, koşu ayakkabısı gibi birçok malzemeyi, 771 numaralı, bana tahsis edilmiş noktaya yerleştirdim.

CIMG3741
Değişim alanına yarıştan önce gerekli eşyaları bırakıyorsunuz. Buraya yarışta iki defa girip çıkıyorsunuz. 1.si yüzmeden bisiklet etabına geçerken. 2.si ise bisikletten koşu etabına geçerken. Burada harcadığınız süre de toplam zamana dahil ediliyor.

 

 

Triatlon kıyafetimi yarıştan 15 dk. öncesine kadar yarı açık bıraktım ki erken bunalmayayım.

CIMG3730
Değişim alanında bisiklet, kaskım ve ayakkabılarımla diğer eşyaları yerleştirdikten sonra etrafı incelemeye başladım.

 

 

Kısa da olsa bir vaktim olduğunu farkedince hem gözlüğü denemek hem de suya alışmak için kendimi bir kaç saniyeliğine İznik Gölü’ne bıraktım:

CIMG3733
İznik Gölü, yarış öncesi suya alışma. Dalga yoktu ve etraf sakindi, havuza göre gölde daha fazla kaldırma kuvveti var gibi hissettim. Son olarak su çok bulanıktı.

 

3)YARIŞ:

Yarışı doğal olarak üçe ayıracağım:)

  • YÜZME

Yüzmeyi en iyi özetleyen kelime : TEMKİNLİ

Strateji yüzme kısmında basitti. Yüzme disiplini en zayıf ve en yeni olduğum alan olduğu için nabzımı çok yükseltmeyecek ve sağ salim bitirmeyi hedefleyecektim. İlk 100 m ortama alışmayı planladım.

Yarış başlarken tüm yaş grupları yanyana gelince anladım ki, zaten istesem de hızlı olamam! O kadar kalabalık bir grup içiçe aynı anda göle girdi ki, bir sağdan bir soldan tekme tokat yiyerek, biraz endişeyle, biraz da kontrollü bata çıka başladım yarışa.

CIMG3734
Bu fotoğraf ilk tur bitip ikinci tur başladıktan sonra çekilmiş. Yani yarışın ilk anındaki kalabalığı siz hesap edin..

 

Sarı duba dönüşlerinde ilk başta dayak yememek için dışarıdan alıp yüzme disiplinimi bozmadan dönmeye çalıştım, baktım ki çok vakit kaybediyorum. Sonraki dönüşleri içeriden yavaşça kurbağalayarak eksen merkezinde dönmek istesem de bu sefer de arkadan tekme yemeye başladım 🙂 Anladım ki böyle dayak yiyerek bitecek bu yarış. Son 200m dışında yarışı istediğim ritm ve disiplinde yüzemedim bu sebeple.

Saatim nedense triatlon modundan çıktığı için yüzme derecemi göremedim. Sonradan öğrendim ki parkur normalden daha kısaymış (Tahminimce 100m kadar)

CIMG3740
Yüzme etabının çıkışı. Değişim alanına gidip bisiklet malzemelerini alıp yola çıkmak üzere..

 

  • BİSİKLET:

Madem yüzmeye bir isim taktık buraya da DİSİPLİN diyelim.

Yüzmeden çıkıp değişim noktasına geldiğimde az kalsın sepet içindeki gözlüğümü unutuyordum, dönüp almak isteyince en az 1 dk. kaybettim. Ama iyi ki almışım, sıcak ve rüzgarda güneşin altında 30-35 km /s bandında lensli gözlerle işim zorlaşırdı.

IMG_9684
Parkurun bir çok yeri parke ya da mıcırlı düzeyden oluşuyordu. 90 derece dönüşleri de ayrı bir tehlikeydi.

Değişim noktasında aldığım snickers tan bir parça kopardım ki bisiklet gibi karbonhidrat emici bir etap öncesi biraz depolama yapayım. Ancak şeker tadı, sıcağın da etkisiyle ikinci parçayı almamı engelledi. Üzerine su içerek kısmen rahatladım.

