yüzme

30. Samsung Kitalararasi Yüzme Yarisi

Posted on Updated on

Merhaba,

Triatlon ve maraton üzerine yazdigim bu blogda ilk defa bir acik su yüzme yarisini anlatacagim : Asya`dan Avrupa`ya yüzülen Istanbul Kitalararasi Yüzme Yarisi.

Istanbul bogazini gecmek benim icin tipki maraton kosmak gibi bir hayaldi. Bu hayalimi 22 Temmuz 2018 tarihinde gerceklestirdigim icin cok mutluyum.

Hazir anilar tazeyken, ertelemeden yazimi hazirlamak istedim. Bogazi yüzerek gecmek isteyenler icin iyi bir kilavuz olacagini dusunuyorum.

Nasil Katilirim?

1)Yarisin kayitlari Ocak ayinda aciliyor ve ilk kaydi olduktan sonra aday adayi oluyorsunuz.

http://bogazici.olimpiyatkomitesi.org.tr/Anasayfa

2) Sonrasinda Mart ayinin sonuna dek istenen saglik raporlarini Olimpiyat Komitesine kargoyla ulastirmaniz gerekiyor.

3) Kayit ve evraklariniz teyit edildikten sonra mayis ayi icerisinde bircok sehirde havuzlarda düzenlenen secme yarislarina katiliyorsunuz. Burada 800m yüzme dereceniz, yaris kontenjani ve yas gruplarina göre siralaniyor.

4) Eger yeterince hizli yüzmüsseniz yarisa katilmaya hak kazaniyorsunuz ve yaris kitlerinizi aldiginizda artik geriye kalan tek sey yaris sabahi kulaclarinizla bogazi gecmek oluyor 🙂

Gördügünüz gibi yarisa katilmak bile epey bir karmasik. Ancak bu sene 30`su düzenlenen bu yaris bence essiz güzellikte. Nasil olmasin? Istanbul`u yüzerek geciyorsun..

Hazirlik:

Aslinda prensip olarak kosu ya da triatlondan cok da farkli bir hazirlik sürecim olmadi. Mesafeleri yavasca arttirdigim tempo antrenmanlar, arada bir hizimi ve nefes performansimi arttirdigim intervaller ve tabi teknik diger disiplinlere göre daha önemli oldugu icin üzerinde epey zaman harcadigim kulac teknigim ve bacak calistirma egzersizlerim.

Berlin`de evime cok yakin bir yari olimpik havuzda düzenli antrenman yapma sansim oldu. Ayrica deniz suyu tecrübe etmek icin de Mayis ayi icinde Datca`da gecirdigim kisa tatili bir nevi yüzme kampina cevirerek yeterince tecrübe edindim.

Yaris Parkuru:

Parkuru en güzel özetledigini düsündügüm görseli ekliyorum:

2014-samsung-bogazici-kitalararasi-yuzme-yarisina-katilacaklar-belli-oldu-DHA-f147c0f51125a3ecfd02506232d7ee82-1-t

Görüldügü gibi yaris Anadolu yakasinda Kanlica`dan baslayip Avrupa yakasinda Kurucesme`de son buluyor. Parkurun uzunlugu yaklasik 6,5km.

Parkurda önemli olan en temel husus, akintilar! Aslinda yaristan bir gün önce komitenin düzenledigi ücretsiz vapur turunda bogazda bir tur yapip hem temiz hava almanizi hem de parkurda dikkat edilecek noktalari uzmanlardan ögrenmenizi tavsiye ederim.

Parkurda dikkat edilmesi gereken en temel 3 nokta:

  1. Suya Kanlica`dan atladiginizda direk FSM köprüsüne yönelmek yerine, karsiya (avrupa yakasina) dogru bir müddet yüzüp bogazin ortasindan gecen soguk akintiyi yakaladiktan sonra bogaz istikametine dönerseniz daha az eforla daha hizli bir gecis saglarsiniz.
  2. FSM köprüsünü gectikten sonra hep bogazin ortasinda kalmaya gayret ederek soguk akintidan yararlanmaniz ve kiyilara yakin olusan ters akintilara kesinlikle girmemeniz gerek!
  3. Bence en kritik yer: Artik sona dogru yaklastiginizda omzunuzun üzerinde Avrupa tarafinda Suada`yi gördükten sonra, ileride bitis noktasindaki iki adet sari balonun oldugu yere dogru 45 derecelik aci yaparak hizla yüzmeniz gerekiyor. Burada en önemli husus, fazla kiyidan yaklasip ters akintiya girmemek oldugu gibi, dönüsü geciktirip bogazin ortasindaki soguk ana akimin sizi Bogazici köprüsüne sürüklemesine de izin vermemek!

