sprint

Runatolia 10km Kurumsal Takimlar Yarisi

Posted on Updated on

Merhaba,

2018 yilinin ilk yaris raporuyla karsinizdayim. Yaklasik uc ay süren asil tendinit rahatsizligi sonrasinda, ilk yarisimi Antalya’da 10km parkurunda tamamladim. 4 Mart 2018’de kosulan yaris ilk ciddi 10km yarisimdi.

Ocak-Subat aylari hazirlanabildigim yaristaki performansimdan memnunum. Gelin birlikte hazirlik sürecim nasil gecmis ona bakalim:

  • Ocak- Subat ayi boyunca toplamda 28 gün ve 340 km kostum.
  • Yaklasik 20.000 kalori yaktim.
  • 8-9 kez evde vücut agirligimla güclendirme calistim.
  • 3 defa yüzdüm
  • 1 defa bisiklete bindim

Koaularin icinde interval de, jog da, tempo kosu da vardi. Yine Berlin’de oturdugum yere cok yakin tartan pistin avantajini intervallerde kullandim. Ancak Berlin’deki soguk hava motivasyonumu cogu zaman zorladi.

Beslenme her zamanki gibi az yag, antrenman öncesi karbonhidrat bazli, antrenman sonrasi protein bazli devam etti. Su tüketimime daha da fazla özen gösterdim.

Kilom degismedi, kas oranim dogal olarak artti. Yag oranim %13,5.

Yarisa Mercedes-Benz’i temsilen katildik. Yaris kurallari geregi her takimin kosuculari arasinda en iyi 3 kisinin dereceleri toplanip en kisa süre birinci geliyordu.

Biz de kurdugumuz bir whatsapp grubuyla yaristan önceki 1,5 ay birbirimizi motive etmeye calistik.

Yarista hersey planladigimiz gibi giderse en iyi 3 kurum arasinda yarisi bitirmeyi hedefledik.

Ismail Kartal ve Selcuk Akbaba ile birlikte güzelce isindiktan sonra start noktasina dogru yola koyulduk. Kadinlarda hizli kosucumuz Özge Güler de bizimleydi. Yarisa baslarken aradan kaynamasaydik baslarda yer bulmamiz hayal olurdu:

Start Noktasi

Stratejimiz belliydi. Ben kendime uygun bir hiz bulunca pesine takilicaktim. Arkadaslarim da beni göz ucunda takip etmeye calisacaklardi.

Yaris basladi, gizli yokus denilen cinsten hafif bir egimle birlikte onumdeki tek tük kosuculari gecince, gözüme kestirdigim iki atletin arkasina yerlestim. 500m gecildiginde kalabalik coktan arkamizda kalmisti. Öyle ki 1. km’nin sonunda önümdeki motosikleti farkedince anladim ki yarisin birincisi 20m önümdeydi. Hata.. Cok hizli cikmistim. Ilk km uyarisini saatimde gördügümde 3:30 yaziyordu. Hatayi farkedip hafif yavaslasam da cikan nabzi düsürmek zaman aldi. Asagidaki fotograf bu aralarda cekilmis:

Bu fotograf da hizimi sabitledikten sonra cekilmis olmali:

3. km civarlarinda hic hosuma gitmeyen birsey oldu ve parkur arnavut kaldirimli sert dönüslü ara sokaklara girdi. Hizimi koruyamadim. Inisli cikisli tempolar dengemi bozdu. O ara bir kac atlet beni solladi. 5.km yi devirdigimde sensör ötünce 20dk. nin altinda olduguma sevindim. Ama kaslar ve nabiz düsüse gecmisti. Kalan mesafe kolay olmayacakti.

Dönüste de 7. Km ye kadar devam eden o dönüslü yollar sonradan kendini tekrar düz yola birakti. Ancak arnavut kaldirimi stili taslar hala devam ediyordu. Bir de buna 800m lik gizli yokus eklenince benim pace 4:15 lere geriledi.

Asagidaki fotograf da o bitmeyen yokustan:

Bu sirada yolun karsisindan henüz 3.km sinde olan büyük kalabalik bana tempo tutarak direncimi arttirdi.

Son 1,5km’ye girince kötü bir tecrübe yasadim ve hem yönlendirmenin eksikligi hem de yorgunluktan sola dönmem gereken yerde dönüs yolunu bulamadim. Yarisin ortasinda bir 10sn kadar durdum! Sonra bir kadinin yönlendirmesiyle parkura yöneldim. Bu sirada beni iki atlet gecti. Sanirim lenslerimi degistirmem gerek😆

Son 1km’ye girildiginde saatim tahmini bitisi 40:02 olarak gösterince panige kapildim. Hedefim 40dk. altiydi. Üstelik takimima sözüm vardi. Oradan sonra bitmeyen son km deparimi yavastan arttirarak son km’yi 3:48 pace ile kosarak yarisi 39:49 ile bitirdim.

Asagidaki fotograf tam finish öncesi cekilmis:

Bitis cizgisinde hala güclü olmak güzel. Ama cok daha iyisini yapacakken, taktik hatalar ve dis faktörler nedeniyle bununla yetinmek de üzmüyor degil.

Yaris biter bitmez madalyami alip 2. ve 3. gelecek Mercedes kosuculari Ismail ve Selcuk’u beklemeye koyuldum. Onlar da sagolsun cok bekletmediler. Formanin hakkini verdiler:)

Iste Mercedes’in en hizli üclüsü:

Yaris sonunda 40 dakika barajinin altinda bitirmenin mutlulugunu yasadim. 750 civari erkek kosucu arasindan 7. oldum.

Takim olarak heyecanla bekledigimiz kürsüye cikamadik. 75 takim arasindan 4. olduk. Üzülerek ilk 3 e girip kürsüye cikan bir kurumun kurallara uymadigini farkettik. Bununla ilgili yaris komitesine ihbarda bulunduk. Ilgili firmanin savunmasi istendigi ve henüz resmi olarak bir karar verilmedigi icin firma adini paylasmayi dogru bulmuyorum. Ancak biz alin terimizle hakli 3. lügümüzün pesini birakmayacagiz!

Yaris sonundaki performansim ekteki gibi olustu:

Km bazli kirilim ise ekteki gibi. Ucarak baslayip, kosu boyunca yavaslamis ve ucarak bitirmisim:)

10km zor bir mesafe. Ne 5 km kadar kisa, ne de hizini yavaslatip mesafeye yayacagin 21 kadar uzun. Yani hem dayanim hem hizin olmasi gereken bir mesafe. Bu acidan iyi hazirlanip, iyi bir netice aldigimi düsünüyorum.

Asagidaki etkenlerin yarista benim icin olumsuz etkisi fazlaydi:

  • Yaris öncesi uykusuzluk
  • Yaris haftasi is nedeniyle sürekli seyahat nedeniyle yorgunluk
  • Hizli start
  • Berlin sogugu ve kuru havasinda hazirlanip, Antalya nemi ve sicaginda kosmak
  • Dönemecli ve arnavut kaldirimli, gizli yokuslu berbat parkur
  • Iyi bir pacer bulamamak
  • Sakatlik sonrasi tam istedigim seviyeye henüz ulasamamis olmak

Bütün bu faktörleri bir adim ileriye tasidigimda, derecelerimin cok daha iyiye gidecegini umuyorum.