Parkuru hiç tanımadığım için ilk tur kontrollü çıktım. İlk turun (2,5km) sonunda saatime baktığımda 32 km/s ortalama hız yazıyordu. Bu sürat beklentimin üzerindeydi çünkü parkurda çok yavaşlamak zorunda olduğum yer vardı. İkinci tura daha özgüvenli çıktım.

FullSizeRender
Draft yapmak (peşpeşe gitmek) serbest olduğu için rüzgara karşı bir grupla gitmeye çalışsam da bisiklet parkurunda genellikle yalnız kaldım

 

Parkurda 90 derecelik 2-3 keskin dönüş vardı. Onun dışında ufak dönüşler de var. Zeminin durumunu da düşününce herhangi bir kaza olmadan yarışın bitmiş olması çok sevindirici.

IMG_9679

Parkur 8 kere aynı daire etrafında dolaşılarak toplamda 20,8 km tamamlanıyordu. Yani standart sprint triatlon mesafesinden yaklaşık 1km daha fazla.

Her dönüşte saatime bakıp kontrollü devam ettim, tur sayısını bir ara karıştırır gibi olsam da saatteki mesafe imdadıma yetişti.

Her turda üçer yudum su alarak dehidrasyona önlem aldım, çok da içmeyerek rahatsız olmanın önüne geçtim.

Değişim alanına girerken durumdan memnundum. Yarışa bisiklet için kilitli ayakkabı ve pedalım yetişmemişti. O yüzden bisiklet etabını zaten koşu ayakkabılarımla bitirdiğimden ayakkabı değişimi yapmama gerek kalmadı. Sadece kaskımı çıkarıp, bisikletimi astıktan sonra koşu parkuruna giriş yaptım.

  • KOŞU:

Koşu kısmı için seçeceğim kelime ise DAYANIM olurdu.

Bisikletten inince koşmaya başlamak büyük bir mesele. Aynı kas gruplarını bu sefer farklı şekilde zorlayınca, kas mekanizması neye uğradığını şaşıyor. Göreceli yavaşlamış olmak da insana sürünüyor hissi veriyor. Üzerine bir de öğlen sıcağındaki 38 derece ve nemli hava eklenince..

IMG_9678
Koşu parkuru 4 tur git- gel şeklinde 5km ve komple asfalttı.

İlk turu hızlı koştuğumu ve nabzımın yükseldiğini farkedince 2. ve 3. turda kademeli olarak tempomu düşürdüm. Çünkü bu tip anlarda, biraz hızlanmak süre olarak çok bir değişiklik yaratmasa da kalp ritminizi ve kas sisteminizi çökertip yarışa havlu bile atmanıza yol açabilir.

Son turda ise, kendime daha kapasitemin olduğunu ıspatlarcasına 15km/s (4’00” pace) civarında bir hızla koşarak yarışı bitirdim.

IMG_9699
Bitiş çizgisi..Yüzümü ıslatırken düşen gözlüğü bu sefer bırakmaya karar verdim 🙂

Yarışı kendi yaş kategorimde 9. olarak, toplam 1 saat 17 dakikada tamamladım.

Capture
Yarış Sonuçları: Yüzme 13 dk, bisiklet 40 dk., koşu 21 dk., T1 ve T2 değişim süreleri 3dk. civarı.

 

DSCN1903
Yarış bitiminde karpuz ikram edilmesi pek bir hoşuma gitti..:)

 

4)ANALİZ

  • Yüzme

Yüzme etabında maalesef sebebini bilemediğim bir durumdan ötürü saatimden doğru bilgiyi alamadım. 750m den yaklaşık 100m kısa olduğunu tahmin ettiğim parkurda, ilk yarışa göre hedeflediğim şekilde nabzımı %85 civarında koruyup, olabildiğince dayak yemeden! :), bisiklet etabına geçmeyi başardım.

İlk 100m tekme tokat şeklinde, sonrası da bulanık suda sürekli yönü tespit etmeye çalışarak kafamı sudan çıkararak geçtiğim etapta, istediğime ulaştım.