 

Yaris Sabahi:

Maratonun aksine yüzme öncesinde kahvaltida bir tercih yapmaniz gerekiyorsa bu “az yemek” olmali. Kalori ihtiyaciniz maraton ile kiyaslanmayacak seviyede. Yine de yeterince karbonhidrat tüketmek önemli. 3 saat önceden bir muz ve cok hafif kahvaltiyla cikiyorum yola. Yaris alanindaki kalabalik ister istemez heyecanlandiriyor. Yariscilarin yarisi yabanci. Rusya, Ingiltere, Ukrayna, Hollanda.. Yabancilarin secme sinavina girmediklerini ögrendigimde üzülüyorum, kendi ülkemizde Türk vatandaslar o kadar zorlu bir eleme sürecinden gecerken yabancilara bu ayricalik niye?

Kurucesmede`ki Cemil Topuzlu parkinda kurulan yaris alaninda bütün yüzücüler bir aradayiz.. Etrafima baktigimda o tanidik yüzler de yok, kosu camiasi gibi cevremizin cok da genis olmadigi bir disiplin.. 2.000 den fazla yüzücü oldugumuzu anons ediyorlar.

Yas grubuna göre 35 ve üzerine mor bone, altina ise turuncu bone veriliyor. Start siralmasinda önce turuncu boneler start aliyormus (böyle olmadi gerci 🙂 ).

Iki vapur ile kiyidan aliniyoruz. Önde turuncular, arkada biz yani morlar. Yolculuk basliyor. Istikamet Kanlica. Oradan denize atlayip baslangic noktamiza yüzerek geri dönecegiz!

Hava sicak, rüzgar hafif de olsa lodos. Ilerleyen 1-2 Saat icinde lodos artacak diyor vapurda sohbet ettigim tecrübeli bir yüzücü. Bu sebeple bitis noktasini görünce yönelmeyi biraz erteleyip lodos yüzünden ters akintiya girme riskinden kurtulmayi öneriyor.

YARIS:

Iki vapur icinde de bir insan seli , vapurun önune acilan platformdan atlamak icin acikta bulunan komitee heyeti ve yetkililerin bulundugu gemiden “yüzüklerin efendisi ikinci serisindeki migfer dibi borusu” benzeri ürkütücü bir ses ile start veriliyor:) Herkes chip okuyan matlarin önunden gecerek suya atlamaya basliyor. Allahim nasil bir heyecan!

30-samsung-bogazici-kitalararasi-yuzme-yarisi-sonuclandi-490459-5

Atlarken arkamdaki kisiyi sakayla karisik uyariyorum: “Üzerime atlama, yarisin sonunda bulurum seni!! :))”

Ve suya atladim…

Bekledigim kadar serin degil su, biraz da bulanik. Briefing de belirtildigi gibi 90 derece aciyla direk karsiya dogru cikis yapmak yerine, direk 45 derece aciyla FSM köprüsünün ortasini hizaliyorum kendime, kalabaligi takip ediyorum.

Ve basliyorum kulaclara..

Iki kulacta bir nefes alarak ve kontrollü..

Bacaklarimi cok yormadan, son dönuse enerji birakmak icin..

Iste! Yüzüyorum bogazda, hep o hayalini kurdugum yerdeyim!

Bogazin ortasindan gecerken bir anda su karariyor.. Ne kadar ürkütücü.. Hic bir sey görünmüyor.. Neyse Ümit asil kulaclara..

Köprüyü yaklasik 100m gectikten sonra söyle bir yukari kafami kaldiriyorum arkama dogru.. Köprüden gecen araclardan birisini teyzem sürüyor olabilir mi? Beni karsilamaya gelecekti.. Selam veriyorum icimden..

Sagimda Rumeli Hisari simdi.. Yüksek lisansimi yaptigim Bogazici Üniversitesi.. Soluma da bakiyorum arada ki; farkinda olmadan Asya tarafina yaklasmayayim.. Temel kural buydu cünkü: ana akinti yani soguk sudan ayrilma, su seni tasisin..

Bundan sonra hep ortada kalmaya calisarak, bogazin kivrimlarini da dikkate alarak kulaclara devam ediyorum..

Sagimda Bebek koyu solumda Kandilli cikintisi görünüyor simdi.. Biraz daha saga dogru kayarak, Kandilli tarafindaki olasi ters akintiya da girmemeye özen gösteriyorum. Hersey yolunda..