Ve tabi yarisin unutulmazlari:

  • Adim Adim yine Antalya’ya damgasini vurdu. Cok özlemisim hepsini. Arkadaslarimla hasret gidermek cok iyi oldu.
  • Ismail Kartal, Selcuk Akbaba, Tolga Aksüt ve Gökhan Ikioluk kardeslerim ile öyle güzel koordine olduk ki, onlarla hazirlanip bu yarista ter dökmek büyük keyifti.
  • Son ana kadar kürsü heyecanini yasamak..
  • 3.km de seyircinin tekinin ‘koccccumm benim’ diye beni gazlamasi..
  • Zeynep Bakir, yine o güzel destegini verdin ya, bir tanesin.
  • Dönüs yolunda “Ümiitttt” diye bagiran kalabalikta kim oldugunu bilmedigim bir cok arkadasim, gönülden tesekkurler. Her ses duydugumda elimle selamlamaya calistim..
  • MBT Runners sehirdisinda bir organizasyona bile bu kadar kosucuyla katilmissa, kaptanlarin payi cok büyük. Murat Siktas, Serdar Yaprak ve Mehmet Bakir’a emek ve destekleri icin tesekkürler.
  • Murat Kaptan’imi adim farkiyla gecen esi Elif Kandemir, seni de tebrik ederim;)
  • O göbekle 21 km kosan Safakcim.. Genetik avantajin var senin kesin:))
  • Yas grubunda kürsü yapan Nihan Coban tebrikler, gururumuzsun.
  • Yarisa 1 hafta kala yasadigi talihsizlige ragmen basariyla yari maraton kosan Emre Öztuna, tebrikler..

Yakin hedeflerim Akbati (10km) Kosusu ve Berlin Yari Maratonu. Sonrasinda ise Temmuz’da Samsung Kitalararasi Yüzme Yarisi.

Basarinin anahtari belli. Uyku, beslenme ve antrenman. Ücü aksamayacak, net!

Güncelleme : 21.03.2018

Itirazimiz olumlu sonuclandi ve takim olarak 3. lük kürsüsüne yerlestik! Ben de bireysel siralamada 7.lik ten 4.lüge yükseldim!:)

Sevgiyle,

Ümit – the Marathoner;)

Reklamlar

Berlin Yari Maratonu Yaris Raporu

Posted on Updated on

Merhaba,

Kapak fotografindaki sure hikayenin de baslangici aslinda.. 21km yi 1 Saat 30 dakikanin altinda kosabilir miyim ?

++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++

2017 yilinin ilk yaris raporuyla karsinizdayim. Her zamanki gibi gorsel olarak zengin, yazili detaya fazla girmeden sizleri bilgilendirmeyi amacliyorum. Yazi hem bireysel performansima ve hikayeme ait detaylar, hem de Berlin Yari Maratonu`na dair genel gozlemlerimi iceriyor:

Berlin Yari Maratonu ile , buraya yerlestikten sonraki 6. ayimda, yurtdisindaki ilk resmi yarisima katildim.

Daha once resmi olarak 2 maraton (42km), 1 kere yari maraton (21k), 2 kere de 10Km kosmustum. (Triatlon musabakalarini haric tutuyorum). Daha onceki yazilarimda belirttigim gibi hedefim yari maratonu 90 dk. altina cekebilmekti. Hayatimda yaristigim ilk resmi yaris Halic Yari Maratonu ve derecem 112 dakikaydi.

HAZIRLIK:

Kisin soguk havayi firsata donusturerek Kasim ve Aralik aylarini spor salonunda vucut guclendirmeye ayirarak gecirdim. Daha onceki bir cok yarista vucut posturumun yarisin sonlarina dogru bozuldugunu ve bunlarin agrilara neden oldugunu hatirliyorum. Yuksek agirliklarla calismak yerine, daha hafif agirliklarla ama daha sik calisarak ust govdeyi guclendirdim. Ocak ayinin sonlarina dogru da kosu antrenmanlarimi kademeli arttirdim.

Kosu programimda genelde 4 tip kosu vardi:

  • Tempo
    • Yaristaki hedef hizimin bir miktar altinda, 1 saat boyunca devam ettirebilecegim siddette antrenmanlar
  • Uzun
    • 21k mertebesinde, tempo kosularin bir tik altinda, uzun mesafe calismalari
  • Interval
    • Belli mesafe araliklari arada kisa dinlenmelerle tekrarlayarak yapilan, siddeti en yuksek olan kosular (Ornek : 6 defa 800m`yi 90% siddetle kosmak)
  • Jog
    • Genelde zorlayici kosulardan sonra vucudun toparlanmasini saglayan cok yavas kosular

Hazirlik donemi boyunca yaptigim kosulara ait istatistik asagidadir;

Capture
Hazirlik Istatistikleri : Rakamlarla (Ocak – Subat Toplami)

 

Tablo kendini anlatiyor ama kisaca; 350 km mesafeyi, 23.000 kalori yakarak, 2.000 m tirmanip, ortalama 154 bpm nabizla tamamladigim 38 adet kosu antrenmanim olmus.

Yarisa hazirlik nedeniyle hep yaptigim gibi, ozellikle son haftalar boyunca protein ve karbonhidrat bazli beslendigimi, alkolden uzak durdugumu, sivi tuketimime ozen gosterdigimi belirtmekte fayda var. Bir diyet uzmani degilim ama okuyup, arastirdigim ve danistigim kadariyla bunlara dikkat edilmesi gerekiyor.

Evimin yakinindaki Volkspark kosu icin gayet uygundu. Zemini toprak & cakil karisimi, cevresi yesillik ve agaclarla cevrili, cok ufak tefek de olsa inis cikislari olan, bir turu yaklasik 3km lik bir parkur:

16427661_10158131707465065_6580603710808081842_n
Soguk kis gunlerindeki antrenmanlardan birisi..

Hazirlik surecini cok da uzatmak istemiyorum. Durust olmak gerekirse isin zor tarafi burasi. Is disinda vakit ayirip, sakatlanmadan, mesafeleri arttirarak, dogru beslenerek hedefe ilerlemek kolay is degil. Hele spor sizin icin meslek degil hobiyse, hic bir zaman birinci onceliginizde olmuyor. Yine de sonunda yasaginiz hedefe ulasma duygusu herseye degiyor bence:)

Yaristan bir gun once fuar alanindan yaris kitlerimizi alirken, bu hazirligin herseye degdigini anlamaya basliyorsunuz:

IMG_0262
Gogus numaramla fuar alaninda bir hatira fotografi..

 

 

YARIS GUNU:

Berlin`de havanin soguk oldugunu soylememe gerek yok ama, yari maraton haftasi ortalamanin cok uzeri bir sicaklik olunca bu beni biraz korkuttu, zira sicakligin artmasi kaslardaki reaksiyonlari olumsuz etkileyerek kasilma ve laktik asit birikimini arttirmakta, sicak havayla nabzin da yukselecegi gercegi de ayri..

Bir gece oncesi gene heyecan uykusuzlugu.. Neyse ki evvelki gun iyi uyumustum ve bu benim icin yeterliydi..

Yaris icin sabah, haftasonu Turkiye`den ziyaretime gelen kizkardesim Zeynep ve Adim Adim`dan ortak arkadaslarimiz Nur ve Direm ile birlikte yola ciktik. S-Bahn ile Alexander Platz a kadar gittik, kalan yolu yuruduk. (Trenler tika basa kosucularla dolu, tam bir festival yeriydi her taraf..) Yine yaris icin gelen, Mercedes-Benz Turkiye`den eski yoneticim Serdar Bey ile yaris alaninda bulustuk.

Karar vermemiz gereken iki konu vardi, ya kalabaligin arasina erken girip onlerde yer kapacaktik (boylece baslarda gecmek zorunda olacaginiz kisi sayisi azaliyor), ya da en son girmeyi goze alip iyice isinmanin avantajini kullanacaktik. Ikincisini sectik..