Tabi ki bu, yüzmenin en zayıf olduğum disiplin olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Çalışacağız..

  • Bisiklet

Bisiklet parkuru normalden (20km) yaklaşık 1 km daha uzundu.

Capture
Her bir satır 5km lik mesafeyi özetliyor ( 5. satır kalan 1km yi) Koyu yazılmış son satır da tüm etabın ortalama değerlerini.. Kadans değerlerimin de (dakikada pedalı çevirme sayısı) 80 bandına yakın olması antrenman planıma sadık kaldığımı gösteriyor

Yukarıdaki tabloda iki önemli detay var. Birincisi hemen hemen her 5km. lik turda hızımın sabit olması ( Bu gereksiz nabız fırlaması olmadığını gösterir) İkincisi ise nispeten yüksek kadansta bu hızlara ulaşmış olmam ki yüksek kadans, normalde sürdüğüm vites aralığından biraz daha düşük viteslerde sürüş yaptığımı gösteriyor. Bunun sebebi ise aşağıda:

Capture
Bisiklet parkuru küçük bir alanda sürekli dönüşlerden ibaret olduğu için sürekli yavaşlamak zorunda kalınca düşük viteste kadansı yüksek tutarak hızlı toparlamaya çalıştım.

Yine de bir çok dönüşte de gereksiz yavaşlamamak için virajı olabildiğince dıştan ve fren yapmadan, yolu keserek almaya çalıştım ve bazı yerlerde hızımı tekrar kazanmak için vitesi düşürmeyip ayakta hızlandım. Bu iki senaryo arasında, hissiyata göre karar verilmesi gerekiyor.

Genel olarak başarılı, 33km/h civarı ortalama hızla bitirdiğim parkurdan koşuya da gerekli enerjiyi rezerve ederek ayrıldım. Yani bisiklet benim için istediğim gibi geçmişti.

  • Koşu

Koşu parkurunun olması gerekenden (5km) yaklaşık 500m. kadar kısa olduğunu söyleyeyim.

Her parkurun standart mesafelerden neden farklı olduğu konusunu anlamış değilim açıkçası 🙂

Capture

Yukarıdaki grafikten görüleceği üzere, ilk başlarda 4 pace civarına yakın tutunmaya çalıştığım, ancak bisikletin kümüle yorgunluk etkisi ile güneşin altındaki aşırı sıcak faktörü biraraya gelince, bilinçli olarak hızımı son tura kadar yavaşlattığım görülüyor.

Ve yine grafikten anlaşılıyor ki son tur başladıktan sonra hızımı bitiş çizgisine kadar belirgin bir deparla arttırmışım. Buradaki keskin hızlanış, aslında 2. ve 4. km arasında perforansımı tam olarak zorlamadığımı gösteriyor.  Bu ise yazının başlarında açıkladığım gibi, riske girmeyip, hızımı 0’10-15″ pace düşük tutup garantilemek düşüncemden kaynaklıydı. Eğer hırsıma yenik düşüp hızımı yukarılarda tutmak isteseydim, belki yine bitiş çizgisini geçerdim ama en fazla 1 dk. oynardı. Karşılığında alacağım riske değer miydi? Bence hayır..

Bu bakımdan koşu kısımı da dayanımın ve kontrolün ön planda olduğu, hedeflediğime ulaştığım bir sonuçla tamamlandı.

5.RAKAMLARLA

1: Gölde su yutma sayım:)

2 : Yarış sonunda ikram edilen karpuzdan yediğim dilim sayısı:)

3. Annemin “Haydi Ümit” diye beni destekleme sayısı

4. Koşudaki git-gel tur sayısı

5.Bisiklette draft yaparak giden, yetişemediğim profesyonel atletlerin sayısı (5 li grup halindeydiler 🙂 )

6.Yüzmede çevresinden döndüğüm sarı duba sayısı

7.Yüzme etabında kalabalıkta yediğim tekme, tokat, kafa sayısı 🙂 (Daha fazla da olabilir 🙂 )

8.Bisiklet parkurunda attığım tur sayısı

9: Yarış sonunda, yaş kategorisindeki sıralamam.