Bir ara durup kafami sudan cikartiyorum, amacim etrafi dinlemek ve ani hissetmek.. Ne kadar güzel.. Sagimda solumda bir cok insani görmek de rahatlik veriyor..

Solumda Kuleli Askeri Lisesi`ne dogru nizami bir selam veriyorum. Babamin ögrencilik yillari burada gecti..

Ne olduysa bundan sonra oldu. Önümde Bogazici Köprüsü giderek büyürken arkamda FSM köprüsü ufalirken, bir anda dalgalar cikti denizde. Lodos etkisini göstermeye basladi..

Sagimda solumda yüzenleri, dalgalarin da etkisiyle görememeye basladim.

“Sorun yok” dedim, yapmamiz gerekeni biliyoruz: Sag omzumda Suada`yi (Galatasaray Adasi) görünce yavasca sag kiyiya bitis cizgisinin oldugu (iki tane sari balon asilmis) yere yönecelegim.

Evdeki hesap carsiya uymadi! Suada`yi göremedim (gözlügün bugulu olmasi, odaklanamamam, dalgalar ya da dikkatsizlik.. Artik sebebi her neyse)

Bir süre daha, belki 3-5 dk. kulaclara devam ettim bogazi ortalayarak. Ama iyice issizlastigimi farkettim..

Tek tük insanlar vardi yakinlarimda artik..

Nihayet sari balonlari gördügümde baya uzakta olduklarini farkettim..

Sol arkamda Kuleli, sag arkamda Arnavutköy olacak sekilde balonlara dogru kulac atmaya basladim. 10-15 kulacta bir, kulac aralarinda kafami kaldirip yönümü tayin etmeyi hedefledim.

O an cok aci bir gercegi farkettim.. Balonlara olan uzakligim degismiyordu.. Fakat balonlari görüs acim her kafami sudan cikardigimda degisiyordu, balonlar sürekli sagimda kalmaya basladi.. Bu da su demek: ana akinti beni Bogazici köprüsüne dogru sürüklüyor!!

Bir anda farkettim ki solumda tamamen kocaman bir Bogazici köprüsü var ve ben akintiyla mücadele ederken balonlara yaklasamiyorum!

Biraz panik biraz da heyecanin etkisiyle akintiyla inatlasarak devam ettim kulac cekmeye. Birsey degismiyordu, ya da farkedilecek kadar degismiyordu.. Solumda köprü gittikce büyüyor 😦

Yaris öncesinde hikayesini cok duymustum bunun: dönusu kacirirsan solugu Moda sahilinde alirsin! Üstelik artik sahil güvenlik botlari yakinimdaydi: eger pes etme durumum olursa bonemi cikartip salladigimda beni sudan almaya gelecekler.

Pes etmek mi? Bana hic uygun bir eylem degil..

Yarim dakika kurbaga stiline dönerek durumu degerlendirdim, ne yapmam gerektigine hizlica karar vermem gerekiyordu. Akinti kuzeyden güneye olduguna göre ve ben artik finis noktasina ulasmak icin güneyden kuzeybatiya gideceksem, akintiyi yenme sansim hemen hemen yoktu. O an kendime hiza olarak bitis cizgisini degil, daha güneydeki bir noktayi (vapur iskelesi, eski reina ya dogru) aldim. “Kiyiya ne Kadar cabuk yaklasirsam, soguk akintidan kurtulurum ve sonrasinda da geriye dogru yüzerek (ters akintinin da destegiyle) bitis cizgisine ters yönden girerim” diye düsündüm.

Bu karari verdikten sonra geriye birsey kaldi: Kulac ve bacaklari tüm gücle calistirmak. Son derece tempolu ve senkronize bir sekilde sarildim kulaclara..

20-25 kulac sonra kafami kaldirdim, cok bir sey farketmedim.. Tekrar 20 kulac, nefesim yavastan aerobik > anaerobik gecisine basladi, yani nefes nefeseydim..

Bu sefer kafami kaldirdigimda yaklastigimi farkettim kiyiya, ise yariyordu!!

Hem akinti siddeti kiyiya yaklastikca azaliyor; hem ben tüm gücümle kulac cekiyordum..

Suyun isindigini farkettim, ana akintidan kurtulmustum..

Simdi fazla mesafe yaparak gectigim bitis noktasini geriye dogru kiyidan yüzmeye baslamistim.. Bu sefer ters akinti da destek verdi, lodos da..