Adim Adim Caylaklar antrenorumuz Direm bizi yaris oncesinde guzelce isindirdi. Isinmaya hafif bir kosu sonrasi ayak bileklerimizle basladik. Ufak bir ani :

IMG_0284
Yarisin baslamasina takriben 35 dk. var, isiniyoruz

 

Isinmamizi tamamladiktan sonra bir hatira fotografi cektirdik:

IMG_0281
Arkamizda mahser kalabaligi, 3 kosucu 2 destekcimizle yaris baslamak uzere..

 

Fotograf cekildikten sonra, hizlica yaris sonrasi esyalarimizi birakacagimiz tirlara yoneldik. Once Nur esyalarini birakti, sonra ben ve Serdar Bey ayni tira esyalarimizi biraktik. Nur ile vedalastik, boyle buyuk maratonlarda katilimci fazla oldugu icin her atlet daha onceki bir yari maraton derecesini ibraz ediyor, derecesine uygun konumdan yarisa basliyor. Nur`u kendi pozisyonunda biraktiktan sonra Serdar Bey ile son kez lavabo ihtiyacimizi gidermek icin seyyar tuvaletlerin onunde uzun kuyrukta biraz bekledik, bu sirada da sogumamak icin ufak isinma hareketlerimizi surdurduk. Sonra birbirimize iyi sans dileyip kendi baslangic noktalarimiza yoneldik.

Yarisa 1. dalga (yani ilk start alan bolumun) en arkasinda baslayacaktim. Bulundugum yere gore hedefim cok zorlayici oldugundan, maalesef uzun bir sure bircok kisiyi gecmek zorunda kalacagimi tahmin etmistim.

Etrafimda tanidik bir sima aradim, aliskanlik iste, simdiye kadar hep Turkiye`de kostum. Sonra Berlin`de oldugumu animsadim. Maalesef kimse yoktu. Anlik bir yalnizlik hissi ve heyecan.. Yanimdaki kizla sohbet ettik. Hedefin nedir dedim, 105 dakika dedi. Viel spaß (yani iyi eglenceler) dedim ben de. Baslangicta bir sure beni takip etti, bir nevi hasta tasiyan ambulans gibi arkama takildi. Sonra onu bir daha gormedim :))

Ve start.. 120 milletten 35.000 katilimci kademeli olarak kosmaya basladik.. Gittikce azalan alkis, destekler, muzik sesi.. Gittikce artan ayak sesi, kalp ritmi.. Ama hic azalmayan onumdeki kalabalik 🙂

Babama Istanbul Maratonu`nda 10km kosarken yaptigim Pacer lik gibi, sol seridi kapatip onumde yavas gidenlere seslenerek yolumu acmaya calistim. Cok kisi gectim, gercekten cok, belki 3.000 kisi.. Bazen zigzag ciydim, bazen yolun kenarina ciktim, bazen sagdan kostum. Fazla efor harcadim, gereksiz mesafe katettim ve ritmimi duzenini bozdum. Bu tempo 10. km cibarina kadar devam etti..

Her km saatimin uyarilariyla siki takipteydim.. Ilk km yi bu kadar olumsuzluga ragmen 4.14 pace ile (yani km yi 4 dakika 14 Saniye ile) kosmusum. Nabzim dusuk, bacaklar biraz titrek ama her sey yolunda. Sagimiz solumuz festival alani. Her yer milletlerin bayraklariyla dolu. Bir tek Turk bayragi yok 😦 “Izleyen de Turk yok mu boyle bir organizasyonu” diyorum icimden..

Kosuya devam..

Tierre Garten dan geciyoruz, ayak sesleri hic azalmiyor. Isvicre, Danimarka ve Hollanda bayraklari agirlikta..Miami`den, Brezilya`dan gelenler var.. Hava guzel 13 derece civari, hafif ruzgar var ama canimi sikacak kadar degil. Gunes de cok fazla kendini gostermiyor.. Her sey ideal..

O da ne. Ayakkabi bagim cikmis! Tahminim 8. km y di. 4 dakikada 1 km. katettigim bir yarista, zaman hedefim varken, cok buyuk bir aksilik. Neyse ki kenara cekilip 10 saniye kaybedip yoluma devam ediyorum.. Canin sagolsun Umit..

Zafer Aniti, Kudamm, Potsdamer Platz vs. derken artik donus yoluna girdigimde kalabaligin yavasca azaldigini farkediyorum. Epey kisi gectim, bitmiyorlar 🙂

Berlin`i taniyanlar iyi bilir. Charlie Checkpoint (Eski Dogu – Bati Berlin arasindaki kontrol kapisi) onunde duran, ve fotograf cektirmek isteyenler icin turistik amacli askeri uniforma giyen sivil askerler vardir. Oradan gecerken formami goren asker bagiriyor “Turkiye, Turkiye” diye.. Selamlasiyoruz, ben yoluma devam, o isine devam..

15. km ye geldigimde saatime baktigimda hedefimin yaklasik 40 Saniye onunde oldugumu goruyorum. Ooo baya rahatim 🙂 (40 sn. nedir yahu bir sendelesem 10. sn geciyor zaten)

Iki tane su istasyonunda 3er yudum su almak icin duruyorum (susadigimdan degil, dehidrasyon riskine karsi). Onlar bile bana en az 10sn. kaybettiriyor. Olsun strateji bunu gerektiriyor. Yaristan once, daha once yaptiklarimin aksine, jel kullanmama karari aldigim icin cebime hurma atmistim. Onu parca parca goturuyorum, tam su istasyonundan once.. Su da karbonhidrati kana hizla karistiriyor..

17. km ye geldigimde muzik dinleyerek 2-3 km daha gecirmeye karar veriyorum. Hareketli 2 sarki beni 19. km ye tasiyor. Hedefimin 1dk. kadar onundeyim.. Muzigi kapatip artik son 2km de kademeli hizlanmaya baslayarak nefes ritmimi ayarliyorum.

Sag tarafta bir cift bagiriyor “Haydii Umittt”. Tanimiyorum tabi ki, ay yildizli formayi gorunce destekleyen bir Turk cift. Ne mutlu.. Selamlayip devam…

Son km de iyice hizlaniyorum, hala enerji var, hala guc var. Iyi hazirlanmisim, yarista kendimi kontrol etmisim, hersey de yolunda gitmis demek ki. Finis cizgisi 150 m kala ancak gorunuyor, cunku keskin bir donus sonrasi onunuze cikiyor. Tam 100m kala bir bakiyorum kizkardesim ve Direm, Turkiye Mercedes`tan arkadasim Ecem ile birlikte bana sesleniyorlar. Bu kalabalikta beni bulabileceklerini dusunmemistim dogrusu. El sallayip tempolarina karsilik veriyorum..

Finisten gecerken tabelada 1saat 33 dakika yaziyor ama ben yarisa gec basladigim icin surem 1.28. Yani 88 dakika.. garmin GPS Saatimi durduruyorum, kaydede basinca uyari veriyor: BEST HALF MARATHON RECORD!

Yaris sonrasi saatteki kosu verimi analiz ettigimde, neredeyse her km. yi ayni hizla gectigimi ogrendim, bu da enerjimi ne kadar optimum kullandigimi gosteriyor:

split
En onemli sutun avg. pace kolonu (Pace : 1 km yi kac dakikada gecitigimi soyluyor)

 

Yarisin oldugu parkur o kadar guzeldi ki, Berlin`i bu surede daha iyi gezemezsiniz. Bakiniz parkur :

berlin hm map
Kosu guzergahi Berlin`in bircok onemli yapisinin onunden geciyor..