 

6. TEŞEKKÜR

Bu yarışa gelene dek bana motivasyon, bilgi birikimi, tecrübe ve yönlendirme ile destek olan bir çok kişi var, aklıma gelenlerine müsadenizle hızlıca teşekkür etmek isterim:

Başından beri beni bilgi ve tecrübesiyle besleyen Seha Özden, aldığım bisikletten tüm gerekli parçaların siparişine kadar bana bıkmadan destek olan Emre Özalp, yarışa bir gün kala “yarışa gitmelisin” diye telkinde bulunarak beni yarışa katılmaya ikna eden Melike Cavcar ile Ayşegül Hicran olmak üzere beni destekleyen tüm Adım Adım Florya Çaylaklar ekibi, organizasyonda gönüllü desteklerini esirgemeyen Melih Işıkçı ve Nesrin Ercan ve tabi ki bana tüm yarış günü yanımda olarak destek olan annem ve babama teşekkürlerimi buradan da iletmek isterim.

Burada adını sayamadığım, beni süreç boyunca motivasyonlarıyla destekleyen herkese ayrıca teşekkürler.

Triatlon sporuna başlamayı düşünen arkadaşlara: kesinlikle yapın! Sorularınız olursa bana her zaman yazabilirsiniz.

Peki şimdi ne olacak, bitti mi? Ne bitmesi, yeni başlıyor. Ironman olmak bir süreç ve bu sürecin basamaklarını sizlerle emin adımlarla çıkmaya devam edeceğiz..

Sevgiler,

Ümit

2016 New Balance Bozcaada 10K Koşusu

Posted on Updated on

Bozcaada koşusunu en iyi anlatan, duyduğum en güzel sözle başlamak istiyorum : “hızın değil dayanımın kazandığı bir parkurdur Bozcaada”

Bitmeyen kıvrımlı uzun yokuşları, sersem eden rüzgarı, öğlen 2’de tepende dikilen yakıcı güneşiyle standardın ötesinde bir yarıştı New Balance Bozcaada yarışı..

Bir Ironman adayı olarak, bu yarışa özel olarak yeterince hazırlanamadım. Son 2 hafta birkaç interval ve yokuş antrenmanı yapma fırsatım oldu o kadar. Ama yine de ironman için baz oluşturma aşamasında ben zaten 3 aydır yüzme ve bisikletin de dahil olduğu planlı bir hazırlık sürecindeydim, altyapıma güveniyordum.

Geçen sene aynı parkuru 43:48 ile bitirmiş ve genel klasmanda 900 civarı kişi arasından 18. olmuştum. Bu sene hedef en azından 42:59 süre ile bitirmek olmalıydı. Sıralama için hedef koymak anlamsızdı, çünkü benim kontrol edebileceğim birşey değildi diğer kişilerin başarısı.

Yarışa geçen sene olduğu gibi Mercedes-Benz koşu kulübümüz MBT Runners olarak katıldık:

IMG_9415
Mercedes-Benz Koşu Kulübü MBT Runners Bozcaada Hatırası

Start alanına geçmeden önce Adım Adım gönüllü antrenörleri olarak tüm katılımcıları ısındırdık. Ve sonrasında yarışın start alacağı noktaya doğru hareket..

Her yarış öncesi olduğu gibi bacaklara titreme getiren tuhaf bir heyecan hissi kapladı içimi başlangıç çizgisinde. Olabildiğince önlere gidip beklemeye koyuldum yarışı.

Çok sıcaktı, insan yerinde dururken bile sıcaklarken nasıl yarış temposuyla koşacaktık. Arkamdaki kadının atmak üzere olduğu pet şişeyi farkedip, müsadesiyle aldıktan sonra, dibindeki suyu başıma yedirdim, yarış öncesi biraz nabız düşer umuduyla.

Ve start..

1.km’de kendi hızıma uygun birini ararken, bir yandan da kalabalıktan sıyrılmak için yavaş koşan atletleri olabildiğince az zigzag çizerek sollamaya başladım.