Ve bitis cisgisine dogru dönmemle aslinda asil kalabaligin nerede oldugunu anlamam bir oldu 🙂

Izledigim parkurun asagidaki kirmizi cizgi gibi oldugunu tahmin ediyorum. Beyaz cizgi ideal durumu anlatirken, kirmizi cizgide benim nasil bir yol izledigimi göreceksiniz.

Untitled

Merdivenden cikis ve ufak bir bas dönmesi sonrasi havlumu alip, arkamdan cirpindigim rotaya dogru baktim: Benim gibi akintiya kapilanlar ayni mücadeleyi veriyorlardi. “Umarim basarirsiniz” dedim icimden.

Yaris sertifikami ve cantami biraktigim yerden aldim.

IMG_4781
Sürem 1 Saat 17 dakika. Ilk yarisim oldugu ve fazladan yüzdügüm mesafeleri düsünürsek bence fena degil 🙂
IMG_4820
Birinci falan degilim, tablo sürekli degisiyordu, böyle denk geldi :))

Bir hayalimi gerceklestirdim, Istanbul`u yüzerek gectim.

Ben de artik kitalararasi yüzücü ünvanina sahibim. Hem de dünyanin en güzel sehrinde..

Bu hayalimin gerceklesmesine vesile olan herkese tesekkür ederim.

Simdi önümüze bakma vakti.. Sirada Antalya Ironman 70.3 ve Istanbul Maratonu 42km var..

Yeniden görüsmek üzere, sevgiyle.

Ümit

Reklamlar

İznik Triatlonu 2016

Posted on Updated on

Aslında triatlon hazırlıklarına tam olarak 6 Eylül 2015 tarihinde başlamışım.

İnstagram’da daha önce yaptığım paylaşım bunun belgesidir 🙂  :

 

O tarihten itibaren aralıklı olarak yüzdüm, bisiklete bindim, koştum, arkadaşlarıma, abilerime danıştım, okudum ve sonunda nihayet an itibariyle bir triatlet olmayı başardım.

1)Hazırlık:

Ramazan ayından bir sonraki haftaya denk gelmesi nedeniyle yarışa ancak bayram sabahı itibariyle 1 haftalık sıkı bir hazırlık programıyla hazırlandım. Ancak bu demek değil ki, 1 haftalık hazırlık triatlon yapmaya yeterli! Söylediğim gibi altyapıyı Eylül 2015’ten bu yana oluşturmaya başlamıştım. Bu son hafta biraz da performansı arttırmaya yönelik tempo ve interval çalışmalarından oluşuyordu.

Yarıştan 4, 7 ve 10 gün önce bisiklet ve koşu mesafelerini birebir simüle ederek antrenman yaptım (20 km bisikletten inip 5 km koştum). Yüzmeyi buna entegre etmek şehirde zor olduğundan, ve Ramazan ayı boyunca yüzemediğimden de bu yaklaşık 10 günlük süre içinde de 4-5 defa 1.000m mesafesinde yüzdüm.

Özellikle sıcak havalarda kendimi test ettim ki yarışta neye uğradığımı şaşırmayayım 🙂 Bilmenizi isterim ki tempolu bir bisikletten inip koşmak ciddi dayanım gerektiriyor. Hem fizyolojik, hem fiziksel hem de psikolojik olarak.

2)Yarış Öncesi:

15 Temmuz günü akşamı yaşadığımız ve aslında halen devam etmekte olan zorlu günler nedeniyle yarışa katılmamayı düşünüyordum. Zaten psikolojik olarak bunu düşünebilecek durumda da değildim. Ama bunu farketmiş olacak ki, Florya Çaylaklar’dan Melike’nin telefondaki ikna süreciyle kendimi (Cumartesi günü olan teknik komite toplantısına gidemesem de) Pazar sabahı İznik yolunda buldum.

Bisikletin ön tekerliğini çıkartmama rağmen bagaja sığmayınca arka koltuğa koymak durumunda kaldım. Annem arkada oturduğu için bisikletimle koyun koyuna gittiler:)

Ama sadece bisiklet mi? Bir triatlonda yarışmak istiyorsanız en azından öncesinde hazırlamanız gereken şeyler:

  • Bisiklet
  • Kask
  • Triatlon kıyafeti
  • Koşu ayakkabısı
  • Bisiklet ayakkabısı (olmazsa da oluyor, ben ilk yarışıma yetiştiremedim)
  • Yüzücü gözlüğü
  • Bone
  • Bisiklet gözlüğü
  • Triatlon lisansı
  • Değişim alanlarında kullanılacak havlu, çorap, vs..

Ama gözünüz korkmasın, başta uğraştırsa da yarışta değdiğini anlıyorsunuz.