 

Yaris sonrasi guzel bir esneme ile rahatlayip, kosuculara dagitilan alkolsuz birayla karbonhidrat yuklememi yapiyorum.

Madalyamizi aliyoruz :

Bir de sertifika veriyorlar :

IMG_0288
Yaklasik 35.000 kisi arasindan 883. olarak yarisi tamamlamisim

 

IMG_0293
Madalya isirma gelenegimizi surduruyoruz..)

 

 

Yaris sonrasi cimlerde biraz gevseyip, yaris kritigi yapmak kacinilmaz 🙂 Daha sonrasinda Alexander Platz a donup Vapiano`da Pizza yiyerek carbo yuklemeye devam ettik 🙂

IMG_0303
Gunun sonunda yorgun dusmus ekibimiz.. 🙂

Bu hikayeyi sayfalarca anlatabilirim, benim icin unutulmaz bir tecrube oldugu kesin. Elde ettigim dereceyle artik seneye Berlin Yari Maraton`una en on siradan baslayacagim 🙂

Berlin`de kosmak innailmaz bir tecrube, inanilmaz bir atmosfer. Tam bir senlik yeri her taraf. Kosunun basindan sonuna Kadar yalniz degilsin. Organizasyon sifir hata ile yonetiliyor. Onca kisi sorunsuzca yarisa baslayip sorunsuzca dagiliyor. Kendi adima uzuldugum nokta keske daha fazla Turk atleti gorebilsek..

Tabi ki her yaris sonrasi oldugu gibi bu yarista da bir tesekkur listem var:

  • Oncelikle hazirlik programimi hazirlayan ve yogun programinda elinde geldigince sorularimda bana destek olmaya calisan Tayfun Carli hocaya..
  • Beslenme sponsorum olan Herbalife`a..
  • Mercedes-Benz deki calisma arkadaslarima..
  • Berlin ofiste bana destek ve motivasyonlarini hic eksiltmeyen calisma arkadaslarima.. (muhtemelen bu yaziyi hic okumayacak, okusalar da anlamayacak olsalar da 🙂 )
  • Yarista beni tanimasalar da formami gorup Turkce destekleyen cifte ve Charlie Checkpoint onundeki Turk arkadasin motivasyonuna..
  • Yaris gunu finise girerken beni gorunce gayri ihtiyari sevinc cigligi atan ve beni kosu alanindan cikar cikmaz bulup sarilarak tebrik eden kardesim Zeynep`e..
  • Yaris sabahi yapmis oldugum tahinli pekmezli beyaz peynirli guzel kahvaltinin mimarlari Nur ve Direm`e
  • Yarista, parca parca isirdigim hurma icin bir kez daha Nur`a 🙂
  • Yaris oncesi destegi icin canim kardesim pilot Volkan Altunaý`a.
  • Hazirlik suresince surekli irtibatta oldugum maratoncu teyzem Gulcin`e..
  • Adim Adim ailesine ayri deginmem gerekiyor tabi ki.. Guzel mesajlarinizla enerjimi hep yuksek tuttugunuz ve bana guvendiginiz icin her birinize. Isim saymak mumkun degil ama hepimizin adina Memnune desem kimsenin itirazi olmaz sanirim 🙂
  • Kosularimiz sonrasi birbirimizi bilgilendirerek ve motive ederek hazirlik suresince disiplinden kopmadigimiz ve yaris gunu beraber kostugum Serdar Bey`e..
  • Istanbul`dan Berlin`e kalpten kalbe en hizli yol olan dualariyla hep yanimda olan anneme..
  • Sadece tecrubesiyle degil, beni taniyarak bilgiyi dogru zamanda dogru sekilde hatirlatan ve nasihatlariyla yarista hep rehberim olan babama..
  • Son olarak bana sosyal medya ve telefonlarla destek ve tebrik mesajlarini yollayan her bir arkadasima gonulden tesekkur ederim.

2017 yilinin ilk spor hedefine ulastim. Ama daha onemlisi cok keyif aldim..

Sporcu devsirmek yerine, yeni nesillerin spor motivasyon ve olanaklarinin arttirildigi, daha bilincli ve duzenli spor yapan, musabakalarda basari elde eden bir ulke olmamiz zor degil. Basari ancak kalici onlemler ve uzun vadeli yatirimlarla geliyor..

Sevgiler,

Umit

Gloria Ironman Belek Yaris Raporu

Posted on Updated on

 

Merhaba,

Kariyerimde bir firsati degerlendirmek icin Berlin´e yerlestigimden raporu yazmaya ancak vaktim oluyor. Kaldigim otel odasinda Cuma aksami bu yaziyi yazmaya karar verdim. Dun bu sehirdeki ilk kosumu yaptim bile 🙂 Hafif tempoda 10km kostum.. Ancak o kadar soguktu ki cok da keyif alamadim..

Berlin sehir olarak triatlona cok musait gorunuyor. Her yer bisiklet parkuru, her yer park, her yer havuz. Havalar isinip da bahar geldiginde umarim daha guzel olacak:)

Yarisa gececek olursak..

21 EKIM CUMA

Cuma aksami 16:20 ucagiyla Antalya´ya ucarak basladi maceram. Aslinda ucakla birlikte goturmek icin Ironman Seha Ozden´ den aldigim bisiklet cantasi hazirdi ama, bisikleti hazirlamak gozumde cok buyumustu. Yarisa katilan ve calistigim sirkette eskiden yoneticilik yapmis Bahattin Kilicaslan´in aracinda yer olmasi sayesinde bisikletim karayoluyla Cumartesi sabahi ulasacakti Antalya´ya.

Organizasyonun anlasmali otellerinden nispeten uygun fiyatli bir otelde kaldim. Otel hakkinda yorum yazmayacagim. Otelin yemeklerini bilmedigim icin aksam yemeginde riskten uzak bol karbonhidrat iceren patates makarna gibi besinler tukettim.

Ertesi gun yani cumartesi program cok yogundu. Ironman´in her katilimciya gonderdigi rehberdeki adimlari bir bir yapacaktik. Planlamayi yapip erken saate kurdum alarmi. Heyecanimi bastirabildigim icin derin bir uyku oldu.

22 EKIM CUMARTESI

Yaristan bir gun once insan dinlenir degil mi 🙂 Maalesef oyle olmadi, o kadar yogun bir program vardi ki, nereden katildim bu yarisa demek uzereydim gun bittiginde 🙂

  • Saat 10:00

Gloria Sports Arena´da kayit olduk. Daha sonra da yarisin bitecegi atletizm sahasinda kurulan standlardan yaris kitlerimizi aldik:

IMG_0501.JPG
Kayit olan herkesin isminin yazdigi bir duvar yapmislar, ismimi bulmak kolay olmadi..

 

  • Saat 11:00

Teknik Komitee toplantisina katildik ve bilgilendirmeleri dinledik. Bir suru kural var. Mesela onundeki bisikletle aranda en az 12m olacak. Eger gecmek istersen 25 sn. icinde gececeksin,bisiklet saglamak diskalifiye sebebi olacak, sari kart goren degisim alanindaki cadirda bekleyecek vs… Her yeni kuralda stresim artti..

  • Saat 12:00

En buyuk korkum lastik patlamasiydi. 3 defa hem on hem arka lastigi degistirme provasi yaptik. Bisikletin selesinin arkasina birisi ilave su digeriyse lastik kitini icine koymak uzere iki suluk monte ettik. Bir de uzerine aerobar in acisini vucuduma uygun hale getirdik. Aerobar: uzun mesafelerde kollari dayayarak ruzgar direncini en aza indirdiginiz ve kollari dinlendirmeye yarayan, bisiklet gidonuna monte edilen parca. Bir de lastik basinclarini kontrol ettik. Sevgili kardesim Emre Ozalp sagolsun hepsi sorunsuz halloldu..