IMG_9428
2.km sonlarındaki yokuşta çekildiğini tahmin ettiğim fotoğraf

1.km ve 2.km sonlarında saatim uyarı verdiğinde ekran hep aynı ortalama hızı gösteriyordu (4’00” pace yani 15km/saat sürat). Sonraki km leri de hafif yavaşlayarak ancak hedef hızımın üzerinde koşmaya devam ettim. Nabzım ve kaslarımdaki yükü dinleyerek, hız tempomu olabildiğince sabit tutup 4.km de başlayan yokuşa kadar tempomu korudum. Sabit hız demek ideal karbonhidrat / yağ yakımı demek ve nabzının gereksiz yükselmemesi demek ne de olsa.. 5.km de dönüşe geçmeden önceki bu son uzun yokuş nabzımı yukarıya çekip, kaslarıma binen yükü arttırdı ve dönüşe geçtiğimde yokuşu artık aksi yönde inmeye başlamama rağmen nefes ritmim eski düzenini kaybetmişti. Neyse ki yokuş çalışmalarından bu duruma alışık vücudum iniş yolunda yerçekiminin de benden yana olmasıyla daha az efor sarfetmenin sonucu olarak nabzımı makul değerlere çekti.

5 git – 5 gel şeklindeki bu 10k güzergahının bir güzel yanı da erken dönüşe geçince karşıdan gelen arkadaşlarınızın yanında geçiyor olmanız. Bu sırada adım adım ailesi, mbt runners ekibi ve daha birçok arkadaşımın müthiş destekleriyle düşüşe geçen performansımı bir süre daha tepede tutabildim.

Ancak 7.km sonunda direncin azalması ilk defa hızıma tesir etmeye başlamıştı, yavaş yavaş hızım geriledi ve 9.km sonunda 4’29” pace değerine geriledi. Sıcak hava nabzı geriye düşürmeye bir süreden sonra fazla izin vermiyor (kan dolaşımı ısıyı dışarı atmak için yüzeye yakın yere odaklanınca kaslara yeterli kan ulaşmıyor) bir de üzerine bitmeyen yokuşlar eklenince, son km’ye hala hedefimin önünde ancak düşen bir direnç ile girdim.

Daha önceki tecrübelerimle bu sefer bitiş çizgisini görmeden depara kalkmadım 🙂 300m kala hızlanarak bitiş çizgisine kadar deparımı sürdürdüm.

FullSizeRender
Bitişe 150m. civarı kala kıyasıya mücadele, merak eden olursa arkadaş beni geçti 🙂

 

Bitiş çizgisine doğru anlık hızımın 2’57” pace (yani 20km/saat) olduğunu gördüm, bu sonraki yarışlar için bana umut veren bir detaydı.

IMG_9435
Bitiş Çizgisi

 

Kendimi çok zorlamadan ama parkurun da hakkını vererek yarışı 42 dakika 3 saniye net süreyle bitirdim. 804 erkek atlet arasında 13. oldum.

bozcaada detay
Km başına yarış hız değerlerim

 

Analiz:

  • Vücudumu dinleyerek doğru hızı bu kadar doğru tespit ettiğimi düşündüğüm ilk yarışımdı.
  • Yokuş direncini arttırmak istiyorsan, yokuş çalışacaksın, net! Yaşasın Atatürk Florya Ormanı:) Yokuş çıkarken kimse beni geçemedi ama ben herkesi solladım (ya da sağladım 🙂 )
  • Nabız aralığım interval antrenmanı yaptıkça genişledi ve normalde nefes nefese bitirdiğim interval hızlarında 10km gibi  uzun bir mesafe koşmamı sağladı.
  • Bisiklet ve yüzme gibi çapraz antrenmanlar koşuda vücudun dayanımını kesinlikle arttırıyor.
  • Ironman altyapı çalışmalarımda daha çok 7-8 km mesafesinde koştuğum için 10km boyunca aynı çizgide koşamadım ve son 3km. de hızım geriledi.