Ben bu kontrol listesini hepsini tamamlayarak yarıştan bir saat önce yarış alanına varmıştım.

Öğlen 38 derece sıcakta, öncesinde inceleme fırsatım bile olmayan bir parkurda, ilk defa katıldığım bir branşta ve ülke gündeminin yarattığı olumsuz atmosferde yarışacaktım.

Kayıt için görevliler beklememizi söyledi. Ben de en büyük destekçim ailemle beklemeye koyuldum:

IMG_9680
Annemle kayıt için beklerken. Fotoğrafı çeken gizli kahraman ise babam 🙂

 

Kayıt masasında bisiklette selenin altına ve kaskın önüne yapıştırılmak üzere birer tane sticker numara verildi. Aynı numaralar keçeli kalemle kollarımıza ve bacaklarımıza işlendi. Çipleri de ayak bileğimize sarıp yapışkanla sabitledik.

Bisiklet lastiklerimin basıncı çok düşmüştü, neyse ki hızlıca bu sorunun da üstesinden geldik:

DSCN1890
Eski Federasyon görevlisi ve triatlon gönüllüsü Melih Işıkçı Abi lastikleri şişirmek için pompa bulmama yardımcı oldu.

 

Değişim alanına gidip bisiklet, kask, koşu ayakkabısı gibi birçok malzemeyi, 771 numaralı, bana tahsis edilmiş noktaya yerleştirdim.

CIMG3741
Değişim alanına yarıştan önce gerekli eşyaları bırakıyorsunuz. Buraya yarışta iki defa girip çıkıyorsunuz. 1.si yüzmeden bisiklet etabına geçerken. 2.si ise bisikletten koşu etabına geçerken. Burada harcadığınız süre de toplam zamana dahil ediliyor.

 

 

Triatlon kıyafetimi yarıştan 15 dk. öncesine kadar yarı açık bıraktım ki erken bunalmayayım.

CIMG3730
Değişim alanında bisiklet, kaskım ve ayakkabılarımla diğer eşyaları yerleştirdikten sonra etrafı incelemeye başladım.

 

 

Kısa da olsa bir vaktim olduğunu farkedince hem gözlüğü denemek hem de suya alışmak için kendimi bir kaç saniyeliğine İznik Gölü’ne bıraktım:

CIMG3733
İznik Gölü, yarış öncesi suya alışma. Dalga yoktu ve etraf sakindi, havuza göre gölde daha fazla kaldırma kuvveti var gibi hissettim. Son olarak su çok bulanıktı.

 

3)YARIŞ:

Yarışı doğal olarak üçe ayıracağım:)

  • YÜZME

Yüzmeyi en iyi özetleyen kelime : TEMKİNLİ

Strateji yüzme kısmında basitti. Yüzme disiplini en zayıf ve en yeni olduğum alan olduğu için nabzımı çok yükseltmeyecek ve sağ salim bitirmeyi hedefleyecektim. İlk 100 m ortama alışmayı planladım.

Yarış başlarken tüm yaş grupları yanyana gelince anladım ki, zaten istesem de hızlı olamam! O kadar kalabalık bir grup içiçe aynı anda göle girdi ki, bir sağdan bir soldan tekme tokat yiyerek, biraz endişeyle, biraz da kontrollü bata çıka başladım yarışa.

CIMG3734
Bu fotoğraf ilk tur bitip ikinci tur başladıktan sonra çekilmiş. Yani yarışın ilk anındaki kalabalığı siz hesap edin..

 

Sarı duba dönüşlerinde ilk başta dayak yememek için dışarıdan alıp yüzme disiplinimi bozmadan dönmeye çalıştım, baktım ki çok vakit kaybediyorum. Sonraki dönüşleri içeriden yavaşça kurbağalayarak eksen merkezinde dönmek istesem de bu sefer de arkadan tekme yemeye başladım 🙂 Anladım ki böyle dayak yiyerek bitecek bu yarış. Son 200m dışında yarışı istediğim ritm ve disiplinde yüzemedim bu sebeple.

Saatim nedense triatlon modundan çıktığı için yüzme derecemi göremedim. Sonradan öğrendim ki parkur normalden daha kısaymış (Tahminimce 100m kadar)

CIMG3740
Yüzme etabının çıkışı. Değişim alanına gidip bisiklet malzemelerini alıp yola çıkmak üzere..

 

  • BİSİKLET:

Madem yüzmeye bir isim taktık buraya da DİSİPLİN diyelim.