  • Saat 14:00

Yaristan once bacaklari ve kollari biraz calistirmak ve biraz da parkuru gormek gerekiyordu. Bisiklete atlayip dogru yarisin start alacagi Gloria Serenity´e denizde kulaclamaya yola ciktik. Hem bisikleti 5km surme firsatim oldu hem de denizde 500m kulac atma..

  • Saat 18:30

Ironman organizasyonlarinda bisiklet ve degisim cantalarini yaris alanina bir gun onceden birakiyorsunuz. Kosu cantasi (kirmizi), bisiklet cantasi (mavi) ve Yaris sonrasi esyalarinizin oldugu Beyaz cantanin her birini ozenle hazirladim. En sonunda bisikleti de alana teslim ettim. Bisiklet ve kaskin uzerine verdikleri yarisci numaralarimizi da yapistirdik. Emre´yle aramizda bisikleti teslim ederken komik bir diyalog gecti:

Emre: Abi birsey dicem

Umit: Soyle kardesim

Emre : Abi yanlis anlama buradaki en dandik bisiklet bizim

Umit: Olum madem oyle neden aldirdin bu bisikleti bana

Emre: Abi o paraya en iyisi oydu :))

Sanirim bu diyalogu desteklemesi icin degisim alanindan bir fotograf faydali olacaktir:

DSCN8606.JPG
Bisikletleri gorunce moralimiz bozuldu :))

 

Gunun sonunda otelde guzelce karnimi doyurup odamda dinlenmeye gectim. Artik uyku vaktiydi. Bundan once kostugum iki maratonda heyecandan uyuyamamistim. Neyse ki Bunda oyle olmadi.. 4-5 Saat kadar uyudum ki bana yetti…

23 Ekim PAZAR

Dile kolay, 6 aydir hazirlaniyordum, haftasonu gece gunduz demeden. Sabah 05:30 da kalktigimda yaris taytim ve tri suitimi giyip disari adim attigimda (kahvalti yapmak icin disariya cikmak gerekiyordu) vucudumun titredigini farkettim, sonra asil sebebin soguk degil heyecan oldugunu farkettim. Karanlikta yururken hayal kurdum, bugun o gundu!

Kahvaltida olabildigince yagsiz bol karbonhidratli ve lifsiz gida tuketip, cok da mideyi rahatsiz etmeyerek bizi alana tasiyacak otobuslere bindik.

Emre ve Bahattin Abi ler de Sabah benim otele gelip kahvalti yaptilar ve oradan birlikte Yaris alanina Transfer otobusleriyle hareket ettik. Gun agarmamisti ama otobus doluydu. Deliydik biz.. Otobuste kol ve bacaklara numaralarimizi yapistirdik.

Alana vardigimizda Saat 07:00 yi gecmisti bile.. Hizlica bisikletlerimizin son kontrollerini yapip, bisikletin kadrosuna bir iki cikolata ve jeli hafifce yapistirdim ki yarista cikarmakta zorlanmayayim. Denize dogru yurumeye basladik Bahattin Abi ile.. Bahattin Abi´yi oglu destekliyordu beni de Emre yalniz birakmadi.. Biz onde, destekcilerimiz arkada sahile geldik..

Hava cok idealdi. Ruzgar olmadigi icin dalga da yoktu. Nem fazla degildi.

DSCN8542.JPG
Yarisa 10dk. kala. Ayak bileklerimizde cipler de tamam, haziriz galiba!

 

DSCN8548.JPG
Onceki Turkiye Federasyon yarislarinin tersine cikislar kontrollu ve fasilali yapildi. Ayrica herkes tahmini suresine gore siralandi. Bu yuzden bu kez yuzme etabinda darbe yemedim :))

Yuzme etabi 1200m lik bir tur sonrasi sudan cikip tekrar girdikten sonra 700 m lik bir ikinci turu tamamlayarak bitiyordu. Sudan ciktigimda saat 38 dk. gosteriyordu:

dscn8555
Sudan ciktigimda sure 38 dk yi gosteriyordu. Gozlugum su alir diye cok korkmustum ama olmadi neyse ki 🙂

 

 

dscn8574
Sudan cikip bisiklet degisim alanina gitmek icin otelin lobisinden geciyorsunuz. Guzel dusunulmus ancak mesafe cok fazla 🙂 Gozluk ve boneyi de hemen cikarmisim 🙂

 

Bisiklet degisim alanindan cikarken onumde bisiklete binmeye calisan arkadas dustu. Neyse ki sonra hizla toparladigini gordum. 90 km lik pedal basliyordu simdi..

DSCN8582.JPG
90km lik uzun yolculuk basladi.. Emre bagiriyordu “abi yuksek kadans”

 

Bilmeyenler icin; Kadans : dakikada pedal cevirme sayisi. Bu sayiyi ne kadar optimum tutarsaniz bacaklariniz o kadar az yorulur. Bisikletin pedalina monte ettigim ve saatimle uyumlu sensor sayesinde kadansimi yaris boyunca takip ettim. Ortalama 90 ile surdum.

Bisiklet parkuru genel olarak duz ve guzel zemindeydi. Daha onceki yarislarim aksine bisikleti patlatacak bir kisim yok denecek kadar azdi. Ilk 20km yi 35km /s ile gecsem de sonradan , yurtdisindan siparis ettgim icin yarisa zor yetisen bu yuzden de cok test etme sansim olmayan taytim bacaklarimda yara yapinca seklimi bozmak zorunda kaldim. Bir de yarisin ikinci kisminda ruzgar cikinca ortalamam 33km/s ortalamaya geriledi.

img_0621
85.km civari. Otoban donusu, Belek merkezinden Gloria Serenity otele giden yol..

 

Bisiklet parkurunu 2 Saat 44 dakikada bitirdim. Bu benim icin rekordu, daha iyi de olabilirdi ancak bahsettigim bisiklet kalitesi, ekipmanlari cok deneme firsatim olmayisi ve kosuyu dusunmus olmam nedeniyle eforumu %90 seviyesinin altinda koruyunca, olabilecek en iyi hizi yaptigima inaniyorum. Bisiklet parkurunda 30. ve 60. km lerde gida takviyemi yaptim. Her 5 km de bir hatirlatma sayesinde su icmeyi unutmadim. Boylece kaslarimin ihtiyac duydugu besinleri dogru zamanlarda vucuduma soktum.

Yaris kurallarinda uzerinde onemle durulan draft ve bisiklet sollama kurallarina maalesef cogu bisikletci uymadi ve sanirim bu yaptiklari yanlarina kar kaldi. Birbirlerinin arkasinda giderek ruzgar direncinden kurtulan bisikletlilerin yaptigi sporcu ahlakina yakismiyor.

90km. bitip de bisikletten inince dizler once bir afalliyor..

DSCN8613.JPG
Bisikleti birakip kosu ayakkabilarimi giymeye giderken kilitli pedal ayakkabilarini elime alarak zamandan tasarruf ettim 🙂

 

Kosuya basladim..

DSCN8614.JPG
Bisikletten inince ilk km. her zaman zordur.

 

Saatin ilerlemesiyle ogle vaktine denk gelen kosu biraz zor oldu. Bir zorluk da Gloria otellerinin icindeki parkurda asfalt, beton, toprak, cimen gibi farkli yuzeylerden geciyor olmamizdi..