 

Akılda Kalanlar:

  • Yarışın sonunda soluk soluğa bitirmiş ve daha duralı 1-2 saniye olmuşken Star TV den muhabir arkadaşın röportaja alması 🙂 Daha madalyamı bile takamamışım:))

IMG_9413

  • 5.km dönüşünden sonra yol boyunca geçiştiğimiz tüm arkadaşlarımın o yorgunlukla verdikleri destek..Memnune, Şule, Hüseyin, Bakır ailesi, Bekir… diye liste uzar gider..
  • Yarışta bir ara geçmek istediğim bir atletin sürekli benim olduğum tarafa tükürmesi nedeniyle geçemeyip “yeter be adam” manasında bir öksürükle ancak geçebilmem :))
  • Röportaj sonrası Murat kaptanın “kardeşim çok iyi geldin” diyerek içten tebriği
  • Yarış sonrası Selin’e koşuyu özetlemek için :”İlk 10 dasın durma” diye bir ses geldi diye anlatırken, “onu ben söyledim” diyen Selin 🙂
  • Yarış bittikten sonra ben geriye doğru yürüyüp o ölüm yokuşunda pes etmek üzere olan insanlara alkışla tempo tutarken, onların da o bitikliğe rağmen beni alkışlayarak minnet duygularını ifade etmeleri..
  • Kız kardeşimin ilk 10K yarışını başarıyla tamamlaması
  • Teyzem Gülçin’in yaş grubunda kürsüye çıkması
  • MBT Runners ekibimizin örnek ailesi Bakır çiftinin 10km’yi bebek arabasında çocuklarını iterek bitirmeleri
  • Yine MBT Runners ekibinden İsmail’in ilk 10K yarışını 46. olarak tamamlayarak büyük başarı göstermesi
  • Ulaşımımızı sağlayan şoförümüzün ekiple kaynaşması:)
  • Ambulanslar, sıcaktan bayılanlar, kusanlar, ağlayanlar, fenalaşanlar..
  • Yarış sonrası adanın serin sularında vücudumuza yaptığımız terapi
  • Adım Adım’ın, Florya Çaylakların, koşunun, sporun, bu güzel ortamın ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha anlamam..
  • Ve tabi ki Bozcaada’nın kendisi…
IMG_9445.JPG
Bozcaada’daki meşhur gün batımı

 

Daha başka şeyler de var muhakkak ama onlar da bizde kalsın müsadenizle 🙂

Başarmak için şüphesiz birçok kriter var sıralanabilecek. Ancak bence en zorunu çok güzel özetleyen, arkadaşım Kahraman’ın facebook sayfamda yaptığı yorumla bitiyorum yazımı:

“Suyun gücü sürekliliğinden gelir yoksa o kayalar nasıl aşınır..”

Sevgiler,

Ümit

Gloria Ironman 70.3’e Doğru..

Posted on Updated on

Uzun bir süredir yazmamışım..

Üstelik son yazımdaki bazı bilgiler güncelliğini yitirmiş ve bazı hedeflerim değişmiş:

14 Mayıs’ta katılmayı planladığım yarışa aşilimdeki sakatlık nedeniyle hazırlanmama kararı aldım ve onun yerine Ekim ayında Türkiye’de ikinci kez düzenlenecek olan Ironman 70.3 yarışına katılmaya karar verdim. Bu müsabakada durmadan 2km yüzüp, 90km bisiklet sürüp son olarak da 21K koşarak yarışı tamamlamanız gerekiyor.

Bunun için de bir çok hazırlık programında yazılan “base” yani öncelikle temeli oluşturmak denilen peryotta hazırlıklarıma başladım. Şu andaki temel amacım (özellikle yeni olduğum yüzme ve bisiklette) mesafeleri yavaşça arttırarak, çok fazla hız antrenmanı yapmadan, kaslarımı geliştirmek ve vücüt hücrelerinin kasılmada ihtiyaç duyduğu mitokondori sayısını ve çalışma verimini arttırmak. Tabi ki bir yandan da oksijenli solunum kapasitesini geliştirmek.