Yüzmeden çıkıp değişim noktasına geldiğimde az kalsın sepet içindeki gözlüğümü unutuyordum, dönüp almak isteyince en az 1 dk. kaybettim. Ama iyi ki almışım, sıcak ve rüzgarda güneşin altında 30-35 km /s bandında lensli gözlerle işim zorlaşırdı.

IMG_9684
Parkurun bir çok yeri parke ya da mıcırlı düzeyden oluşuyordu. 90 derece dönüşleri de ayrı bir tehlikeydi.

Değişim noktasında aldığım snickers tan bir parça kopardım ki bisiklet gibi karbonhidrat emici bir etap öncesi biraz depolama yapayım. Ancak şeker tadı, sıcağın da etkisiyle ikinci parçayı almamı engelledi. Üzerine su içerek kısmen rahatladım.

Parkuru hiç tanımadığım için ilk tur kontrollü çıktım. İlk turun (2,5km) sonunda saatime baktığımda 32 km/s ortalama hız yazıyordu. Bu sürat beklentimin üzerindeydi çünkü parkurda çok yavaşlamak zorunda olduğum yer vardı. İkinci tura daha özgüvenli çıktım.

FullSizeRender
Draft yapmak (peşpeşe gitmek) serbest olduğu için rüzgara karşı bir grupla gitmeye çalışsam da bisiklet parkurunda genellikle yalnız kaldım

 

Parkurda 90 derecelik 2-3 keskin dönüş vardı. Onun dışında ufak dönüşler de var. Zeminin durumunu da düşününce herhangi bir kaza olmadan yarışın bitmiş olması çok sevindirici.

IMG_9679

Parkur 8 kere aynı daire etrafında dolaşılarak toplamda 20,8 km tamamlanıyordu. Yani standart sprint triatlon mesafesinden yaklaşık 1km daha fazla.

Her dönüşte saatime bakıp kontrollü devam ettim, tur sayısını bir ara karıştırır gibi olsam da saatteki mesafe imdadıma yetişti.

Her turda üçer yudum su alarak dehidrasyona önlem aldım, çok da içmeyerek rahatsız olmanın önüne geçtim.

Değişim alanına girerken durumdan memnundum. Yarışa bisiklet için kilitli ayakkabı ve pedalım yetişmemişti. O yüzden bisiklet etabını zaten koşu ayakkabılarımla bitirdiğimden ayakkabı değişimi yapmama gerek kalmadı. Sadece kaskımı çıkarıp, bisikletimi astıktan sonra koşu parkuruna giriş yaptım.

  • KOŞU:

Koşu kısmı için seçeceğim kelime ise DAYANIM olurdu.

Bisikletten inince koşmaya başlamak büyük bir mesele. Aynı kas gruplarını bu sefer farklı şekilde zorlayınca, kas mekanizması neye uğradığını şaşıyor. Göreceli yavaşlamış olmak da insana sürünüyor hissi veriyor. Üzerine bir de öğlen sıcağındaki 38 derece ve nemli hava eklenince..

IMG_9678
Koşu parkuru 4 tur git- gel şeklinde 5km ve komple asfalttı.

İlk turu hızlı koştuğumu ve nabzımın yükseldiğini farkedince 2. ve 3. turda kademeli olarak tempomu düşürdüm. Çünkü bu tip anlarda, biraz hızlanmak süre olarak çok bir değişiklik yaratmasa da kalp ritminizi ve kas sisteminizi çökertip yarışa havlu bile atmanıza yol açabilir.

Son turda ise, kendime daha kapasitemin olduğunu ıspatlarcasına 15km/s (4’00” pace) civarında bir hızla koşarak yarışı bitirdim.

IMG_9699
Bitiş çizgisi..Yüzümü ıslatırken düşen gözlüğü bu sefer bırakmaya karar verdim 🙂

Yarışı kendi yaş kategorimde 9. olarak, toplam 1 saat 17 dakikada tamamladım.

Capture
Yarış Sonuçları: Yüzme 13 dk, bisiklet 40 dk., koşu 21 dk., T1 ve T2 değişim süreleri 3dk. civarı.

 

DSCN1903
Yarış bitiminde karpuz ikram edilmesi pek bir hoşuma gitti..:)

 

4)ANALİZ

  • Yüzme

Yüzme etabında maalesef sebebini bilemediğim bir durumdan ötürü saatimden doğru bilgiyi alamadım. 750m den yaklaşık 100m kısa olduğunu tahmin ettiğim parkurda, ilk yarışa göre hedeflediğim şekilde nabzımı %85 civarında koruyup, olabildiğince dayak yemeden! :), bisiklet etabına geçmeyi başardım.