Yuzmede ortalamanin biraz uzerinde cikip, bisiklette az kisi tarafindan gecilip cogu kisiyi gecmisken, kosu boyunca bir tek kisi beni gecmedi ve ben surekli birilerini solladim.. Triatlonun guzelligi diye dusundum sonra.. Birseyi iyi yapmak yetmiyor, 3 seyi birden iyi yapmalisiniz..

 

DSCN8635.JPG
Bir gun once yuzme parkurunu gezerken denk geldigim bir arkadas beni kosuda farkedince birlikte kosalim mi dedi. Ben de olur dedim, birbirimize destek olarak 14.km den 20.km ye kadar birlikte kostuk.. Sortum deniz tuzundan renk degistirmis resmen :))

 

Son 700 m Gloria Sports Arena ya girisi gorunce depara kalktim. Cok emek vermistim, hem mutlu hem de hizli girmeliydim bitis cizgisine..

IMG_0595.JPG
Kalabaligin destegi ve ismimin anonsunu duyunca tuylerim diken diken oldu.

21km lik kosu etabini 1 Saat 41 dakikada bitirmistim. Toplam sure ise asagidaki fotografa yansidi..

 

IMG_0597.JPG
5 Saat 13 dakika ile yarisi tamamladim..

 

 

DSCN8653.JPG
Yaris sonrasi simarmak bizim de hakkimizz :))

Saatim 5.500 kcal yaktigimi soyluyordu. Bacaklari iyice esnettikten sonra beni karsilamaya gelerek surpriz yapan diger arkadaslarimin yanina giderek cimlerin uzerine biraktim kendimi..

img_0608
Emre ile hatira fotografimizi da atlamadik 🙂

 

Yaris dereceme ait tum detaylara ekteki baglantidan ulasabilirsiniz:

 

http://eu.ironman.com/triathlon/events/emea/ironman-70.3/turkey/results.aspx?rd=20161023&race=turkey70.3&bidid=335&detail=1#axzz4P5MmXEIN

Ayrica saatimin kaydindan da her bir asamanin detaylarina asagidaki garmin baglantisindan ulasmak mumkun:

https://connect.garmin.com/modern/activity/1435228051

Bu hayalimi gerceklestirmemde emegi olan cok kisi var, musadenizle onlara bir tesekkur etmek istiyorum.

  • Oncelikle bana sponsor olan sirketim Mercedes-Benz Turk`e ve bana inanan degerli yoneticilerime tesekkur ederim, ilk ironman 70.3 yarisimda Mercedes markasini elimden gelen en iyi sekilde temsil ettim-
  • Ironman hazirligi konusunda ilk gunden bu gune kadar paha bicilemez bilgiler veren, uzerimde giydigim tri suit ten bisiklet cantasina kadar bircok fiziksel ihtiyacima bile destek olan Ironman Seha Ozden´e
  • Pamukkale Universite Makina Muhendisliginde okuyan ve yaris boyunca benden destegini esirgemeyip beni hep motive eden bisiklet konusunda uzman kardesim sevgili Emre Ozalp´a
  • Forma baskisi konusunda yardimci olan Serhan Tengiz kardesime
  • Bu hazirlik boyunca beni motive edip bir an olsun bana olan inanclarini yitirmeyen Florya Caylaklar grubuna
  • Yokuslariyla, yumusak zeminiyle, bol oksijeniyle beni bu yarisa hazirlayan Florya Ormani´na 🙂
  • Her Pazar sabahi bisiklet icin ciktigimda uzerime surup beni kamcilayan otobus soforune:)
  • Nadir de olsa Yesilkoy sahilinde kosarken pesime takilarak “interval antrenmani yapmami “saglayan kopeklere:)
  • Guney sahillerini gezerken bile antrenmandan geri kalmayayim diye her gun beni 40dk. bekleyen Mustafa Kesmen kardesime (2km yuzmem yaklasik 40dk suruyor 🙂 )
  • Her sabah ” dun su kadar yuzdum, bugun bu kadar koscam, haftasonu su kadar bisikletim var”diyaloglarini sikilmadan bikmadan dinleyen ofis arkadaslarima.
  • Onca yolu usenmeyip arac kiralayip da benim finish ime yetisen canim kardesim Volkan ve esi Evsen´e
  • Ama en onemlisi hep yanimda olan aileme..

Tesekkur ederim..

Son olarak haftaya Istanbul Maratonu´nda kosacak tum arkadaslarima basarilar diliyorum.

 

Ben kis mevsimini Berlin´de yuzmemi gelistirerek ve soguk hava elverdigince kosarak gecirip, bahar ile birlikte bisiklet antrenmanlarima da kaldigim yerden devam etmeyi planliyorum.

Yani bu daha baslangic..

O yuzden bu yazimi cok sevdigim bir sozle bitirmek istiyorum:”Bitirmem mucize degil, asil mucize baslamak icin gosterdigim cesaret”

Berlin´den sevgiler.

IRONMAN!

İznik Triatlonu 2016

Posted on Updated on

Aslında triatlon hazırlıklarına tam olarak 6 Eylül 2015 tarihinde başlamışım.

İnstagram’da daha önce yaptığım paylaşım bunun belgesidir 🙂  :

 

O tarihten itibaren aralıklı olarak yüzdüm, bisiklete bindim, koştum, arkadaşlarıma, abilerime danıştım, okudum ve sonunda nihayet an itibariyle bir triatlet olmayı başardım.

1)Hazırlık:

Ramazan ayından bir sonraki haftaya denk gelmesi nedeniyle yarışa ancak bayram sabahı itibariyle 1 haftalık sıkı bir hazırlık programıyla hazırlandım. Ancak bu demek değil ki, 1 haftalık hazırlık triatlon yapmaya yeterli! Söylediğim gibi altyapıyı Eylül 2015’ten bu yana oluşturmaya başlamıştım. Bu son hafta biraz da performansı arttırmaya yönelik tempo ve interval çalışmalarından oluşuyordu.

Yarıştan 4, 7 ve 10 gün önce bisiklet ve koşu mesafelerini birebir simüle ederek antrenman yaptım (20 km bisikletten inip 5 km koştum). Yüzmeyi buna entegre etmek şehirde zor olduğundan, ve Ramazan ayı boyunca yüzemediğimden de bu yaklaşık 10 günlük süre içinde de 4-5 defa 1.000m mesafesinde yüzdüm.

Özellikle sıcak havalarda kendimi test ettim ki yarışta neye uğradığımı şaşırmayayım 🙂 Bilmenizi isterim ki tempolu bir bisikletten inip koşmak ciddi dayanım gerektiriyor. Hem fizyolojik, hem fiziksel hem de psikolojik olarak.

2)Yarış Öncesi:

15 Temmuz günü akşamı yaşadığımız ve aslında halen devam etmekte olan zorlu günler nedeniyle yarışa katılmamayı düşünüyordum. Zaten psikolojik olarak bunu düşünebilecek durumda da değildim. Ama bunu farketmiş olacak ki, Florya Çaylaklar’dan Melike’nin telefondaki ikna süreciyle kendimi (Cumartesi günü olan teknik komite toplantısına gidemesem de) Pazar sabahı İznik yolunda buldum.

Bisikletin ön tekerliğini çıkartmama rağmen bagaja sığmayınca arka koltuğa koymak durumunda kaldım. Annem arkada oturduğu için bisikletimle koyun koyuna gittiler:)

Ama sadece bisiklet mi? Bir triatlonda yarışmak istiyorsanız en azından öncesinde hazırlamanız gereken şeyler:

  • Bisiklet
  • Kask
  • Triatlon kıyafeti
  • Koşu ayakkabısı
  • Bisiklet ayakkabısı (olmazsa da oluyor, ben ilk yarışıma yetiştiremedim)
  • Yüzücü gözlüğü
  • Bone
  • Bisiklet gözlüğü
  • Triatlon lisansı
  • Değişim alanlarında kullanılacak havlu, çorap, vs..