Bu dönemde benim için en büyük kazanım bisiklet oldu, çocukluğumdan sonra uzun bir dönem boyunca bisiklete hiç binmemiştim ne de olsa..

BİSİKLET:

Hani derler ya, kaslar unutmaz diye, işte öyle birşeydi benim bisiklet tecrübem. Öncelikle şunu belirteyim, aldığım bisiklet Schimano 105 grup sete sahip, karbon maşa ve aluminyum kadrodan oluşan, incecik lastikleriyle hız için tasarlanmış, kendi sınıfında mütevazi bir kalitede yarış bisikleti. Ironman yarışına herkes kendi bisikletiyle katılılıyor. Bu yüzden daha bisiklet alırken başlıyor aslında yarış..

Bisikleti alınca iş bitmiyor, aslında yeni başlıyor. Kaskı, forması, rüzgarlığı, eldiveni, gözlüğü diye uzayan bir liste var…

Ama en önemlisi, eğer İstanbul’da yaşıyorsanız, bisiklet antrenmanı yapabileceğiniz bir yer bulmak! Bu bisikletlerde amortisör de bulunmadığı için tek alternatifiniz yollarda pedallamak, pürüzlü yüzeyler maalesef canınızı (poponuzu 🙂 ) biraz acıtabiliyor. Maalesef yürüyüşe açık sahillerde bu bisikletlerde hız yapmanız hem yol kalitesi hem de insanların saygısızlığı nedeniyle zor. Yine de yarış için olmasa da keyif için şehir ya da dağ bisikletinizle Florya- Yeşilköy sahilinde bisikletler için ayrılmış bir parkur var, deniz kenarında pedal çevirmekten çok keyif alacağınıza eminim:

IMG_9380
Florya-Yeşilköy sahlindeki bisiklet parkuru. Görünüşe aldanmayın pek boş olmuyor :))

 

Yazının devamını oku »

Maraton Hızım ne Olacak?

Posted on Updated on

Merhaba,

Uzun zamandır yazmadığımı farkettim ve İstanbul Maraton’una iki hafta kala kafamı kurcalayan konulardan birisine değineyim istedim: 15 Kasım’da İstanbul Maratonu’nda hangi hızla koşacağım?

Daha önce koştuğum ilk ve tek maraton olan Runatolia Antalya Maratonu’nu 03:45:13 ile tamamlayarak 5’19” pace ile tamamlamıştım.  İlk 21K pace 4’53” iken ikinci 21 K yı 5’45” ile koşmuştum. Buradan da anlaşılacağı gibi 30 duvarını ben de görmüştüm!

Bu sefer İstanbul’da, büyüyüp yaşadığım, okuduğum ve çalıştığım şehrin caddelerinde koşacağım 42 km yi. Tabi prensip olarak önceki maraton derecemi en azından egale etmek için koşacağım. Uzun bir süredir hazırlıklarıma devam ediyorum, destekleyici yüzme ve güçlendirme egzersizlerimi de elimden geldiğince aksatmıyorum.

Peki hız stratejim ne olacak, vücudumu nasıl yöneteceğim? Bunun cevabını verebilmek için elimde 2 tane veri oluştu:

Birincisi; hemen hemen okuduğum tüm yazılarda hızın sabit tutulması, bu şekilde karbonhidrat tüketiminin hızlandıkça logaritmik artan davranışı sonucunda glikojen rezervlerinin boşalmasının önüne geçilmesi. Yani yağı ve karbonhidratı dengeli tüketmek.

İkincisi ise aşağıda:

Bunun için daha önceki maratonumda antrenörüm Fetih’ten esinlendiğim gibi 2014 İstanbul Maratonu’nu analiz ettim:

  • Maraton bitiş süresi 03:20 saat ile 03:40 saat arasında olanları kağıda döktüm (Gönlümden geçen süre olan 3 saat 30 dakikayı baz alınca 10 eksik 10 fazlaya tekabül ediyor)
  • Yaş grubu olarak 30-35 arasını aldım. (32 yaşındayım)
  • Erkek atletleri inceledim (Bayanların VOmax değerleri çok daha düşük ve metabolizmaları farklı olacağından yanıltıcı olabilir)
  • Veriyi basitleştirmek için sadece Türk atletleri inceledim