İlk 100m tekme tokat şeklinde, sonrası da bulanık suda sürekli yönü tespit etmeye çalışarak kafamı sudan çıkararak geçtiğim etapta, istediğime ulaştım.

Tabi ki bu, yüzmenin en zayıf olduğum disiplin olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Çalışacağız..

  • Bisiklet

Bisiklet parkuru normalden (20km) yaklaşık 1 km daha uzundu.

Capture
Her bir satır 5km lik mesafeyi özetliyor ( 5. satır kalan 1km yi) Koyu yazılmış son satır da tüm etabın ortalama değerlerini.. Kadans değerlerimin de (dakikada pedalı çevirme sayısı) 80 bandına yakın olması antrenman planıma sadık kaldığımı gösteriyor

Yukarıdaki tabloda iki önemli detay var. Birincisi hemen hemen her 5km. lik turda hızımın sabit olması ( Bu gereksiz nabız fırlaması olmadığını gösterir) İkincisi ise nispeten yüksek kadansta bu hızlara ulaşmış olmam ki yüksek kadans, normalde sürdüğüm vites aralığından biraz daha düşük viteslerde sürüş yaptığımı gösteriyor. Bunun sebebi ise aşağıda:

Capture
Bisiklet parkuru küçük bir alanda sürekli dönüşlerden ibaret olduğu için sürekli yavaşlamak zorunda kalınca düşük viteste kadansı yüksek tutarak hızlı toparlamaya çalıştım.

Yine de bir çok dönüşte de gereksiz yavaşlamamak için virajı olabildiğince dıştan ve fren yapmadan, yolu keserek almaya çalıştım ve bazı yerlerde hızımı tekrar kazanmak için vitesi düşürmeyip ayakta hızlandım. Bu iki senaryo arasında, hissiyata göre karar verilmesi gerekiyor.

Genel olarak başarılı, 33km/h civarı ortalama hızla bitirdiğim parkurdan koşuya da gerekli enerjiyi rezerve ederek ayrıldım. Yani bisiklet benim için istediğim gibi geçmişti.

  • Koşu

Koşu parkurunun olması gerekenden (5km) yaklaşık 500m. kadar kısa olduğunu söyleyeyim.

Her parkurun standart mesafelerden neden farklı olduğu konusunu anlamış değilim açıkçası 🙂

Capture

Yukarıdaki grafikten görüleceği üzere, ilk başlarda 4 pace civarına yakın tutunmaya çalıştığım, ancak bisikletin kümüle yorgunluk etkisi ile güneşin altındaki aşırı sıcak faktörü biraraya gelince, bilinçli olarak hızımı son tura kadar yavaşlattığım görülüyor.

Ve yine grafikten anlaşılıyor ki son tur başladıktan sonra hızımı bitiş çizgisine kadar belirgin bir deparla arttırmışım. Buradaki keskin hızlanış, aslında 2. ve 4. km arasında perforansımı tam olarak zorlamadığımı gösteriyor.  Bu ise yazının başlarında açıkladığım gibi, riske girmeyip, hızımı 0’10-15″ pace düşük tutup garantilemek düşüncemden kaynaklıydı. Eğer hırsıma yenik düşüp hızımı yukarılarda tutmak isteseydim, belki yine bitiş çizgisini geçerdim ama en fazla 1 dk. oynardı. Karşılığında alacağım riske değer miydi? Bence hayır..

Bu bakımdan koşu kısımı da dayanımın ve kontrolün ön planda olduğu, hedeflediğime ulaştığım bir sonuçla tamamlandı.

5.RAKAMLARLA

1: Gölde su yutma sayım:)

2 : Yarış sonunda ikram edilen karpuzdan yediğim dilim sayısı:)

3. Annemin “Haydi Ümit” diye beni destekleme sayısı

4. Koşudaki git-gel tur sayısı

5.Bisiklette draft yaparak giden, yetişemediğim profesyonel atletlerin sayısı (5 li grup halindeydiler 🙂 )

6.Yüzmede çevresinden döndüğüm sarı duba sayısı

7.Yüzme etabında kalabalıkta yediğim tekme, tokat, kafa sayısı 🙂 (Daha fazla da olabilir 🙂 )

8.Bisiklet parkurunda attığım tur sayısı

9: Yarış sonunda, yaş kategorisindeki sıralamam.