Ama gözünüz korkmasın, başta uğraştırsa da yarışta değdiğini anlıyorsunuz.

Ben bu kontrol listesini hepsini tamamlayarak yarıştan bir saat önce yarış alanına varmıştım.

Öğlen 38 derece sıcakta, öncesinde inceleme fırsatım bile olmayan bir parkurda, ilk defa katıldığım bir branşta ve ülke gündeminin yarattığı olumsuz atmosferde yarışacaktım.

Kayıt için görevliler beklememizi söyledi. Ben de en büyük destekçim ailemle beklemeye koyuldum:

IMG_9680
Annemle kayıt için beklerken. Fotoğrafı çeken gizli kahraman ise babam 🙂

 

Kayıt masasında bisiklette selenin altına ve kaskın önüne yapıştırılmak üzere birer tane sticker numara verildi. Aynı numaralar keçeli kalemle kollarımıza ve bacaklarımıza işlendi. Çipleri de ayak bileğimize sarıp yapışkanla sabitledik.

Bisiklet lastiklerimin basıncı çok düşmüştü, neyse ki hızlıca bu sorunun da üstesinden geldik:

DSCN1890
Eski Federasyon görevlisi ve triatlon gönüllüsü Melih Işıkçı Abi lastikleri şişirmek için pompa bulmama yardımcı oldu.

 

Değişim alanına gidip bisiklet, kask, koşu ayakkabısı gibi birçok malzemeyi, 771 numaralı, bana tahsis edilmiş noktaya yerleştirdim.

CIMG3741
Değişim alanına yarıştan önce gerekli eşyaları bırakıyorsunuz. Buraya yarışta iki defa girip çıkıyorsunuz. 1.si yüzmeden bisiklet etabına geçerken. 2.si ise bisikletten koşu etabına geçerken. Burada harcadığınız süre de toplam zamana dahil ediliyor.

 

 

Triatlon kıyafetimi yarıştan 15 dk. öncesine kadar yarı açık bıraktım ki erken bunalmayayım.

CIMG3730
Değişim alanında bisiklet, kaskım ve ayakkabılarımla diğer eşyaları yerleştirdikten sonra etrafı incelemeye başladım.

 

 

Kısa da olsa bir vaktim olduğunu farkedince hem gözlüğü denemek hem de suya alışmak için kendimi bir kaç saniyeliğine İznik Gölü’ne bıraktım:

CIMG3733
İznik Gölü, yarış öncesi suya alışma. Dalga yoktu ve etraf sakindi, havuza göre gölde daha fazla kaldırma kuvveti var gibi hissettim. Son olarak su çok bulanıktı.

 

3)YARIŞ:

Yarışı doğal olarak üçe ayıracağım:)

  • YÜZME

Yüzmeyi en iyi özetleyen kelime : TEMKİNLİ

Strateji yüzme kısmında basitti. Yüzme disiplini en zayıf ve en yeni olduğum alan olduğu için nabzımı çok yükseltmeyecek ve sağ salim bitirmeyi hedefleyecektim. İlk 100 m ortama alışmayı planladım.

Yarış başlarken tüm yaş grupları yanyana gelince anladım ki, zaten istesem de hızlı olamam! O kadar kalabalık bir grup içiçe aynı anda göle girdi ki, bir sağdan bir soldan tekme tokat yiyerek, biraz endişeyle, biraz da kontrollü bata çıka başladım yarışa.

CIMG3734
Bu fotoğraf ilk tur bitip ikinci tur başladıktan sonra çekilmiş. Yani yarışın ilk anındaki kalabalığı siz hesap edin..

 

Sarı duba dönüşlerinde ilk başta dayak yememek için dışarıdan alıp yüzme disiplinimi bozmadan dönmeye çalıştım, baktım ki çok vakit kaybediyorum. Sonraki dönüşleri içeriden yavaşça kurbağalayarak eksen merkezinde dönmek istesem de bu sefer de arkadan tekme yemeye başladım 🙂 Anladım ki böyle dayak yiyerek bitecek bu yarış. Son 200m dışında yarışı istediğim ritm ve disiplinde yüzemedim bu sebeple.

Saatim nedense triatlon modundan çıktığı için yüzme derecemi göremedim. Sonradan öğrendim ki parkur normalden daha kısaymış (Tahminimce 100m kadar)

CIMG3740
Yüzme etabının çıkışı. Değişim alanına gidip bisiklet malzemelerini alıp yola çıkmak üzere..

 

  • BİSİKLET:

Madem yüzmeye bir isim taktık buraya da DİSİPLİN diyelim.

Yüzmeden çıkıp değişim noktasına geldiğimde az kalsın sepet içindeki gözlüğümü unutuyordum, dönüp almak isteyince en az 1 dk. kaybettim. Ama iyi ki almışım, sıcak ve rüzgarda güneşin altında 30-35 km /s bandında lensli gözlerle işim zorlaşırdı.

IMG_9684
Parkurun bir çok yeri parke ya da mıcırlı düzeyden oluşuyordu. 90 derece dönüşleri de ayrı bir tehlikeydi.

Değişim noktasında aldığım snickers tan bir parça kopardım ki bisiklet gibi karbonhidrat emici bir etap öncesi biraz depolama yapayım. Ancak şeker tadı, sıcağın da etkisiyle ikinci parçayı almamı engelledi. Üzerine su içerek kısmen rahatladım.

Parkuru hiç tanımadığım için ilk tur kontrollü çıktım. İlk turun (2,5km) sonunda saatime baktığımda 32 km/s ortalama hız yazıyordu. Bu sürat beklentimin üzerindeydi çünkü parkurda çok yavaşlamak zorunda olduğum yer vardı. İkinci tura daha özgüvenli çıktım.

FullSizeRender
Draft yapmak (peşpeşe gitmek) serbest olduğu için rüzgara karşı bir grupla gitmeye çalışsam da bisiklet parkurunda genellikle yalnız kaldım

 

Parkurda 90 derecelik 2-3 keskin dönüş vardı. Onun dışında ufak dönüşler de var. Zeminin durumunu da düşününce herhangi bir kaza olmadan yarışın bitmiş olması çok sevindirici.

IMG_9679

Parkur 8 kere aynı daire etrafında dolaşılarak toplamda 20,8 km tamamlanıyordu. Yani standart sprint triatlon mesafesinden yaklaşık 1km daha fazla.

Her dönüşte saatime bakıp kontrollü devam ettim, tur sayısını bir ara karıştırır gibi olsam da saatteki mesafe imdadıma yetişti.

Her turda üçer yudum su alarak dehidrasyona önlem aldım, çok da içmeyerek rahatsız olmanın önüne geçtim.

Değişim alanına girerken durumdan memnundum. Yarışa bisiklet için kilitli ayakkabı ve pedalım yetişmemişti. O yüzden bisiklet etabını zaten koşu ayakkabılarımla bitirdiğimden ayakkabı değişimi yapmama gerek kalmadı. Sadece kaskımı çıkarıp, bisikletimi astıktan sonra koşu parkuruna giriş yaptım.

  • KOŞU:

Koşu kısmı için seçeceğim kelime ise DAYANIM olurdu.