Bu kriterlere uyan 13 atlet üzerinden 5K geçiş sürelerinin ortalamalarını ve dolayısıyla pace lerini kağıda döktüm. Çıkan sonuç aslında duvar faktörünü kanıtlar gibiydi:

Capture
2014 İstanbul Maratonu Sonuçlarında Kriterime Uyan 13 Koşucunun Hız Grafiği

Sonuçlar :

  • İlk 21K 04’48” pace ile geçilirken ikinci 21K 05’11” pace ile geçilmiş.
  • Atletler 30. km de deyim yerindeyse “dibi görüp” 35. km den sonra tabiri caizse “iman gücüyle :)” son kez hızlanmaya gayret etmişler. Bunu daha net ifade etmek için aşağıda basit grafiği çıkardım (Görüntü 35K en hızlıymış gibi bir izlenim yaratsa da pace dk/km olarak ifade edildiği için aslında tam tersine 30-35K arasının en ağır geçildiğini gösteriyor)

Capture2

  • Son iki 2km pace neredeyse 6 lara gerilemiş ki burası hem rezervlerin tükendiği hem de yokuşun başladığı Sultanahmet dolayları oluyor.

Sonuç: En başa dönecek olursak hız stratejimizi belirlememiz gerekiyordu. Yarış sonu hedef pace 5’00” olduğunu düşünürsek iki yöntemden birisini benimsememiz gerekecek. Ya bilimsel yaklaşımı tercih edip sabit hızla başlayarak yarışı bitirmeyi hedefleyeceğiz ya da tecrübeye saygı duyarak önceki koşucuların grafiğini baz alarak ilk 21K da km başına 10 saniye hızlı koşarak zaten kaçınılmaz olan yavaşlamayı dengeleyeceğiz.

Geçen hafta sonu Belgrad Ormanı’ndaki en uzun hazırlık idmanımda 32K yı 4’57” pace ile sabit hızla koşabildiğime göre bilimsel yaklaşımı başarabilecek güçteyim. Tabi o gün hava durumu, asfalt faktörü, uyku, beslenme, motivasyon gibi faktörleri göz ardı edersek:)

Kesin olan birşey var; sorunun cevabını 2 hafta sonra öğreneceğiz…

Not: New Balance’ın sosyal platformu #koşanbilir de koşuya nasıl başladım konulu yazımı okumak isteyenler için ekteki bağlantıyı paylaşıyorum:

http://www.kosanbilir.com/iyi-kosu-rehberi

Sevgiyle..

Ümit Göktepe

Personal Best!

Posted on Updated on

Merhaba,

6 Haziran’da Belgrad Ormanı’ndaki Adım Adım yarışına hem bireysel hem de takım olarak katıldık.

Mercedes-Benz Koşu Kulübü MBT Runners

Bu yarış benim Adım Adım AKUT STK sorumlusu & gönüllüsü olarak çıktığım ilk yarıştı.

Yazının devamını oku »

Kalp Yalan Söylemez

Posted on Updated on

Merhaba,

Bu haftasonu MBT Runners olarak Adım Adım Kurumsal Takımlar Yarışı’na katılıyoruz.. Hem de tam 3 takımla!

IMG_7951

Ben bu koşuda en iyi kişisel 6K derecemi (00:25:22) geliştirmeyi hedefliyorum. Bu akşam tempo koşuda Florya Ormanı’nda kendime gelmeye çalışacağım:)

Ancak öncesinde, bu tip kısa yarışlarda daha önce de paylaştığım üzere, nabız konusunun belirleyici olduğunu belirtmiştim.

Bu yüzden kendi performansımı yukarıya taşımak için ne yapmam gerekir konusuna odaklanınca, nabız ile sürat arasında bir bağlantı kurulabileceğini düşündüm.

1 Mart’ta Antalya Maratonu’nun koştuktan sonra Garmin’de kayıtlı tüm koşularımı bir kağıda döktüm. Yazının devamını oku »