 

6. TEŞEKKÜR

Bu yarışa gelene dek bana motivasyon, bilgi birikimi, tecrübe ve yönlendirme ile destek olan bir çok kişi var, aklıma gelenlerine müsadenizle hızlıca teşekkür etmek isterim:

Başından beri beni bilgi ve tecrübesiyle besleyen Seha Özden, aldığım bisikletten tüm gerekli parçaların siparişine kadar bana bıkmadan destek olan Emre Özalp, yarışa bir gün kala “yarışa gitmelisin” diye telkinde bulunarak beni yarışa katılmaya ikna eden Melike Cavcar ile Ayşegül Hicran olmak üzere beni destekleyen tüm Adım Adım Florya Çaylaklar ekibi, organizasyonda gönüllü desteklerini esirgemeyen Melih Işıkçı ve Nesrin Ercan ve tabi ki bana tüm yarış günü yanımda olarak destek olan annem ve babama teşekkürlerimi buradan da iletmek isterim.

Burada adını sayamadığım, beni süreç boyunca motivasyonlarıyla destekleyen herkese ayrıca teşekkürler.

Triatlon sporuna başlamayı düşünen arkadaşlara: kesinlikle yapın! Sorularınız olursa bana her zaman yazabilirsiniz.

Peki şimdi ne olacak, bitti mi? Ne bitmesi, yeni başlıyor. Ironman olmak bir süreç ve bu sürecin basamaklarını sizlerle emin adımlarla çıkmaya devam edeceğiz..

Sevgiler,

Ümit

Gloria Ironman 70.3’e Doğru..

Posted on Updated on

Uzun bir süredir yazmamışım..

Üstelik son yazımdaki bazı bilgiler güncelliğini yitirmiş ve bazı hedeflerim değişmiş:

14 Mayıs’ta katılmayı planladığım yarışa aşilimdeki sakatlık nedeniyle hazırlanmama kararı aldım ve onun yerine Ekim ayında Türkiye’de ikinci kez düzenlenecek olan Ironman 70.3 yarışına katılmaya karar verdim. Bu müsabakada durmadan 2km yüzüp, 90km bisiklet sürüp son olarak da 21K koşarak yarışı tamamlamanız gerekiyor.

Bunun için de bir çok hazırlık programında yazılan “base” yani öncelikle temeli oluşturmak denilen peryotta hazırlıklarıma başladım. Şu andaki temel amacım (özellikle yeni olduğum yüzme ve bisiklette) mesafeleri yavaşça arttırarak, çok fazla hız antrenmanı yapmadan, kaslarımı geliştirmek ve vücüt hücrelerinin kasılmada ihtiyaç duyduğu mitokondori sayısını ve çalışma verimini arttırmak. Tabi ki bir yandan da oksijenli solunum kapasitesini geliştirmek.

Bu dönemde benim için en büyük kazanım bisiklet oldu, çocukluğumdan sonra uzun bir dönem boyunca bisiklete hiç binmemiştim ne de olsa..

BİSİKLET:

Hani derler ya, kaslar unutmaz diye, işte öyle birşeydi benim bisiklet tecrübem. Öncelikle şunu belirteyim, aldığım bisiklet Schimano 105 grup sete sahip, karbon maşa ve aluminyum kadrodan oluşan, incecik lastikleriyle hız için tasarlanmış, kendi sınıfında mütevazi bir kalitede yarış bisikleti. Ironman yarışına herkes kendi bisikletiyle katılılıyor. Bu yüzden daha bisiklet alırken başlıyor aslında yarış..

Bisikleti alınca iş bitmiyor, aslında yeni başlıyor. Kaskı, forması, rüzgarlığı, eldiveni, gözlüğü diye uzayan bir liste var…

Ama en önemlisi, eğer İstanbul’da yaşıyorsanız, bisiklet antrenmanı yapabileceğiniz bir yer bulmak! Bu bisikletlerde amortisör de bulunmadığı için tek alternatifiniz yollarda pedallamak, pürüzlü yüzeyler maalesef canınızı (poponuzu 🙂 ) biraz acıtabiliyor. Maalesef yürüyüşe açık sahillerde bu bisikletlerde hız yapmanız hem yol kalitesi hem de insanların saygısızlığı nedeniyle zor. Yine de yarış için olmasa da keyif için şehir ya da dağ bisikletinizle Florya- Yeşilköy sahilinde bisikletler için ayrılmış bir parkur var, deniz kenarında pedal çevirmekten çok keyif alacağınıza eminim:

IMG_9380
Florya-Yeşilköy sahlindeki bisiklet parkuru. Görünüşe aldanmayın pek boş olmuyor :))

 

Yazının devamını oku »