Bisikletten inince koşmaya başlamak büyük bir mesele. Aynı kas gruplarını bu sefer farklı şekilde zorlayınca, kas mekanizması neye uğradığını şaşıyor. Göreceli yavaşlamış olmak da insana sürünüyor hissi veriyor. Üzerine bir de öğlen sıcağındaki 38 derece ve nemli hava eklenince..

IMG_9678
Koşu parkuru 4 tur git- gel şeklinde 5km ve komple asfalttı.

İlk turu hızlı koştuğumu ve nabzımın yükseldiğini farkedince 2. ve 3. turda kademeli olarak tempomu düşürdüm. Çünkü bu tip anlarda, biraz hızlanmak süre olarak çok bir değişiklik yaratmasa da kalp ritminizi ve kas sisteminizi çökertip yarışa havlu bile atmanıza yol açabilir.

Son turda ise, kendime daha kapasitemin olduğunu ıspatlarcasına 15km/s (4’00” pace) civarında bir hızla koşarak yarışı bitirdim.

IMG_9699
Bitiş çizgisi..Yüzümü ıslatırken düşen gözlüğü bu sefer bırakmaya karar verdim 🙂

Yarışı kendi yaş kategorimde 9. olarak, toplam 1 saat 17 dakikada tamamladım.

Capture
Yarış Sonuçları: Yüzme 13 dk, bisiklet 40 dk., koşu 21 dk., T1 ve T2 değişim süreleri 3dk. civarı.

 

DSCN1903
Yarış bitiminde karpuz ikram edilmesi pek bir hoşuma gitti..:)

 

4)ANALİZ

  • Yüzme

Yüzme etabında maalesef sebebini bilemediğim bir durumdan ötürü saatimden doğru bilgiyi alamadım. 750m den yaklaşık 100m kısa olduğunu tahmin ettiğim parkurda, ilk yarışa göre hedeflediğim şekilde nabzımı %85 civarında koruyup, olabildiğince dayak yemeden! :), bisiklet etabına geçmeyi başardım.

İlk 100m tekme tokat şeklinde, sonrası da bulanık suda sürekli yönü tespit etmeye çalışarak kafamı sudan çıkararak geçtiğim etapta, istediğime ulaştım.

Tabi ki bu, yüzmenin en zayıf olduğum disiplin olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Çalışacağız..

  • Bisiklet

Bisiklet parkuru normalden (20km) yaklaşık 1 km daha uzundu.

Capture
Her bir satır 5km lik mesafeyi özetliyor ( 5. satır kalan 1km yi) Koyu yazılmış son satır da tüm etabın ortalama değerlerini.. Kadans değerlerimin de (dakikada pedalı çevirme sayısı) 80 bandına yakın olması antrenman planıma sadık kaldığımı gösteriyor

Yukarıdaki tabloda iki önemli detay var. Birincisi hemen hemen her 5km. lik turda hızımın sabit olması ( Bu gereksiz nabız fırlaması olmadığını gösterir) İkincisi ise nispeten yüksek kadansta bu hızlara ulaşmış olmam ki yüksek kadans, normalde sürdüğüm vites aralığından biraz daha düşük viteslerde sürüş yaptığımı gösteriyor. Bunun sebebi ise aşağıda:

Capture
Bisiklet parkuru küçük bir alanda sürekli dönüşlerden ibaret olduğu için sürekli yavaşlamak zorunda kalınca düşük viteste kadansı yüksek tutarak hızlı toparlamaya çalıştım.

Yine de bir çok dönüşte de gereksiz yavaşlamamak için virajı olabildiğince dıştan ve fren yapmadan, yolu keserek almaya çalıştım ve bazı yerlerde hızımı tekrar kazanmak için vitesi düşürmeyip ayakta hızlandım. Bu iki senaryo arasında, hissiyata göre karar verilmesi gerekiyor.

Genel olarak başarılı, 33km/h civarı ortalama hızla bitirdiğim parkurdan koşuya da gerekli enerjiyi rezerve ederek ayrıldım. Yani bisiklet benim için istediğim gibi geçmişti.

  • Koşu

Koşu parkurunun olması gerekenden (5km) yaklaşık 500m. kadar kısa olduğunu söyleyeyim.

Her parkurun standart mesafelerden neden farklı olduğu konusunu anlamış değilim açıkçası 🙂

Capture

Yukarıdaki grafikten görüleceği üzere, ilk başlarda 4 pace civarına yakın tutunmaya çalıştığım, ancak bisikletin kümüle yorgunluk etkisi ile güneşin altındaki aşırı sıcak faktörü biraraya gelince, bilinçli olarak hızımı son tura kadar yavaşlattığım görülüyor.

Ve yine grafikten anlaşılıyor ki son tur başladıktan sonra hızımı bitiş çizgisine kadar belirgin bir deparla arttırmışım. Buradaki keskin hızlanış, aslında 2. ve 4. km arasında perforansımı tam olarak zorlamadığımı gösteriyor.  Bu ise yazının başlarında açıkladığım gibi, riske girmeyip, hızımı 0’10-15″ pace düşük tutup garantilemek düşüncemden kaynaklıydı. Eğer hırsıma yenik düşüp hızımı yukarılarda tutmak isteseydim, belki yine bitiş çizgisini geçerdim ama en fazla 1 dk. oynardı. Karşılığında alacağım riske değer miydi? Bence hayır..

Bu bakımdan koşu kısımı da dayanımın ve kontrolün ön planda olduğu, hedeflediğime ulaştığım bir sonuçla tamamlandı.

5.RAKAMLARLA

1: Gölde su yutma sayım:)

2 : Yarış sonunda ikram edilen karpuzdan yediğim dilim sayısı:)

3. Annemin “Haydi Ümit” diye beni destekleme sayısı

4. Koşudaki git-gel tur sayısı

5.Bisiklette draft yaparak giden, yetişemediğim profesyonel atletlerin sayısı (5 li grup halindeydiler 🙂 )

6.Yüzmede çevresinden döndüğüm sarı duba sayısı

7.Yüzme etabında kalabalıkta yediğim tekme, tokat, kafa sayısı 🙂 (Daha fazla da olabilir 🙂 )

8.Bisiklet parkurunda attığım tur sayısı

9: Yarış sonunda, yaş kategorisindeki sıralamam.

 

6. TEŞEKKÜR

Bu yarışa gelene dek bana motivasyon, bilgi birikimi, tecrübe ve yönlendirme ile destek olan bir çok kişi var, aklıma gelenlerine müsadenizle hızlıca teşekkür etmek isterim:

Başından beri beni bilgi ve tecrübesiyle besleyen Seha Özden, aldığım bisikletten tüm gerekli parçaların siparişine kadar bana bıkmadan destek olan Emre Özalp, yarışa bir gün kala “yarışa gitmelisin” diye telkinde bulunarak beni yarışa katılmaya ikna eden Melike Cavcar ile Ayşegül Hicran olmak üzere beni destekleyen tüm Adım Adım Florya Çaylaklar ekibi, organizasyonda gönüllü desteklerini esirgemeyen Melih Işıkçı ve Nesrin Ercan ve tabi ki bana tüm yarış günü yanımda olarak destek olan annem ve babama teşekkürlerimi buradan da iletmek isterim.

Burada adını sayamadığım, beni süreç boyunca motivasyonlarıyla destekleyen herkese ayrıca teşekkürler.

Triatlon sporuna başlamayı düşünen arkadaşlara: kesinlikle yapın! Sorularınız olursa bana her zaman yazabilirsiniz.

Peki şimdi ne olacak, bitti mi? Ne bitmesi, yeni başlıyor. Ironman olmak bir süreç ve bu sürecin basamaklarını sizlerle emin adımlarla çıkmaya devam edeceğiz..

Sevgiler,

Ümit